Süphan dağının başı sislidir

Ankara Kuğulu parkta 2022 yılının bir sonbahar günü. Tarih öğretmeni Liseden arkadaşım olan Hamdi ve eşi Fulya’ya düşen yaprakları gösterip Sonbahar geldi diyorum.

Abone Ol

Fulya’nın yanıtı Edebiyat öğretmeni olmasından kaynaklı bir kadın olarak Sonbahara farklı baktığından biraz şiirimsi biraz duygusal hezeyanlarla doluydu. “Sonbahar bir şiir okuma mevsimi denilse de bana göre yazılmış edebi şiirleri anlama ve onların içindeki sırların çözülme zamanıdır. Güneş ara sıra yüzünü gösterse de sonbahar, Yazın coşkusunu hüzünlü bir iç dengesizliğe terk etme mevsimidir. Sonbahar bir trende yolculuk ederken, pencereden akıp giden ağaçlara bakıp hayatın böyle geçtiğini anlamaktır.”

Dostlarla pastanede edebiyat soslu yaş pasta ile limonatalı bir buluşmanın tadı ancak böyle çıkardı. Mardinli Hamdi bana ve eşime sürpriz yapıyor dört kişiyiz ve 4 bilet aldım. Sizleri bugün sizleri tiyatroya davet ediyorum. Hangi tiyatro diye sorunca Ankara’daki Akün Sahnesi’nde misafir tiyatro olarak Van Devlet tiyatrosunun geldiğini Bir aşk destanı olan “Siyabend û Xecê” oynanacağını söylediler. Ankara’da bu turne biletleri bizim için altın kıymetindeydi.

Alageyik Destanı’na benzer yönleri olsa da .okuduğum ilk Kürt destanı olması nedeniyle heyecanlandım Daha önce başrolünde Tarık Akan oynadığı filmini görmüştüm. Bakalım tiyatroya nasıl uyarlanmış merak ettim. Senaryosu Cem. Düzova'ya aitti. Van Devlet Tiyatrosunun tek perdelik oyunuydu.

Siyasi açıdan kutuplaşmış ve günümüzde kimlik kavgalarının devam ettiği bir dönemde 2022 yılında Ankara’da üstelik de her sanat sezonu boyunca yalnızca batı tiyatrosuna ait Molier'ler Çehovlar'lar Beckett'lerin sahneye konulduğu kült eserlerin sahnelendiği Akün'de Kürt edebiyatına ait bir destanın sahnelenmesi sanatın ve tiyatronun birleştirici, kucaklayıcı olduğunu başkentlilerin alkışlamalarından anladım.

Oyun hem öksüz hem yetim büyüyen Siyabend'in Süphan dağında geçen yaşam öyküsünü ve Xece ile olan aşkını destansı bir biçimde anlatıyor. Klasik senaryo olarak köylü genç ile bey kızının imkânsız aşkını anlatsa da o kültürün bir parçası iseniz sizi cezbediyor.

Oyuncular, dekor, koreografi ve müzisyenler sayesinde çok başarılıydı. Tiyatro hem neşeli hem hüzünlü ilerliyor ama ağırlıklı olarak duygusal. Müzikal ve koreografi destan tarzına yakın hareketli bir oyundu. Oyun başlar başlamaz güzel sesli genç bir dengbej öyle bir girdi ki Kürtçe bilmeyenlerin bile tüyleri diken diken oldu.

Dağ dekoru çok etkileyici idi. Ön sırada olan bizler şanslıydık. Oyunun düğün kısmında davul zurna çıktı oyuncular en öndeki seyircileri Gowend bilenleri davet ettiler Bingöllü arkadaşım Hamdi ve Samsunlu eşi Fulya için unutulmaz bir anı oldu. Dengbejin sesi ve orkestranın müzikleri uyumluydu. Özellikle Xece'nin ağladığı, damadın sinirlendiği ve Xece'nin abisinin de bağırdığı yerde gerilimi tam yansıtmadılar diye düşünüyorum. Yıllardır süregelen etnik ayrılıkçılığın anlamsızlığını izleyenler anladı. İnsanlar inançlarıyla, alışkanlıklarıyla, gelenekleriyle yaşar ve ölür. Hiçbir kültür arı, saf, temiz, kendine münhasır, kendi özünü kendi içinde taşıyan bir bütün değildir, zaten olamazda. Bu kültür Anadolu halklarının ortak mirasıdır. Kültürün sürekli bir etkileşim hali olması kaçınılmazdır.

Van devlet tiyatrosu bünyesinde çalışan bütün ekip üyeleri çok enerjiklerdi. Gerçekten müthiş bir oyun ortaya koymuşlardı. Çok geniş bir kadrosu vardı. Kesinlikle devlet Tiyatroları’nın yerli klasikler listesine girmesi gereken bir tiyatroydu.

Benzer kulvarda Diyarbakır Devlet Tiyatrosunda seyrettiğim “Mem û zin” oyunu ile kıyaslarsam bana ikinciliğe düşer gibi geldi. Bu son cümleme çok kıymet vermeyiniz. Neticede sanat eleştirmeni gibi bir misyonum yok. Sadece izleyiciyim.

Orijinal adı Diyamend ibnü'l-edğal olan “Siyabend û Xecê”.kitabı Muhammed Said ramazan el-buti kaleme alıyor. Gerçek bir hayat hikâyesinin nesiller boyunca sözlü olarak aktarılmasından sonra yazar onu ölümsüzleştirmek amacıyla yazıya döküyor. Abdülhadi Timurtaş tarafından çevirisi yapılan eserin kitabı birçok dilde yayınlanmıştır.

