Sosyal medyada yeniden gündeme gelen 21 günlük su orucu yöntemi, bazı kullanıcılar tarafından kanseri tedavi edebilecek bir yol olarak sunuluyor. Ancak mevcut bilimsel veriler, bu iddianın hem doğruluğunu hem de güvenliğini ciddi şekilde sorguluyor.

UZUN SÜRELİ ORUÇ TEDAVİ DEĞİL, RİSK FAKTÖRÜ

Araştırmacılar, 21 gün süren su orucu gibi uzun süreli açlık uygulamalarının, kanser tedavisine yönelik bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemler arasında yer almadığını söyledi.

Kısa süreli oruçların bazı hücresel mekanizmaları etkileyebileceğini gösterse de, uzun süreli su orucunun tümör küçültme veya kanser hücrelerini yok etme etkisi bulunmadığını belirten araştırmacılar, bu tür aşırı diyetlerin, özellikle tedavi gören hastalarda beslenme yetersizliğine, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve enfeksiyon riskinin artmasına neden olabileceğini bildirdi.

YETERLİ BESLENME KANSER TEDAVİSİNDE HAYATİ ÖNEMDE

''Kanser tedavisi gören bireylerin, özellikle kemoterapi ve radyoterapi süreçlerinde yeterli kalori ve sıvı alımına ihtiyacı vardır'' diyen araştırmacılar, uzun süreli açlığın, bu süreçleri olumsuz etkileyebildiğini ifade etti.

Araştırmacılar, açlığın, ilaçların vücut tarafından işlenmesini zorlaştırabildiğini, yorgunluğu artırabildiğini ve tedaviye bağlı yan etkileri şiddetlendirebildiğini belirtti.

MÜDAHALELER ANCAK TIBBİ GÖZETİM ALTINDA UYGULANABİLİR

Bazı klinik araştırmalarda, kemoterapi öncesinde 24 ila 48 saatlik kısa süreli açlık protokollerinin test edildiğini ifade eden araştırmacılar, ancak bu çalışmaların tamamen tıbbi gözetim altında, bilimsel yöntemlerle yürütülmesi gerektiğini söyledi.

KANSERİN BESLENMEYLE İLGİLİ GERÇEK YÜZÜ

Kanserin genetik değişimlerle oluşan kontrolsüz hücre çoğalması olduğunu anlatan araştırmacılar, şöyle devam etti:

''Sosyal medyada yaygın şekilde dile getirilen 'toksinlerden arınma' veya 'vücudu temizleme' gibi iddiaların bilimsel temeli bulunmamaktadır.

Karaciğer, böbrekler ve lenf sistemi gibi organlar detoksifikasyon görevini zaten sürekli olarak yerine getirir.

Oruç, bazı hücresel yenilenme mekanizmalarını tetikleyebilir; ancak bu durum kanserli hücrelerin ortadan kalkması anlamına gelmez.

'UZUN SÜRELİ ORUÇ, SAĞLIKLI HÜCRELERE DE ZARAR VEREBİLİR'

Laboratuvar çalışmalarında, orucun otofaji gibi süreçleri etkilediği gösterilmiştir. Fakat bu etkiler genellikle kısa vadeli ve hayvan modellerine dayanmaktadır.

İnsanlar üzerinde yapılan araştırmalarda, bu tür uygulamaların uzun vadeli güvenliği ve etkinliği henüz kanıtlanmamıştır.

Ayrıca oruç sonrası yeniden beslenme döneminde aktive olan büyüme yolları, sağlıksız hücrelerde tümör gelişimini destekleyebilir.

'TEDAVİ YERİNE GEÇEMEZ'

Dengeli beslenme, yeterli sıvı alımı ve tıbbi destek, kanser tedavisinin tamamlayıcı unsurlarıdır.

Ancak bunlar kemoterapi, radyoterapi, cerrahi veya immünoterapi gibi bilimsel olarak kanıtlanmış tedavi protokollerinin yerine geçemez.

Yanlış bilgilerle yapılan müdahaleler, tedavi sürecini aksatabilir ve hastanın sağlığını ciddi şekilde riske atabilir.''

Bu makale The Conversation'dan Creative Commons lisansı altında yeniden yayınlanmıştır.

Kaynak: Sience Alert