Vicdan ve utanma duygusu

İnsanı gerçekten tehlikeli yapan şey nedir? Güç mü, öfke mi, hırs mı? Bana sorarsanız hayır. En tehlikeli insan tipi, utanma duygusunu yitirmiş ve vicdanı körelmiş olandır.

Abone Ol


Çünkü utanma duygusu, insanın içindeki görünmez frendir. Yanlış yaptığında yüzünü kızartan, haddini hatırlatan, ''Dur, bu kadarı fazla'' dedirten o iç sestir.

Vicdan ise insanın karanlıkta bile kendinden saklanamadığı aynasıdır.

İşte bu iki duygu ortadan kalktığında, geriye sınır tanımayan bir karakter kalır.

Düşünün bir kere…

Bir insan utanmıyorsa, yalan söylemek onun için sıradan bir refleks haline gelir. Hem de öyle küçük, masum yalanlar değil; gözünüzün içine baka baka, hiç tereddüt etmeden, sizi bile kendi yalanına inandıracak kadar rahat söylenen yalanlar…

Çünkü mahcubiyet yoktur. Yakalanma korkusu değil, utanma duygusunun eksikliği belirleyicidir burada.

Başarısız olduğu halde kendini büyük bir başarı hikâyesi gibi pazarlayan insanlar vardır.

Her şeyi ''ben yaptım'' der, herkes ona borçludur sanki.

Eleştiriye tahammülü yoktur ama övgüye doymak bilmez. Çünkü vicdan sustuğunda, insan kendini kandırmayı da ustalıkla öğrenir.

Asıl korkutucu olan ise şu:

Bu insanlar son derece karizmatik, ikna kabiliyeti yüksek, sosyal ve başarılı görünür.

İnsanları etkilemeyi iyi bilirler. Sorun da burada başlar zaten. Çünkü zarar çoğu zaman bağırarak değil, gülümseyerek gelir.

Hele bir de böyleleri yönetici koltuğuna oturursa…

İşte orada gerçekten ''eyvah'' demek gerekir.

Yetki ile vicdansızlık birleştiğinde ortaya sadece adaletsizlik çıkmaz; aynı zamanda korku, baskı ve büyük bir yıkım da çıkar.

Kendi hatasını asla kabul etmeyen, suçu hep başkasına atan, insanları harcarken tek bir gece bile uykusu kaçmayan yöneticiler…

İşte toplumun en sessiz ama en derin yaraları buradan açılır.

Utanma duygusunu kaybetmiş, vicdanını susturmuş insanlardan korkmak gerekir. Çünkü onlar için sınır yoktur. Sınırı olmayan insandan ise her şey beklenir.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">