<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>CEGA Medya - cegamedya.com</title>
    <link>https://www.cegamedya.com</link>
    <description>Diyarbakır Haberleri - Son Dakika Diyarbakır Haberleri - Amedspor Haberleri - Diyarbakır Silahlı Kavga - Amed Haberleri - Diyarbakır Son Dakika- CEGA Medya</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.cegamedya.com/rss/cevre" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>CEGA Medya© 2023.  Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 04:51:03 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/rss/cevre"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Antarktika’daki deniz buzları neden aniden küçülmeye başladı?]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/antarktikadaki-deniz-buzlari-neden-aniden-kuculmeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/antarktikadaki-deniz-buzlari-neden-aniden-kuculmeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antarktika çevresindeki deniz buzları 2016 yılında hızla küçülmeye başladı. Bilim insanları bu değişimin nedenini derin okyanus ısısında buldu. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Antarktika çevresindeki deniz buzları, 1970’lerden 2016 yılına kadar genişleme gösterdi. Ancak 2016 yılında bu süreç aniden tersine döndü ve deniz buzları hızla küçülmeye başladı. Bilim insanları, bu değişimin nedenini derin okyanus tabakalarında biriken ısıyla ilişkilendiriyor.</p>

<p><strong>DERİN OKYANUS ISISI YÜZEYE ÇIKTI</strong></p>

<p>Stanford Üniversitesi’nden kutup okyanus bilimcisi Earle Wilson’ın liderliğinde yürütülen araştırmada, Argo şamandıraları adı verilen derin dalış yapan robotlar kullanıldı.</p>

<p>Bu cihazlar binlerce metre derinliğe inerek sıcaklık ve tuzluluk verilerini topladı. Araştırmaya göre yıllar boyunca yüzeydeki tatlı su artarken, alt tabakalardaki su daha tuzlu hale geldi ve sıcak su derinlerde birikmeye başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>RÜZGARLAR DENGEYİ DEĞİŞTİRDİ</strong></p>

<p>2016 yılına doğru rüzgarların şiddetlenmesi ve yön değiştirmesi, yüzey sularını Antarktika’dan uzaklaştırdı. Bu durum, derinlerde biriken sıcak suyun yüzeye çıkmasına neden oldu.<br />
Bilim insanları, bu ani ısı salınımının deniz buzlarının hızla azalmasında önemli rol oynadığını belirtiyor.</p>

<p><strong>DENİZ SEVİYESİ İÇİN RİSK BÜYÜYOR</strong></p>

<p>Deniz buzlarının azalması, Antarktika’daki buz raflarını da tehdit ediyor. Bu buz rafları, karadaki büyük buz tabakasını destekliyor.<br />
Uzmanlara göre buz raflarının zayıflaması, küresel deniz seviyesinin yükselme riskini artırıyor. Antarktika’daki buz tabakasının tamamen erimesi halinde deniz seviyesinin yaklaşık 58 metre yükselebileceği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>EYÜP KAÇAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/antarktikadaki-deniz-buzlari-neden-aniden-kuculmeye-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/04/buzullar-manset-2.jpg" type="image/jpeg" length="34753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bitkilerin de yağmurun sesini algıladıkları belirlendi]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/bitkilerin-de-yagmurun-sesini-algiladiklari-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/bitkilerin-de-yagmurun-sesini-algiladiklari-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları yaptıkları son araştırmada, bitkilerin de yağmurun sesini algıladıkları ve tepki verdiklerini ortaya çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) mühendisleri, pirinç tohumlarının yağmur damlalarının oluşturduğu sesi algılayabildiğini ve bu ses sayesinde daha hızlı çimlendiğini ortaya koydu.</p>

<p><strong>TOHUMLAR YAĞMUR SESİNE TEPKİ VERİYOR</strong></p>

<p>Scientific Reports Dergisinde yayımlanan araştırmada, sığ suya batırılmış pirinç tohumları incelendi.</p>

<p>Araştırmacılar, düşen su damlalarının oluşturduğu ses dalgalarının tohumları uyku halinden çıkardığını belirledi.</p>

<p>Yağmur sesine maruz kalan tohumların, aynı koşullarda ses almayan tohumlara göre daha hızlı çimlendiği tespit edildi.</p>

<p><strong>ÇİMLENME ORANI YÜZDE 30 İLA 40 ARTTI</strong></p>

<p>Deneylerde yaklaşık 8 bin pirinç tohumu kullanıldı. Tohumlar sığ su dolu kaplara yerleştirildi ve bazı gruplar damlayan suyun yalnızca ses titreşimlerine maruz bırakıldı.</p>

<p>Sonuçlara göre, yağmur sesini alan tohumlar, diğer gruplara göre yüzde 30 ila 40 daha hızlı çimlendi.</p>

<p>Yüzeye daha yakın olan tohumların, sesi daha iyi algıladığı ve daha hızlı büyüdüğü de belirlendi.</p>

<p><strong>SES TİTREŞİMLERİ TOHUMU NASIL ETKİLİYOR</strong></p>

<p>Araştırmacılar, yağmur damlasının suya veya toprağa çarpmasıyla oluşan titreşimlerin tohum içindeki ''statolit'' adı verilen yapıları hareket ettirdiğini açıkladı.</p>

<p>Statolitler, bitkilerin yerçekimini algılamasını sağlayan küçük hücresel yapılar olarak biliniyor. Bu yapıların hareket etmesi, tohumun büyüme sürecini başlatan bir sinyal oluşturabiliyor.</p>

<p><strong>DOĞADAKİ DİĞER SESLER DE ARAŞTIRILACAK</strong></p>

<p>MIT Makine Mühendisliği Profesörü Nicholas Makris, çalışmanın tohumların hayatta kalmalarına yardımcı olacak şekilde sesi algılayabildiğini gösterdiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rüzgar gibi diğer doğal titreşimlerin de bitkiler üzerindeki etkisini incelemeyi planlayan araştırmacılar, benzer birçok tohum türünün de yağmur sesine tepki verebileceğini değerlendiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/bitkilerin-de-yagmurun-sesini-algiladiklari-belirlendi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/04/yag-5.jpg" type="image/jpeg" length="87946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Runit kubbesinde çatlaklar tespit edildi]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/runit-kubbesinde-catlaklar-tespit-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/runit-kubbesinde-catlaklar-tespit-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marshall Adaları’ndaki Runit Kubbesi’nde çatlaklar tespit edildi. Sızıntı riski ve deniz seviyesi etkisi ne durumda? Detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Marshall Adaları’nda nükleer atıkların depolandığı Runit Kubbesi’nde oluşan çatlaklar, sızıntı ve deniz seviyesi yükselmesine bağlı riskleri gündeme getirdi.</p>