Senaryosunu Hüseyin Erdem’in yazıp yönetmenliğini Şahin Gök’ün yaptığı 1991 yapımı film Oyuncu kadrosunda Tarık Akan, Mine Çayıroğlu, Menderes Samancılar, Murat Soydan, Kazım Kartal, Yaman Okay, Yılmaz Erdoğan gibi birçok önemli isim yer aldı.

Doğduğu günden beri Günyüzü görmeyen ana karakteri siyabend'in hayat hikâyesini konu alınıyor. Kürt Romeo ve Jüliet'i olarak da anılan destandan uyarlanan film, Siyabend ile xece isimli iki Kürt gencin aşkını anlatmaktadır. Fimin sonlarına doğru yüreklerimizin derinliklerine yapılan ince dokunuşlarla Van Çatak ilçesine doğru kısa bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Siyabend û Xecê. Bir aşk destanı, Kürtlerde yüzyıllardır süregelen bir geleneğin dengbejliğin günümüze taşıdığı sözlü edebiyat kültürünün en güzel örneklerinden biri. 1991 yılında sinemaya uyarlanmıştır. Filmde hikâye dengbêjlerin anlatımlarına göre biraz farklılık gösterir.

Süphan dağı’nın kuş uçmaz kervan geçmez yamaçlarında avcı bir genç gezinirdi. Adı Siyabend’di. Aslen Silivi köyündendi. Bu yüzden her kes ona Silivi’li Siyabend derdi.Avcıların içinde en cesaretli en atılgan en yakışıklı olan Siyabend’in gönlü Xecê’de idi. Xecê de oldukça güzel bir kızdı. Güzelliği bölgede herkesin dilinde idi. Görenler ondan başka bir şey konuşmaz, Yakışıklı olması Siyabendin Xecê’yi istemesine yetmiyor, fukaralık boynunu büküyordu. Bu nedenle Xecê’yi isteyemiyor, aşkı ile için için yanıyordu. Çünkü Xecê’nin başlığı dönemin en yüksek bedeli idi ve bu da Siyabend’in gücünün çok ötesinde idi

Van'ın çatak ilçesinde çekilen film dönemine göre sakıncalı bulunduğu için Türkçe çekilip, üzerine Kürtçe dublaj yapılmıştır. Filmin yapımcısının gözaltına alındığı, set ekibinin dağıtıldığı bu film, Almanya’ya kaçırılmış ve çekiminin üzerinden 20 yıl sonra Türkiye’de yayınlanabilmiştir. Film, dönemin siyasi şartları dolayısıyla vizyona hiç girememiş. Filmin oyuncuları bile filmi izleyememiş. van'ın çatak ilçesinde çekimlerin sonuna gelinmişken yapımcı Senar Turgut tutuklanıyor, film ekibi dağılıyor, oyuncular İstanbul’a dönüyor. Bu arada set ekibinden iki kişi filmin negatiflerini yurtdışına kaçırmayı başarıyor. Yapımcı, iki ay sonra cezaevinden çıkınca ekibi toplayarak Toroslar ‘da filmin tamamlanmasını sağlıyor. Türkçe çekilen film, üzerine Kürtçe dublaj yapılarak önce Almanya’da sonrasında Brezilya’da bile yayımlanıyor ama Türkiye’de gösterime giremiyor.

Dilerseniz destandan dramatik bir bölümle yazımızı bitirelim. Uzun süre Siyabend dönmeyince Xecê meraklanır. O’nu aramaya başlar. Geyiklerin yanında göremez. Endişelenir. Siyabend’in başına bir hal geldiğini anlar. Derenin dibine doğru aramalarını sürdürürken derinlerden bir inilti duyar. İniltiye doğru koştuğunda da,acı manzara ie karşılaşır. Siyabend’in uçurumdan düştüğü yerde kocaman bir dal parçası sırtından girip göğsünden çıkmıştır..

Ne yapar, ne eder sevdiğini uçurum dibinden çıkaramaz. Ağlar, dövünür, çığlık çığlığa kalır. Siyabend kendisini bırakmasını, yoluna devam etmesini istese de, Xecê kabul etmez, sevdiğinin peşinden kendisini boşluğa bırakır, aynı dalda, göğsünden yaralı olarak asılı kalır.

Hikaye burada biter ve denilir ki Siyabend û Xecê'nin mezarları başında her bahar iki gül biter, gülün arasında ise siyah dikenleri olan bir deve dikeni boy atar.

Xecê bu acı manzara karşısında söyler:

Serê çiyayê Sîpanê Xelatê bi mij e

Kê dîtiye, kê bînaye

Ku nêçir, nêçirvan bikuje

Gakûviyo, te strudirêjo weke bejna

Çawan te ji hev kir destê jin û mêro

Strudirêjo weke dara sûkê

Çawan te xirab kir bextê xort û bukê

( Süphan dağının başı sislidir

Kim görmüş, Kim işitmiş

Av avcıyı öldürsün

Geyiğin boynuzu uzun tıpkı boyum gibi

Nasıl ayırdın iki sevgilinin ellerini)

Siyabend Xecê’ye cevap verir:

Xecê, Xeca min a delal

Çawan nebû mirazê min û te

Me ê ji xwe ra li serê Sîpanê Xelatê

Çêkira konekî rind û delal

( Xecê, benim güzel Xecê’m

Nasıl da olmadı ikimizin muradı

Biz de Süphan dağına

Kursaydık güzel bir çadır…)

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">