Kürt meselesinin çözümü için yürütülen süreçle birlikte bölgedeki güvenlik ortamının iyileşmesi, yıllardır sivillere kapalı olan dağ ve vadilerin yolunu yeniden açıldı.
Diyarbakır merkezli birçok yürüyüş grubu, son aylarda hem hafta sonları hem de tatil dönemlerinde Diyarbakır, Muş, Bitlis, Tunceli ve Mardin çevresindeki doğal alanlara turlar düzenlemeye başladı. Katılımın giderek arttığı bu etkinliklere her hafta yüzlerce doğasever katılıyor.
Eskiden yalnızca çatışma görüntüleriyle anılan bölgelerin şimdi doğa severlerle buluştuğunu belirten yürüyüş grupları, yıllarca kapalı kalan bu güzergâhların etkileyici manzaralarıyla ziyaretçileri adeta büyülediğini ifade ediyor.
Şelaleler, dağ zirveleri, derin vadiler ve daha önce yalnızca fotoğraflardan bilinen birçok doğal oluşum, bölge halkı da dahil olmak üzere pek çok kişi tarafından ilk kez yakından görülüyor.
PKK’nın Türkiye sınırları içindeki mensuplarını Irak’a çektiğini açıklamasıyla birlikte bölgede güvenlik riskinin ortadan kalkması, turlara olan ilgiyi her geçen gün artırdı. Daha önce yalnızca yaz aylarında, nispeten güvenli sayılan güzergâhlarda yapılan doğa yürüyüşleri artık dört mevsim düzenleniyor.
Doğa yürüyüşçüleri, eskiden yanına bile yaklaşamadıkları alanlara girmek için artık izin almadan ve sadece bazı bölgeler için ilgili güvenlik birimlerine bildirimde bulanarak gidiyor.
Doğaseverler, uzun yıllar boyunca ulaşamadıkları bu alanlarda karşılaştıkları manzaralar karşısında büyük bir hayranlık duyduklarını dile getiriyor. Dağların zirvesine çıkan, vadilerin derinliklerine inen veya buz gibi suların aktığı şelalelere ulaşan katılımcılar, bölgenin doğal güzelliklerinin beklediklerinin çok üzerinde olduğunu söylüyor.
Bölgedeki tur rehberleri ve sivil toplum kuruluşları, çözüm sürecinin sadece huzuru değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel canlanmayı da beraberinde getirdiğini belirtiyor.
Doğa turizminin bu hızla gelişmeye devam etmesi halinde, bölgenin Türkiye’nin en önemli ekoturizm destinasyonlarından biri haline gelebileceği ifade ediliyor.
İyileşen güvenlik ortamı sayesinde bölge, uzun yılların ardından yeniden doğa ile barışıyor; dağlar, vadiler ve akarsular çok daha fazla insanı ağırlamaya hazırlanıyor.