<p><strong>RUNIT KUBBESİ NASIL OLUŞTU</strong></p>

<p>ABD’nin 1958’de gerçekleştirdiği nükleer test sonrası oluşan krater, kirlenmiş malzemelerle dolduruldu. 1977-1980 yılları arasında inşa edilen kubbe, 120.000 tondan fazla radyoaktif atığın üzerine kuruldu.</p>

<p><strong>YAPININ DURUMU VE SIZINTI</strong></p>

<p>Kubbenin altında gözenekli mercan tabakası bulunuyor ve yapı astarsız durumda. Yeraltı suyu bu alana sızıyor. Uzmanlar mevcut sızıntının düşük seviyede olduğunu belirtiyor.</p>

<p><strong>DENİZ SEVİYESİ ETKİSİ</strong></p>

<p>Araştırmalar, deniz seviyesi yükselmesi ve fırtına dalgalarının radyonüklitlerin yayılmasında etkili olabileceğini gösteriyor. Ada, deniz seviyesinden yaklaşık 2 metre yüksekte bulunuyor.</p>

<p><strong>RADYASYON BULGULARI</strong></p>

<p>Bölgede alınan toprak örneklerinde yüksek radyasyon ve beş farklı radyonüklit tespit edildi. Bu durum sızıntı ihtimali ve geçmiş temizlik faaliyetleriyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p><strong>PLÜTONYUM VE RİSK</strong></p>

<p>Kubbe altında bulunan plütonyum-239’un 24.000 yıldan uzun süre tehlikeli olduğu belirtiliyor. Yapının deniz seviyesi artışı ve fırtınalara karşı risk taşıdığı ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>UZMAN DEĞERLENDİRMESİ</strong></p>

<p>Uzmanlar, mevcut sızıntının sınırlı olduğunu ve düzenli izleme gerektiğini belirtiyor. Gelecekteki risklerin deniz seviyesi ve su hareketlerine bağlı olduğu ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/runit-kubbesinde-catlaklar-tespit-edildi</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/03/radyoaktif-mansett.jpg" type="image/jpeg" length="51210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geyiklerin gizli UV dili ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/geyiklerin-gizli-uv-dili-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/geyiklerin-gizli-uv-dili-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de yapılan araştırma, beyaz kuyruklu geyiklerin ormanda bıraktığı izlerin ultraviyole ışıkta parladığını ve bu sinyallerin geyikler tarafından görülebildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
ABD’deki Georgia Üniversitesi araştırmacıları,<br />
geyiklerin alacakaranlıkta insan gözünün göremediği bir ''ışık dili'' kullandığını belirledi.</p>

<p>Beyaz kuyruklu geyiklerin (Odocoileus virginianus) çiftleşme döneminde bıraktıkları izlerin ultraviyole (UV) ışık altında belirgin biçimde parladığını tespit etti.</p>

<p>Bulgular, geyiklerin yalnızca koku değil, görsel sinyallerle de iletişim kurduğunu kesin olarak ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmada, ormanda tespit edilen sürtünme ve kazıma izleri gece saatlerinde 365 ve 395 nanometre dalga boylarında incelendi.</p>

<p>Ölçümler, bu alanların çevreye göre daha yüksek ışınım değerine sahip olduğunu ve fotolüminesans sergilediğini gösterdi.</p>

<p><strong>ÜREME DÖNEMİYLE DOĞRUDAN İLİŞKİLİ</strong></p>

<p>Bilim insanları, izlerdeki parlaklığın geyiklerin hormon seviyelerinin yükseldiği üreme döneminde arttığını belirledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Parlamanın, geyik idrarı ve bez salgılarındaki bileşiklerden ya da ağaç dokusundan kaynaklanabileceği ifade edildi.</p>

<p>Araştırma, Ecology and Evolution dergisinde yayımlandı.</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/geyiklerin-gizli-uv-dili-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/02/geyik-manset.jpg" type="image/jpeg" length="19505"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Grönland ile ilgili çarpıcı sonuçlar]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/gronland-ile-ilgili-carpici-sonuclar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/gronland-ile-ilgili-carpici-sonuclar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel deniz seviyeleri yükselirken, yeni bir araştırma Grönland çevresinde bu yüzyıl içinde deniz seviyesinin düşebileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Yeni bir bilimsel araştırmaya göre, önümüzdeki on yıllarda Grönland kıyılarında göreceli deniz seviyesinin düşmesi bekleniyor.</p>

<p>Deniz seviyesindeki küresel artışın temel nedeninin, atmosferde biriken sera gazları olduğunu ifade eden bilim insanları şöyle dedi:</p>

<p>''Bu gazlar, normalde uzaya geri yansıyacak ısıyı hapsederek gezegenin ısınmasına yol açıyor. Okyanuslar ise bu fazla ısının büyük bölümünü emiyor.</p>

<p>Isınan su genleşiyor. 'Termal genleşme' olarak adlandırılan bu süreç, gelecekteki küresel deniz seviyesi yükselişinin en büyük itici güçlerinden biri olarak görülüyor. Buna ek olarak, buzulların ve buz tabakalarının erimesi de deniz seviyesinin artmasına katkı sağlıyor.</p>

<p>Ancak Grönland söz konusu olduğunda, bu genel eğilim farklı bir sonuç doğuruyor.</p>

<p>Grönland, yüzeyinin yaklaşık yüzde 80’ini kaplayan ve yer yer bir mil kalınlığa ulaşan devasa bir buzul tabakasıyla örtülü. Bu buz kütlesi her yıl yaklaşık 200 milyar ton kaybediyor.</p>

<p>Bu kadar büyük bir kütlenin erimesi yalnızca okyanuslara su eklemekle kalmıyor; aynı zamanda adanın üzerindeki devasa ağırlığın azalmasına da yol açıyor.</p>

<p>Buz tabakası hafifledikçe, altındaki kara kütlesi yukarı doğru hareket ediyor. Bu sürece izostatik yükselme deniyor.''</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmaya göre, sera gazı emisyonlarının düşük tutulduğu senaryoda, 21. yüzyılın sonuna kadar Grönland’ın bazı bölgelerinde deniz seviyesinin yaklaşık 0,9 metre düşmesi mümkün görünüyor.</p>

<p>Yüksek emisyon senaryosunda ise bu düşüşün 2,5 metreye kadar ulaşabileceği öngörülüyor. Bu durum, adanın okyanustan daha fazla yükselmesi anlamına geliyor.</p>

