2008 yılının sonbaharı Kılıççı sokaktaki tarihi eve girdik. “Mala Dengbêjan” olarak bilinen Dengbejler Evine 1900 yıllarından tarihi bir bina. Bir kaç boş kürsüye sessizce ilişiyoruz. Misafirler önce elini kulağına atmış oldukça zayıf yaşlı adamdan bu sesin nasıl çıktığına inanmıyorlar.
Eslê min belî ye, Qerejdaxî me
Lê belê ez gava te têkim devê xwe
Bi Xwedê kim tev digerînim cî bi cîh e
Tu nizanî min ava Qerejdaxê vexwariye
Heylo heylo heyloo derdê min
(Eğer aslımı soruyorsan:
Ben Kerejdağ’lıyım.
Soyum bellidir. Kerejdağ’lıyım.
Ama sen dilime düştüğün zaman,
Allah’a and olsun ki tüm dünyada yer yer dolaştıracağım.
Sen bilmiyorsun ben Karacadağ suyunu içmişim.
Vay vay dertliyim)
Xalê Seyitxâne Boyaxçi klamı bitince bir evlat şefkatiyle bana sarılıyor. Birkaç aydır tütün kokan nefesini özlemiştim. İlk sözü Bitlis den bana selam getirdin mi? Şifreyi anlıyorum cebinden kaynağına çok güvendiğim yerden aldığım bir paket hakiki Bitlis tütünümü veriyorum.
Xalê Seyitxâne içindeki klamlara ahenk katan sesine eşlik eden hayatı boyunca vazgeçmediği daha çocukken eline aldığı tespihi, metal tütün tabakası içinde Bitlis tütünü ile içinde peli cigare (tütün yaprağı) ikisini de ölünceye kadar hiç bırakmadı, Zaten KOAH hastasıydı, ölümü tütünden oldu. Ölüm döşeğinde klam söylerken bile elinde tespihi vardı. Hayatını noktaladığında, geride bize kültürel miras olarak yüzlerce kılam bıraktı.
Huso û Naze kilamını öyle bir icra ederdi ki ağlamadan duramazdınız.Yılı tam olarak belli olmasa da, gençlik yıllarına denk gelen bir zaman diliminde dilden dile dolaşan anıyı sanatçı Beytocan dedemin kahvesinde anlatmıştı. Xalê Seyitxâne yirmili yaş dönemlerde Yaşlıların iyi bildiği Ulucami civarında Mihemedê Hezroyê’nin (Hazrolu Mehmet) kahvehanesi önünde ayakkabı boyacılığı yapardı.
Dengbejlerin piri olarak bilinen, yüzyılın en büyük nefesi olarak tanımlanan ünlü dengbej Şakiro Diyarbakır’a geldi. Şakiro’nın kahveye gelip, bazı dengbejlerle birlikte divan kuracağını duyunca, Seyitxan Boyaxçi'yı da kahveye davet ederler.
Xaio Seyitxan “Ben kim, Şakiro kim?.. O Serhat’ın soğuk suyuyla büyümüş. Ben onun yanına yaklaşabilirmiyim, onun yanında söylersem ayıp olmazmı?” der, ama çevrenin ısrarlarına da dayanamaz, Şakiro’nın geldiği gün, dengbejler kahvesine gider
Diyarbakır Sur’da Ulucami yanında dengbejlerin bir araya geldiği, zaman zaman kılamlar söylediği kahvehanede daimi müşterileri, kılam dinleyen, dengbej hayranı insanlardı.
Divan kurulmuştu. Kürtlerin en ağır abeleri ve dengbejleri buluşmuş, şevbuhêrk* başlamıştır. Onlarca beğ, ağa, efendi ünlü dengbejleri dinlemek için kahveye gelmiştir. Şakiro Mezopotamya’nın çığlığı, kılamların unutulmaz sesidir. O gece birçok dengbej söz alır, sıra genç Seyitxâne’ye gelince utana sıkıla başlar söylemeye. Söyledikçe çoşar, coştukça söyler. Ünlü dengbej Şakiro baştan aşağı Seyitxâne’yı süzer ve sorar: Bu ses senden mi çıkıyor? Kim söylüyor bu kılamları? Sen ufacık birisisin, ama sesin daha güçlü başka birisinin sesi gibi çıkıyor!
Dengbej Şakiro, Özcan Deniz’in amcası olması nedeni ile konuda biraz magazinleşme sürecinde sanat dünyası tanıdı. Günümüzde teknik olanakları ile geçtiğimiz yıllarda Sanatçı Rojda ile yapılan düet çalışması artık son zamanlarda daha da ünlenmiştir. Şakiro’nun söyledikleri Seyitxâne için bir referanstır aslında. O artık dengbejlerin pirinden onay almış, bir nevi dengbejler dünyasına adım atmıştır.
Diyarbakır’da 7’den 70’e herkesin bildiği asıl adı Seydo Şimşek olan Seyîtxanê Boyaxcî, 1933 yılında Diyarbakır’ın Ergani İlçesi’ne bağlı Lexerî Köyü’nde dünyaya geldi. 2 yaşında iken annesini, 4 yaşında iken de babasını yitirdi. Amcası tarafından büyütülen ve hiç okul okuyamayan Seydo Şimşek, sefalet içinde bir yaşam sürdürdü. Uzun bir süre hamallık, 25 yıllık ayakkabı boyacılığı yaptı.
