Çekyalı Victor Lustig de Türkie'nin Sülün Osman'ı gibi Eyfel Kulesi'ni 2 kez satmış ve aralarında mafya lideri Alpacon'un da bulunduğu çok sayıda kişiyi dolandırmış

Tarihte öyle dolandırıcılık hikayeleri varki zaman zaman sinemaya, zaman zaman da edebi eserlere konu oluyor. Bu dolandırıcılık hikayeleri aradan yıllar geçse de unutulmuyor ve dilden dile günümüze kadar taşınıyor.

Dolandırıcılık olaylarında; Türkiye'nin 'Sülün Osman'ı ile Çekyalı Victor Lustig arasındaki benzerlik ve yaşanılanlar 'pes' dedirtecek cinsten. 

Sülün Osman'ın azılı rakibi oldu

Milliyet'e yer alan haberde, 1923 yılında İstanbul'da doğan ve 1950 ile 60'lı yıllarda onlarca kişiye hayal satan Osman Ziya Sülün, dolandırıcılık tarihine geçti.

İstanbul, 1950’li ve 1960 yıllarda Anadolu’dan göç almaya başladı. Türkiye’nin her yerinden binlerce kişi İstanbul’a gelerek yeni bir hayata başlamayı ve daha iyi bir yaşam sürmeyi hedefliyordu. Ancak böyle düşünen bazı kişilerin hayalleri Sülün Osman engeline takıldı. Galata Kulesi, kent meydanlarındaki saatler, şehir hatları vapurları gibi kamu mallarını Anadolu’dan gelen gözüne kestirdiği vatandaşlara satarak ya da kiraya vererek ‘efsane’ haline gelen Sülün Osman, polis tarafından yakalandığında ağına düşürmeye çalıştığı bir kişiye Galata Köprüsü'nü satmaya çalışıyordu. Osman Ziya Sülün’ün ölümüyle ilgili kesin bilgi bulunmuyor olsa da 1984'te Beyoğlu'nda sürekli kaldığı otelde kalp krizinden öldüğü ve kimlik taşımadığı için kimsesizler mezarlığına gömüldüğü tahmin ediliyor.

Zekasını dolandırıcılık için kullandı

Çoğu kişi, Sülün Osman’ın türünün tek örneği olduğunu düşünüyor. Ancak, durum pek öyle değil. Hatta belki de Sülün Osman'dan daha ‘iyi’ olanlar da var. Bu isimlerin başında da Avrupa’daki dolandırıcılık ‘kariyeri’ sayesinde tarihin en ünlü dolandırıcılarından biri olarak kabul edilen Victor Lustig geliyor. Lustig’in en ünlü ‘işlerinden’ birinin başrolüyse Fransa’nın Başkenti Paris’in sembolü haline gelen Eyfel Kulesi.

Bugünkü Çek Cumhuriyeti sınırları içinde kalan Hostinne Kasabası'nda 1890 yılında doğan Lustig, çabuk öğrenmesi kıvrak zekalı olmasıyla tanınıyordu.

Lise eğitimini tamamladıktan sonra eğitimini sürdürmesi için babası onu Paris’e üniversiteye yolladı. Paris’ta kumar bağımlısı haline gelen Lustig, kısa süre sonra okulu bırakmaya karar verdi. 

Lustig, zekasını insanları dolandırmak için kullanmaya karar vermişti. İlk kurbanları Fransa-ABD arasında transatlantik gemiler ile seyahat eden ve yolculuk esnasında poker oynayan zengin insanlar oldu. Lustig, 25 yaşına girdiğinde 5 dil bilen, dünyanın birçok noktasında farklı isimlerle insanları dolandıran birine dönüşmüştü.

Lustig, her geçen gün daha fazla insanı dolandırmaya devam ettiği sırada kendisini durdudan şey Birinci Dünya Savaşı oldu. 

Alcapon'u dahi 50 bin dolar dolandırdı

Transatlantik seferleri savaş sebebiyle durdurulmuştu. Yeni bir ‘gelir kapısı’na ihtiyaç duyan Lustig, bunun için en uygun yerin ABD olduğuna karar verdi. ABD'ye giden ve  1925 yılında kadar burada yaşayan Lustig, bu süre içinde bankalar başta olmak üzere çok sayıda kişi ve kurumu dolandırdı. Lustig, birçok defa gözaltına alınmış olsa da her defasında delil yetersizliğinden salıverildi.

ABD'de kaldığı süre boyunca ünlü mafya lideri Alcapon'u dahi 50 bin dolar dolandıran Lustig, takvimler 1925 yılını gösterirken ABD’den ayrıldı. Yeni rotası Fransa oldu.

Fransa'ya geri dönen Lustig, tarihe geçen dolandırıcılık planını gazetede gördüğü bir haberden yola çıkarak kurguladı. Gazetede yer alan haberde, Eyfel Kulesi'nin bakımıyla ilgili karşılaşılan sorunlar ve bakım masraflarının yüksek maliyeti konu edilmişti. Lustig’in planı hazırdı. Eyfel Kulesi'ni ‘satmayı’ kafasına koymuştu.

Hızlıca metal endüstrisinde çalışan üst düzey iş adamlarına göndermek için mektuplar hazırlayan dolandırıcı, onları bir toplantı için otele davet etti. Mektupta Eyfel Kulesi'nin mühendislik hataları, çok pahalı bakım masrafları ve diğer sorunlarına dikkat çeken Lustig, kulenin yıkılmasından ve kuleden arda kalan metallerin hurdaya çıkarılmasından bahsediyordu.

Fransız hükümetinin Birinci Dünya Savaşı'ndan arda kalan ekonomik zorlukları aşmaya çalıştığı biliniyordu. Bu nedenle Eyfel Kulesi'nin satılığa çıkarılması birçok kişi için mantıklı bir adımdı. Lustig, planı gereği bir devlet yetkilisi gibi davranacak ve kurbanlarını ağına düşürmeye çalışacaktı.

Eyfel Kulesini 2 kez sattı

Hazırladığı düzmece ihale ile Andre Poisson adlı işadamı 350 milyon dolarla  açık artırmayı kazandı. Lustig’in planı uzun süre fark edilmemiş olsa da Andre Poisson kısa süre sonra dolandırıldığını anladı. Dolandırılan iş adamı itibarının zedelenmemesi için sessiz kaldı. Elde ettiği başarıdan cesaret alan Victor Lustig, aynı yöntemi 2 ay sonra tekrar denemeye çalıştı, ancak bu kez fazla dikkat çekmişti. ABD güvenlik birimleri, 1920'de Amerika ekonomisini etkilemeyi başaracak kadar büyük ölçekte sahte para bastırdığı için Lustig’in peşindeydi ve açgözlülüğü onu ele vermişti.

Lustig, 1935 yılına kadar yetkililerden kaçarak dolandırıcılık yapmaya devam etti ve 28 Eylül 1935’te yolun sonuna geldi. FBI (Federal Soruşturma Bürosu) tarafından yakalanan Lustig, New York’ta yapılan mahkemede 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve cezasını çekmek için Alcatraz Hapishanesi'ne gönderildi.

Lustig, cezaevine girdikten 2 yıl sonra zatürre geçirdi ve hayatını kaybetti.

Muhabir: NAZMİ KAHRAMAN