<p><strong>YERÇEKİMİ ETKİSİ BELİRLEYİCİ ROL OYNUYOR</strong></p>

<p>Bilim insanları, deniz seviyesindeki bu göreceli düşüşte yerçekiminin de önemli bir rol oynadığını vurguluyor.</p>

<p>Büyük buz kütlelerinin çevrelerindeki suyu kendilerine doğru çektiğini kaydeden bilim insanları, buz tabakası kütle kaybettikçe, uyguladığı yerçekimi kuvvetinin azaldığını ve bunun sonucunda da deniz suyunun Grönland çevresinden uzaklaşarak başka bölgelere doğru yeniden dağıldığını ve bunun da ada çevresinde deniz seviyesinin düşmesine neden olduğunu söylüyor.</p>

<p>Araştırmacılar, tarihsel deniz seviyesi ölçümleri ile kara yüksekliği değişimlerine ilişkin gözlemleri bilgisayar modellemeleriyle birleştirerek bu sonuçlara ulaştıklarını bildirdi.</p>

<p>Bilim insanları, küresel ölçekte deniz seviyesinin yükselmeye devam edeceğini ancak bölgesel farklılıkların giderek daha belirgin hale geleceğini belirtiyor.</p>

<p>Grönland örneğinin , iklim değişikliğinin etkilerinin her coğrafyada aynı şekilde yaşanmadığını bir kez daha ortaya koyduğu kaydedildi.</p>

<p>Araştırma, hakemli bilimsel dergi Nature Communications’ta yayımlandı</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/gronland-ile-ilgili-carpici-sonuclar</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/02/buzul-6.jpg" type="image/jpeg" length="48915"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[En kurak yere 400 yıl sonra kar yağdı]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/en-kurak-yere-400-yil-sonra-kar-yagdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/en-kurak-yere-400-yil-sonra-kar-yagdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 400 yıl boyunca tek damla yağmur almayan bölgeleriyle bilinen Şili’deki Atacama Çölü, nadir görülen bir kar fırtınasıyla tamamen beyaza büründü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Deniz seviyesinden 5.000 metre yükseklikteki Chajnantor Platosu’nda etkili olan kar yağışı, evrendeki en uzak galaksileri tarayan ALMA (Atacama Büyük Milimetre/Submilimetre Dizisi) gözlemevini de vurdu.</p>

<p>Dünyanın en güçlü radyo teleskoplarından biri olan ALMA, üzerindeki hassas antenleri kar birikmesinden korumak için geçici olarak gözlemleri durdurup ''hayatta kalma moduna'' geçmek zorunda kaldı.</p>

<p>Çölün yarısından fazlasını örten kar örtüsü, bölgedeki aşırı güneş radyasyonu nedeniyle ilginç bir fiziksel olay yaşattı. Karın bir kısmı, yoğun güneş ışığı altında sıvı hale geçmeden doğrudan buharlaşarak (süblimleşme) havaya karıştı.</p>

<p><strong>NEDEN BU KADAR KURAK?</strong></p>

<p>Araştırmacılar, Atacama’nın 150 milyon yıldır yarı kurak kalmasının iki ana sebebini şu şekilde açıklıyor:</p>

<p>''Yağmur Gölgesi: And Dağları, doğudan gelen yağmur bulutlarının çöle ulaşmasını engelliyor.</p>

<p>Soğuk Akıntılar: Pasifik’ten gelen soğuk su akıntıları, suyun buharlaşarak yağmura dönüşmesini zorlaştırıyor.''</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, her ne kadar 2011 ve 2021 gibi yakın yıllarda küçük yağışlar görülse de, bu tür aşırı hava olaylarının sıklaşmasını insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlıyor.</p>

<p>''Normalde sadece dayanıklı mikropların yaşayabildiği bu çöl, artan yağışlar nedeniyle bazen ''çiçek açan bir tarlaya'' dönüşebiliyor'' diyen araştırmacılar, ancak bu durumun aynı zamanda ölümcül sel ve çamur akıntılarını da beraberinde getirdiğini söylüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Live Sience</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/en-kurak-yere-400-yil-sonra-kar-yagdi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 02:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/12/kar-manset-2.jpg" type="image/jpeg" length="64027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bingöl'de köy halkı bazalt ocağına karşı ayakta]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/bingolde-koy-halki-bazalt-ocagina-karsi-ayakta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/bingolde-koy-halki-bazalt-ocagina-karsi-ayakta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bingöl’ün Düzyayla Köyü'nde 2018’de reddedilen bazalt ocağı projesi yeniden gündemde.  Köy halkı bazalt ocağının açılmasına karşı tepki gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bingöl merkeze bağlı Düzyayla Köyü’nde (Gevran) , 2018 yılında "<strong>ÇED </strong>Olumsuz" kararı alan bazalt ocağı projesi yeniden gündeme geldi. Özateş Petrol ve İnşaat Şirketi’nin aynı bölgede bazalt ocağı ve kırma-eleme tesisi kurma girişimi, köylüler ve çevre savunucularının sert tepkisiyle karşılaştı.<br />
2018’de <strong>Bingöl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü </strong>tarafından "ÇED gereklidir" kararı verilen proje, Erzurum 2. Bölge İdare Mahkemesi tarafından da reddedilmişti. Ancak aradan geçen yedi yılın ardından şirket, aynı alanda tekrar proje başvurusunda bulundu. Köylüler, bu girişimi düzenlenen ÇED bilgilendirme toplantısıyla öğrendi.</p>

<p><strong>“SAĞLIK, GEÇİM KAYNAKLARI VE DOĞA YOK OLACAK”</strong></p>

<p>Çewlik.Net'te yer alan habere göre, cevre savunucularından Avukat Furkan Kürşat Alban, projenin halk sağlığı ve geçim kaynakları açısından büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Alban, "Düzyayla Köyü’nde yoğun bir nüfus yaşıyor. İnsanlar burada tarım ve hayvancılıkla hayatlarını sürdürüyor. Bu proje sadece çevreyi değil, doğrudan insanların yaşamını hedef alıyor" dedi.<br />
Bazalt taşının kırılması ve elenmesi sırasında ortaya çıkan PM10 ve PM2.5 gibi zararlı partiküllerin köy içine taşınacağına dikkat çeken Alban, bu tozların uzun vadede KOAH ve silikozis gibi ölümcül hastalıklara neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>“KÖYLÜLERİN RIZASI ALINMADAN RAPOR DÜZENLENMİŞ”</strong></p>