Daha sonra dönemin belediye başkanı Mehdi Zana tarafından Diyarbakır Belediyesi’nde işe alınan Seydo Şimşek, Fen İşleri’ne bağlı olarak temizlik işçisi olsa da nedendir bilinmez dengbejliğe ve ayakkabı boyacılığına döndü.
Mezopotamyanın 5 bin yıllık bir tarihe ışık tutan Dengbejler, Mala Dengbêjan” olarak mekânda ‘‘stran ve kılam’’ olarak bilinen aşk, sevda, hüzün, acı, göç temalı sözlü edebiyat ürünlerini icra etmektedirler. Dengbej kelimesi Kürtçe deng (ses) ve bej (-söylem) kelimelerinin birleşmesi ile oluşturulmuştur. Dengbejler Osmanlı dönemi tuluat anlatıcılardan farklı olarak halk ozanı ve halk hikâyecisi konumunda olup eserlerini çoğu zaman hiçbir müzik aleti olmadan bazen de def ve kaval gibi çalgılar kullanarak dile getirirler
Öksüz ve yetim bir çocuk olarak hayata başlamasının ağır travması ve yoksulluk bütün ömür boyunca peşini bırakmasa da, o sesini günden güne terbiye etmeyi bilir, aç susuz geçirdiği günlerde bile kılamlardan vazgeçmez. o çıplak sesiyle hissettirdikleri insanı bedeninden soyar, alır alem-i ervah'ın gerçekliğine götürür. ne zaman dinleseniz sizi o andan soyutlar, donar kalırsınız. Boyacılık yaparken, kılamlarını seslendirir, müşterilerinin gönlüne dokunur ve gerçek bir dengbej olduğunu kanıtladı.
Günümüzde dengbêjlik geleneği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Dengbêjler evi “Mala Dengbêjan” kent müzesi olan Cemil Paşa konağına taşınacağı söyleniyor. Dengbej mekânlarında divan oluşturulurken divanın tamamı dengbêjlerden oluşmakta ve divanı yöneten kişi de bir dengbêjdir. Ustası divanda olan bir dengbêjin ondan izin almadan söylemesi edebe aykırı bir davranış olarak kabul edilmektedir. Bunun için mutlaka ustasının herhangi bir telkiniyle (gözle işaret veya sözle belirtme gibi) müsaade etmesi gerekir. Divanda bir dengbêjin söylediği stranı başka bir dengbêjin söylemesi ayıp bir davranış olarak kabul edilmektedir. Mutlaka her dengbêjin farklı bir klam söylemesi gerekir.
Boyaxçî (boyacı) lakabı Diyarbakır’ın sur ilçesinde uzun yıllar ayakkabı boyacılığı yapmış olmasından gelir. Halk arasında "Seyitxanê Boyaxçî" olarak tanınan Seydo Şimşek yaşamının özetini şöyle dile getiriyor.
"Meyan kökü sattım yıllarca, sepet hamallığı yaptım. Amelelik yaptım, çöpçülük yaptım. Ama Diyarbakır’ı çok sevdim. Çok çalıştım, biraz para biriktirerek evlendim. Evlendikten sonra doğan 7 çocuğumu kaybettim. Doğan her çocuğum hastalıktan öldü. Peş peşe 7 çocuk. Başkası olsaydı her halde dayanamazdı"
Bir süre önce vücudunun tamamının enfeksiyon kapması nedeniyle felç geçiren ve tedavi gören Xale Seyîtxanê, Diyarbakır'daki evinde hayatını kaybetti. Sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine hastaneye kaldırılan Boyaxcî, felç geçirmesinin ardından son günlerini evinde geçiriyordu. Xale Seyîtxanê Boyaxcî olarak tanınan dengbej Seydo Şimşek, 4 şu an Diyarbakır Bağlar ilçesi Yeniköy Mezarlığı'nda uyuyor. Mekânı cennet olsun. Senin Bitlis tütünü kokan nefesini ve kılamlarını unutmayacağız.
Yaşar Kemal’in bir ada hikâyesi dörtlemesinin ikinci kitabı*nda Anadolu’nun doğusundan kalkıp yollara düşen, gelip karınca adasına yerleşen bir dengbej vardır. Dengbejlik geleneğini, yazılarında işleyen Yazar Mehmet Uzun, "Dengbêj, sesi kelam, kelamı kılam, türkü haline getirendir. Tıpkı yazılı edebiyatın ilk Homeros’u gibi" der.
Evdalê Zeynıkê, Şakıro, Susika Simo, Karapetê Xaço ve Seyitxanê Boyaxçi ve adı sanı duyulmayan yüzlerce kişi, dengbejlik geleneğini yaşatarak, tarihsel mirası dilden dile aktararak, bu kadim geleneğin yaşamasını sağladılar. Kültürümüzün yaşamasını onlara borçluyuz..
Kaynakça: Mehmet Uzun), Dengbêjlerim, İthaki Yayınları, İstanbul. , 2009, Abdalın Bir Günü, (Çev. Selim Temo), İthaki Yayınları, görseller Salih Duran.
Doktora Tezi: Fırat Üniversitesi Canser KARDAŞ “Dengbêjlik Geleneği ve Âşık Edebiyatı ile Karşılaştırılması” tezinden çok yararlandım. hocamızla tanışamadım tezi için ama ellerine sağlık diyorum.