<p>Alban, İl Sağlık Müdürlüğü’nün verdiği “uygundur” raporuna da itiraz ettiklerini belirtti. İnceleme sürecinde ne köy muhtarına, ne ihtiyar heyetine ne de köylülere haber verilmediğini vurgulayan Alban, "Biz bu raporun geçerliliğini kabul etmiyoruz. Resmi itirazlarımızı ilgili kurumlara ilettik" diye konuştu.<br />
Köyde başlatılan imza kampanyasıyla halkın büyük bölümünün projeye karşı olduğunu ifade eden Alban, “Herkes bu projeye karşı çıkıyor. İnsanlar anayasal haklarını, sağlıklı yaşam ve mülkiyet haklarını savunuyor” dedi.</p>

<p><strong>“200 METRE YAKINLIKTAKİ KÖYE TESİS OLMAZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzyayla Köyü Muhtarı Mahmut Alas da projeye karşı olduğunu net bir dille ifade etti. Alas, "Tesisin yapılacağı alan bir köye 400 metre, diğerine sadece 200 metre uzaklıkta. Tarım ve hayvancılıkla geçinen halkımızın tüm yaşamı altüst olur. Burada ne çevre kalır, ne doğa kalır. Böyle bir projenin yeniden gündeme gelmesi akıl alır gibi değil" ifadelerini kullandı.<br />
Köylerinde 70 hane bulunduğunu ve neredeyse tüm ailelerin geçimlerini doğrudan topraktan sağladığını aktaran Alas, yetkilileri bölgeye davet etti: “Gelsinler, hep birlikte görelim. Böyle bir yerleşim yerine bu kadar yakın mesafede maden tesisi olmaz.”</p>

<p><strong>KÖYLÜLER GELECEĞİNİ KORUMAK İÇİN DİRENİYOR</strong></p>

<p>Yamaç bölgesinde yer alan 29 köyün projeden etkileneceği, yapılacak patlatmaların yaratacağı gürültü, toz ve titreşimlerin bölge halkının yaşam kalitesini düşüreceği ifade ediliyor. Köylüler, ekonomik getirisi sınırlı olan bu projenin, sağlık ve çevresel riskler açısından büyük zarar getireceği görüşünde birleşiyor.<br />
Düzyayla halkı, yalnızca bugünlerini değil, gelecek kuşakların yaşam alanlarını da korumak istediklerini belirtiyor. Projenin iptal edilmesi için hukuki mücadele süreci devam ediyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Çewlik.Net</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/bingolde-koy-halki-bazalt-ocagina-karsi-ayakta</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/12/bazalt-1.jpeg" type="image/jpeg" length="27746"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çok sayıda ağaç ekerek suyun döngüsünü değiştirdiler]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/cok-sayida-agac-ekerek-suyun-dongusunu-degistirdiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/cok-sayida-agac-ekerek-suyun-dongusunu-degistirdiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin'in 2001-2020 yılları arasında o kadar çok ağaç ekti ki, suyun döngüsü değiştirildi. Peki, su hangi bölgelerde azaldı? Detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Çin'de son yirmi yılda uygulanan büyük ölçekli yeşillendirme projeleri, yalnızca çölleşmeyle mücadeleyle sınırlı kalmadı; ülkenin su döngüsünü de köklü biçimde değiştirdi.</p>

<p>Yeni bir araştırma, bu ekosistem restorasyonlarının tatlı su dağılımında bölgesel dengesizliklere yol açtığını ortaya koydu.</p>

<p><strong>SU DÖNGÜSÜ NASIL ETKİLENDİ?</strong></p>

<p>Earth's Future Dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Çin'in doğu muson bölgesi ve kuzeybatı kurak bölgelerinde 2001-2020 yılları arasında su bulunabilirliği azaldı. Buna karşın Tibet Platosu'nda su mevcudiyetinde artış tespit edildi.</p>

<p>Çalışma, ormanların ve otlakların genişlemesiyle birlikte buharlaşmanın arttığını, ancak yağış miktarının yalnızca sınırlı bölgelerde yükseldiğini gösterdi.</p>

<p>Araştırmacılara göre bu durumun, suyun atmosferde yer değiştirmesiyle ilgili olduğu bildirildi.</p>

<p><strong>ARAŞTIRMADA HANGİ VERİLER KULLANILDI?</strong></p>

<p><img alt="Çok sayıda ağaç ekerek suyun döngüsünü değiştirdiler" height="545" src="https://cegamedyacom.teimg.com/cegamedya-com/uploads/2025/12/agac-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p>Utrecht Üniversitesi’nden araştırma yazarı Arie Staal, yeşillendirme projelerinin suyu yeniden dağıttığını ve su döngüsünü daha aktif hale getirdiğini belirtti. Ancak bu etkinin her bölgede su artışı anlamına gelmediğini vurguladı.</p>

<p><strong>YEŞİLLENDİRME PROJELERİ HANGİ BÖLGELERİ KAPSADI?</strong></p>

<p>1978'de başlatılan Büyük Yeşil Duvar Projesi, Çin’in kuzey kesiminde orman örtüsünü genişletmeyi hedefliyor. Bunun dışında 1999’da başlatılan Yeşil İçin Tahıl Programı ile tarım alanlarının ormanlara dönüştürülmesi teşvik edildi. Aynı yıl yürürlüğe giren Doğal Orman Koruma Programı ise birincil ormanlarda ağaç kesimini yasaklayarak ağaçlandırmayı destekliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu çalışmalar, 2000-2017 döneminde küresel yaprak alanı artışının yüzde 25’ini Çin’in sağladığını ortaya koydu.</p>

<p><strong>BUHARLAŞMA ARTIYOR, YAĞIŞ DENGESİZ DAĞILIYOR</strong></p>

<p>Çalışmaya göre, yeşil alanların artışı hem buharlaşmayı hem de evapotranspirasyonu artırıyor. Ancak artan buharlaşma, her zaman aynı bölgede yağışa dönüşmediğinden bazı bölgelerde tatlı su azalıyor.</p>

<p>Özellikle doğu muson bölgesindeki ormanlaşma ve kuzeybatıdaki otlak restorasyonu buharlaşmayı artırdı. Fakat yağış artışı yalnızca Tibet Platosu'nda gözlemlendi.</p>

<p><strong>SU KAYNAKLARINDA BÖLGESEL EŞİTSİZLİK</strong></p>

<p>Araştırmaya göre, Çin’in kuzeyinde ülkenin toplam suyunun yalnızca yüzde 20’si bulunmasına rağmen, nüfusun yüzde 46’sı ve ekilebilir arazilerin yüzde 60’ı bu bölgede yer alıyor.</p>

<p>Yeşillendirme nedeniyle bu bölgelerde su mevcudiyetinin daha da azalması, su yönetimini karmaşık hale getiriyor.</p>

<p>Staal, bu nedenle yeşillendirme politikalarının bölgesel etkiler gözetilerek planlanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Atmosfere verilen suyun nerede ve ne miktarda yağışa dönüşeceği, su kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından belirleyici unsur olarak öne çıkıyor.</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Live Sience</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/cok-sayida-agac-ekerek-suyun-dongusunu-degistirdiler</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 19:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/12/cin-agac.jpg" type="image/jpeg" length="89314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kuraklık medeniyetleri yok etmiş]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/kuraklik-medeniyetleri-yok-etmis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/kuraklik-medeniyetleri-yok-etmis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırmaya göre İndus Vadisi Uygarlığı’nın çöküşüne, onlarca yıl süren büyük kuraklıklar neden oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bilim insanları, dünyanın en eski uygarlıklarından biri olan İndus Vadisi Uygarlığı’nın çöküşüne dair uzun süredir devam eden tartışmalara ışık tutacak yeni bulgulara ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hindistan ve Pakistan sınırlarında yaklaşık 5.000 yıl önce gelişen bu büyük medeniyetin sonunu, yüzyıllar süren büyük kuraklıkların getirdiği ortaya çıktı.</p>

<p>Harappa ve Mohenjo-Daro gibi gelişmiş şehirler kuran, kanal sistemleri ve çözülemeyen yazılı dilleriyle bilinen İndus halkı, zamanla kentlerini terk etti ve tarihten silindi.</p>

<p>Yeni bulgular, bu ani dönüşümün ardında doğal bir felaketin, yani kuraklığın olduğunu gösteriyor.</p>

<p><strong>85 YILDAN FAZLA SÜREN KURAKLIK DÖNGÜLERİ</strong></p>

<p>27 Kasım’da Communications Earth &amp; Environment dergisinde yayımlanan çalışmada, bilim insanları her biri 85 yılı aşan ardışık kuraklık dönemlerinin, İndus Vadisi halkının tarım yapamaz hale gelmesine ve şehirlerini terk etmesine yol açtığını belirtiyor.</p>

<p>Araştırmada, binlerce yıl öncesine dair yağış ve sıcaklık verilerini analiz eden üç farklı iklim simülasyonu kullanıldı.</p>

<p>Bu modellerde görülen ortak nokta ise, muson yağışlarında belirgin bir düşüş ve uzun kuraklık döngüleri oldu.</p>

<p><strong>SU NEREDEYSE HALK ORAYA GÖÇTÜ</strong></p>

<p>Kuraklıklar arttıkça, toplumun daha su kaynaklarına yakın bölgelere kaydığı gözlemlendi.</p>

<p>Bu göç hareketleri, şehirleşmenin dağılmasına ve büyük yerleşimlerin terk edilmesine neden oldu. Yaklaşık 3.500 yıl önce başlayan ve yüzyıl süren kuraklık, arkeolojik verilere göre kent kültürünün çöküşüyle aynı döneme denk geliyor.</p>

<p><strong>MAĞARALAR, GÖLLER VE DOĞAL KANITLAR</strong></p>

<p>Araştırmacılar, bilgisayar simülasyonlarının sonuçlarını mağara sarkıtları, göl tortuları gibi doğal iklim göstergeleriyle karşılaştırdı. Kuraklık dönemlerinde yavaş büyüyen sarkıtlar ve azalan tortu katmanları, modellerdeki verileri doğruladı.</p>

<p>Bu doğal verilerin, kuraklıkların geçici değil, kalıcı ve yıkıcı bir etki yarattığını gösterdiği kaydediliyor.</p>

<p>Yağışlardaki azalma, su yönetimi ve tarımsal verimlilikte dramatik düşüşler yarattığı ifade ediliyor.</p>

<p><strong>SADECE İNDUS DEĞİL, DİĞER UYGARLIKLAR DA ETKİLENDİ</strong></p>

<p>University College Dublin’den araştırmacı Nick Scroxton, çalışmayı “harika bir örnek” olarak nitelendirerek şunları söyledi:</p>

<p>“İndus Nehri’nin Harappalılar için ne kadar hayati olduğu ortada. Kuraklıklar, sadece suyu değil, bütün yaşam biçimini değiştirdi.”</p>

<p>Benzer görüşteki bir diğer uzman, Woods Hole Oşinografi Enstitüsü'nden jeolog Liviu Giosan, “Bu sonuçlar, iklimin uygarlıklar üzerindeki belirleyici rolünü anlamamız için büyük bir adım” dedi.</p>

<p><strong>UYGARLIKLARIN KADERİ İKLİME BAĞLIYDI</strong></p>

<p>Sonuç olarak araştırma, tarihte birçok büyük medeniyetin çöküşünün ardında iklim felaketlerinin olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>İndus Vadisi örneğinin, iklim değişikliklerinin sadece günümüzü değil, geçmişi de nasıl şekillendirdiğini anlamamıza yardımcı olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Kuraklık, sadece doğayı değil, medeniyetleri yok edecek kadar güçlü bir tarihsel aktör olabileceği bildiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>NAZMİ KAHRAMAN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/kuraklik-medeniyetleri-yok-etmis</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 01:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/11/kuraklik-manset.jpg" type="image/jpeg" length="60732"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şanlıurfa OSB’de atıksu arıtma kapasitesi 12 kat artıyor]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/sanliurfa-osbde-atiksu-aritma-kapasitesi-12-kat-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/sanliurfa-osbde-atiksu-aritma-kapasitesi-12-kat-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi’nde evsel ve endüstriyel atıksuların arıtımını sağlayacak olan "Şanlıurfa OSB 48.000 m/Gün Kapasiteli Atıksu Arıtma Tesisi Yapım İşi" ihalesi ilanı Resmî Gazete’de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Projenin 18 aralık tarihinde saat 10.00’da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yeni hizmet binasında ihalesi yapılacak yatırıma ilişkin bir değerlendirme yapan Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, yatırımın bölge sanayisi ve çevresel sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Şanlıurfa'nın 6'ncı bölge teşvikleri kapsamındaki iller arasında yer alması, cazibesini koruması ve yatırımcıların ilgi odağı olmasının önemine değinen Vali Şıldak, "OSB’nin sağlam bir altyapı üzerinde gelişmesi temel önceliklerimiz arasındadır" dedi. Vali Şıldak, son dönemde OSB’de altyapıyı güçlendirmeye yönelik önemli adımlar attıklarını vurgulayarak, TEİAŞ’a ait indirici merkeze iki ek trafo kurulumu, ana enerji hatlarının yeraltına alınması ve OSB’ye verilen kullanma suyu kapasitesinin artırılması gibi çalışmaların kısa süre önce tamamlandığını hatırlattı. Mevcut atıksu arıtma tesisinin, OSB’nin beklenenden hızlı büyümesi nedeniyle yetersiz kaldığını ifade eden Şıldak, yaklaşık bir yıldır yeni tesis için yoğun şekilde çalıştıklarını kaydetti.</p>

<p>Vali Şıldak ayrıca, "Yapılacak bu ihale ile bölgemizde deşarj edilen atıksuyun çok daha fazlasına hizmet verecek modern bir arıtma tesisini hayata geçireceğiz. Bir sonraki aşamada ise GES (Güneş Enerjisi Santrali) kurulumu için çalışmalarımız sürüyor. Bu müjdeyi de en kısa sürede kamuoyuyla paylaşmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni yatırımın, çevresel sürdürülebilirlik konusunda önemli bir adım olduğunu belirten Vali Şıldak, Yeşil OSB hedefleri doğrultusunda güçlü bir ilerleme sağlandığını da kaydetti. Şanlıurfa OSB Atıksu Arıtma Tesisi hâlihazırda 4.000 m/gün kapasite ile hizmet veriyor. Yeni tesisin devreye girmesiyle kapasitenin 48.000 m/gün seviyesine çıkarılması planlanıyor. Böylece mevcut arıtma kapasitesi 12 kat artırılmış olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/sanliurfa-osbde-atiksu-aritma-kapasitesi-12-kat-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/11/atiksu.jpg" type="image/jpeg" length="62575"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çevre Bakanı "iklime dirençli bir gelecek" amaçladıklarını açıkladı]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/cevre-bakani-iklime-direncli-bir-gelecek-amacladiklarini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/cevre-bakani-iklime-direncli-bir-gelecek-amacladiklarini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye'nin Ulusal Katkı Beyanı'nın, yenilikçi, politikalara uyumlu, düşük karbonlu ve iklime dirençli bir gelecek inşa etmeyi amaçladığını ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir yaklaşımı yansıttığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Kurum, Brezilya'nın Belem kentinde devam eden Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30) kapsamında Genel Kurul Salonu'ndaki (Plenary Amazonas) konuşmasında, Ulusal Katkı Beyanı'nın, sadece bir politika belgesi olarak görülmediğini, insanlığa verilmiş bir söz olarak değerlendirildiğini ve en etkin şekilde uygulandığını söyledi.</p>

<p>Geri döndürülemez bir noktaya doğru ilerleyen iklim değişikliğinin, yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıktığını belirten Kurum, şöyle konuştu: "İklim değişikliği, çok daha endişe verici bir şekilde, elde ettiğimiz tüm kazanımları tehdit eden boyutlara ulaşmıştır. Türkiye Cumhuriyeti olarak, iklim değişikliği üzerinde tarihsel sorumluluğumuz sınırlı olmasına rağmen, Paris Anlaşması kapsamındaki ortak hedeflerimize ulaşmak için, hayata geçirdiğimiz iklim kanunumuzla birlikte, bu alandaki kararlılığımızı sürdürüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız, BM Genel Kurulu sırasında, New York'ta düzenlenen İklim Zirvesi'nde ülkemizin 2035 hedefini açıkladılar. Yeni emisyon senaryolarımız doğrultusunda, 2030 için öngörülen 695 milyon tonluk emisyonu, 2035 yılında 643 milyon tona düşürmeyi hedefliyoruz."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Kurum, enerjiden sanayiye, ulaşımdan atık yönetimine kadar her sektörde, yeşil dönüşüm vizyonuyla, 2053 net sıfır emisyon hedefine güçlü bir şekilde ilerlediklerini vurgulayarak, "Ulusal Katkı Beyanımız, yenilikçi, politikalara uyumlu, düşük karbonlu ve iklime dirençli bir gelecek inşa etmeyi amaçlıyor ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir yaklaşımı yansıtıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>COP31 adaylığı devam ediyor</strong></p>

<p>Kurum, Türkiye'nin her fırsatta, iklim eylemindeki azmini, liderliğini, işbirliği yolundaki samimiyetini net bir şekilde gösterdiğini anlattı.</p>

<p>Türkiye'nin meseleleri bölgesel değil, küresel sorumluluk anlayışıyla odağına almaya devam ettiğini dile getiren Kurum, şunları kaydetti: "Bu duruşumuzu çok daha net bir şekilde ortaya koymak için, 2022 yılında, COP31 adaylığımızı açıkladık. Türkiye olarak, sadece tek bir bölgenin değil, özellikle Afrika ve Pasifik gibi kırılgan bölgelerin ihtiyaçlarını da merkezine alan, kimseyi geride bırakmayan, adil ve hakkaniyetli bir Taraflar Konferansı'na ev sahipliği yapmayı istiyoruz. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya ve güçlü ekonomiler bırakabilmek için, işbirliğimizi arttırmayı başaracağımız bir konferans diliyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/cevre-bakani-iklime-direncli-bir-gelecek-amacladiklarini-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2024/10/murat-kurum.jpg" type="image/jpeg" length="24014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antarktika’da 6 milyon yıllık hava bulundu]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/antarktikada-6-milyon-yillik-hava-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/antarktikada-6-milyon-yillik-hava-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antarktika’nın Allan Hills bölgesinde yaklaşık 6 milyon yıllık buz çekirdekleri çıkarıldı. Bu buzda hangi gazlar sıkışmıştı, sıcaklık neydi? Detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bilim insanları, Antarktika’nın Allan Hills bölgesinde yaklaşık 6 milyon yıl önceki atmosfer koşullarını barındıran buz çekirdekleri keşfetti. Bu örnekler, doğrudan tarihlendirilmiş en eski buzul buzları arasında yer alıyor ve Dünya’nın geçmiş iklimine dair benzersiz veriler sunuyor.</p>

<p><strong>ANTARKTİKA'DA 6 MİLYON YILLIK BUZ ORTAYA ÇIKARILDI</strong></p>

<p><strong><img alt="Antarktika’da 6 milyon yıllık hava bulundu" height="599" src="https://cegamedyacom.teimg.com/cegamedya-com/uploads/2025/11/b-u-z-u-l.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="860" /></strong></p>

<p>Woods Hole Oşinografi Enstitüsü'nden buzul bilimci Sarah Shackleton liderliğindeki araştırma ekibi, Allan Hills’te 150 ila 206 metre derinlikte üç buz çekirdeği sondajı gerçekleştirdi.</p>

<p>Bu çekirdeklerde, Miyosen döneminin sonuna ait yaklaşık 6 milyon yıl öncesine dayanan buz örnekleri bulundu.</p>

<p><strong>BUZUN İÇİNDEKİ MİKROSKOBİK HAVA CEPLERİ</strong></p>

<p>Buzda görünür hava kabarcıkları bulunmasa da, kristal yapısında yoğun şekilde paketlenmiş mikroskobik hava cepleri yer alıyor.</p>

<p>Bu ceplerin, geçmiş atmosferin bileşimini doğrudan incelemeyi mümkün kıldığı kaydedildi.</p>

<p><strong>GEÇMİŞTEKİ SICAKLIK NEYDİ?</strong></p>

<p>Oksijen izotop analizlerine göre, Antarktika 6 milyon yıl önce bugünkünden yaklaşık 12°C daha sıcaktı.</p>

<p>Bu soğuma sürecinin ani değil, kademeli olduğu tespit edildi.</p>

<p><strong>UZUN VADELİ ARAŞTIRMALAR PLANLANIYOR</strong></p>

<p>Ulusal Bilim Vakfı tarafından yürütülen COLDEX projesi kapsamında, 2026-2031 yılları arasında Allan Hills bölgesinde daha kapsamlı çalışmalar yapılması planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amaç, atmosferdeki sera gazlarının tarihsel değişimini daha ayrıntılı şekilde ortaya koymak.</p>

<p><strong>ARAŞTIRMA SONUCU YAYIMLANDI</strong></p>

<p>Çalışmanın sonuçları, Ulusal Bilimler Akademisi Bildirileri (PNAS) dergisinde yayımlandı.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>NAZMİ KAHRAMAN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/antarktikada-6-milyon-yillik-hava-bulundu</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Nov 2025 05:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/11/a-n-t-a-r.jpg" type="image/jpeg" length="50421"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın kabuğu parçalanıyor]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/dunyanin-kabugu-parcalaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/dunyanin-kabugu-parcalaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Pasifik Okyanusu’nda dört levhanın birleştiği bölgede parçalanma izleri tespit edildi. Bu süreç, dalma zonunun sona yaklaştığını mı gösteriyor? Detaylar haberimizde…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Pasifik Okyanusu’nun kuzeydoğusunda yer alan Cascadia dalma zonu, dört tektonik levhanın buluştuğu karmaşık bir yapıya sahip.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni bir sismik analiz, bu bölgede levhalardan birinin parçalara ayrılmak üzere olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>CASCADIA BÖLGESİNDE NELER OLUYOR?</p>

<p>Cascadia dalma zonu, Explorer, Juan de Fuca, Pasifik ve Kuzey Amerika levhalarının bir araya geldiği bir sınırı oluşturuyor.</p>

<p>Bu levhalardan Explorer ve Juan de Fuca, aktif olarak Kuzey Amerika levhasının altına dalıyor.</p>

<p>Louisiana Eyalet Üniversitesi'nden araştırmacılar, deniz tabanına gönderilen ses dalgaları ve deprem kaynaklı akustik sinyallerle bu bölgenin sismik yapısını inceledi.</p>

<p>LEVHA KIRILMASININ İLK GÖRSEL KANITI</p>

<p>Elde edilen görüntüler, deniz tabanının altında çok sayıda büyük fay ve çatlak bulunduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar, bu faylardan birinin yaklaşık 75 kilometre uzunluğunda olduğunu ve Explorer plakasını aktif şekilde kırdığını belirledi.</p>

<p>Bu kırıklar henüz tamamen kopmamış olsa da, parçalanmaya çok yakın olduğu ifade edildi.</p>

<p>Araştırma, bir dalma bölgesinin son evrelerine dair doğrudan gözlem sunan ilk çalışmalardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>PLAKALAR NASIL PARÇALANIYOR?</p>

<p>Analize göre, dalan levha tek parça hâlinde değil, küçük mikro plakalara ayrılarak parçalanıyor. Bu durum, sistemin bir anda değil, kademeli olarak sona erdiğini gösteriyor.</p>

<p>Sismik verilere göre, bazı bölgelerde levha hareketi durmuşken, bazı alanlar hâlâ aktif. Bu fark, parçalanmış bölgelerin artık ana dalma sistemine bağlı olmamasından kaynaklanıyor.</p>

<p>DALMA ZONU NASIL SONLANIYOR?</p>

<p>Levhanın bazı kısımlarının artık aşağı doğru hareket etmemesinin, sistemin çöküş sürecinde olduğunu gösterdiği belirtiliyor. Malzeme kaybı arttıkça, levhayı aşağı çeken ağırlık azalıyor ve düşüş yavaşlıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, bu süreci “bir trenin yavaşça raydan çıkması” benzetmesiyle açıklıyor.</p>

<p>Her bir parça ayrıldıkça, dalma zonunun işlevi zayıflıyor. Jeolojik kayıtlarda da bu kademeli çöküşün izlerine rastlandığı kaydediliyor.</p>

<p>Araştırma Science Advances dergisinde yayımlandı .</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Science Advances</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/dunyanin-kabugu-parcalaniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Nov 2025 00:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/10/pasifik-manset.jpg" type="image/jpeg" length="84686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van Gölü'nde seviye düştü, Çarpanak Adası yolu ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/van-golunde-seviye-dustu-carpanak-adasi-yolu-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/van-golunde-seviye-dustu-carpanak-adasi-yolu-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Gölü'nde su seviyesinin azalmasıyla Çarpanak Adası'na ulaşımı sağlayan yaklaşık 1 kilometrelik antik yolun büyük bir kısmı gün yüzüne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van Gölü'nde son yıllarda yaşanan su çekilmesi, gölün derinliklerinde saklı kalan tarihi yolu yeniden gün yüzüne çıkardı. Tuşba ilçe sınırında yer alan Çarpanak Adası'na uzanan antik taş yolun yaklaşık yüzde 80'i su seviyesinin düşmesiyle açıkça görülür hale geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Çarpanak Adası ile kara parçası arasında neredeyse 200-300 metre gibi çok kısa bir mesafe kalmış"</strong></p>

<p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Van Gölü 3 bin 712 metrekarelik alanı ile beraber Marmara Denizi'nin yaklaşık 3'te 1 büyüklüğünde ve ülkemiz iç sularındaki en büyük gölü oluşturuyor. Gölde büyük olarak üç tane ada var. Çarpanak Adası, Van Gölü'ndeki kıyıya en yakın adalardan. Adaya ulaşmak tekne ile ancak mümkün oluyor. Son yıllarda özellikle 2025 yılında kış aylarındaki yağışlarda büyük düşüş yaşandı. Yaz aylarında da sıcaklıkların mevsim normallerinin üstünde seyretmesiyle beraber Van Gölü'nde ciddi bir su kaybı oldu. Göl yavaş yavaş kıyı çizgisinde geriye doğru çekilmeye başladı. Şu anda bulunduğumuz nokta Çarpanak Adası'nın hemen karşısı. Fazla değil 3-5 yıl önce burası tamamen sular altındayken bugün bir kara parçası haline dönüşmüş. Çarpanak Adası'ndan kıyıya doğru olan kara parçası gitgide açığa çıkıyor. Şu anda gölle kara parçası arasında neredeyse 200-300 metre gibi çok kısa bir mesafe kalmış. Şayet 2026 yılındaki mevsim yine sıcak seyreder, kış aylarında yağmur yağmazsa muhtemelen adayla kara arasındaki bağlantı biraz daha küçülecek. 3-5 sene sonra muhtemelen adaya insanlar yürüyerek gidip gelebilecek. Ama bizler ümit ediyoruz ki tekrardan bol şekilde yağışlar yağar, Van Gölü yükselir ve Çarpak Adası Van Gölü'nün mavi suları ile çevrili bir halde olur" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/van-golunde-seviye-dustu-carpanak-adasi-yolu-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Oct 2025 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/10/carpanak-van-golu.jpg" type="image/jpeg" length="56227"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şifa kaynağı ardıç ağacı]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/sifa-kaynagi-ardic-agaci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/sifa-kaynagi-ardic-agaci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğanın en dayanıklı ağaçlarından biri olan ve Türkiye’nin dört bir yanında yetişen  salık alanında faydalar sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Hem doğayı koruyan hem de sağlık alanında sunduğu faydalarla dikkati çeken ve taşlı topraklara kök salan Anadolu’nun bu kadim ağacı, doğanın gizli kahramanı olarak öne çıkıyor.</p>

<p><strong>ZORLU DOĞA KOŞULLARINDA BİR YAŞAM SAVAŞÇISI</strong></p>

<p>Türkiye’nin dört bir yanında, özellikle de taşlık ve dağlık bölgelerde karşımıza çıkan ardıç ağacı, doğanın en dayanıklı türlerinden biri olarak biliniyor.</p>

<p>Sert iklim koşullarına karşı gösterdiği dirençle dikkat çeken bu ağaç, ekolojik dengede de önemli bir yere sahip.</p>

<p>Genellikle Anadolu, Toros Dağları, Ege, Akdeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak yetişen ardıç, 1000 ila 3000 metre rakımlı alanlarda kök salabiliyor.</p>

<p>Yaşamını kurak ve verimsiz topraklarda bile sürdürebilen bu güçlü ağaç, Türkiye'yi ardıç türleri bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biri konumuna getiriyor.</p>

<p><strong>ARDIÇ AĞACI NEDİR?</strong></p>

<p>Servigiller familyasına ait olan ardıç, uzun ömürlü ve yaprak dökmeyen bir ağaç türüdür.</p>

<p>Doğada hem ağaç formunda hem de çalı şeklinde görülebilen, ince ve iğne biçimindeki yaprakları, maviye çalan küçük yuvarlak kozalaklarıyla tanınan ardıç kozalakları halk arasında “ardıç tohumu” olarak bilinir ve binlerce yıldır şifa kaynağı olarak kullanılır.</p>

<p><strong>SAĞLIĞA AÇILAN DOĞAL KAPI: ARDIÇ</strong></p>

<p>Ardıç ağacının özellikle kozalakları ve yağı, geleneksel tıpta önemli bir yere sahiptir. Alternatif tedavi yöntemlerinde şu alanlarda kullanıldığı biliniyor:</p>

<p>Solunum yolu hastalıkları</p>

<p>Romatizma ve kas ağrıları</p>

<p>İdrar söktürücü etkiler</p>

<p>Cilt hastalıklarının tedavisi</p>

<p>Antiseptik özellikleriyle enfeksiyonlara karşı koruma</p>

<p>Ayrıca ardıç yağı, sabun ve doğal kozmetik ürünlerinde sıkça tercih ediliyor. Bu yönüyle hem sağlık hem de doğal bakım ürünlerinde ardıç, değerli bir kaynak olarak öne çıkıyor.</p>

<p><strong>EROZYONLA MÜCADELENİN DOĞAL KAHRAMANI</strong></p>

<p>Ardıç ağacı yalnızca sağlık açısından değil, çevresel faydalarıyla da dikkat çekiyor. Derin kök yapısı sayesinde toprağı sıkıca tutan bu ağaç, erozyonla mücadelede doğal bir kalkan görevi görüyor. Kuraklığa dayanıklı yapısı sayesinde ekosistemlerin korunmasına katkı sağlıyor.</p>

<p><strong>YAŞAMI SÜRDÜREN KÖKLER</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anadolu’nun birçok efsanesine, halk inancına ve yaşam kültürüne konu olan ardıç, yalnızca bir ağaç değil; doğanın kadim hafızası, insanın doğal şifası ve çevrenin görünmeyen koruyucusu olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Doğayla uyum içinde var olmayı başaran bu eşsiz ağaç, geçmişten bugüne yaşamın ve direncin simgesi olarak varlığını sürdürüyor.</p>

<p>Ardıç, sessizce ama kararlılıkla diyor ki:<br />
“Ben buradayım; doğayı korumak, insanı iyileştirmek ve zamanı saklamak için.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>NAZMİ KAHRAMAN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/sifa-kaynagi-ardic-agaci</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Oct 2025 03:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/10/ardic-manset.jpg" type="image/jpeg" length="73954"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[40 bin yıllık mikroplar uyanıyor]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/40-bin-yillik-mikroplar-uyaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/40-bin-yillik-mikroplar-uyaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alaska'nın on binlerce yıldır donmuş olan toprakları, küresel ısınmanın etkisiyle çözülmeye başlarken, bilim insanlarını hem heyecanlandıran hem de endişelendiren bir sırrı açığa çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Donmuş toprağın derinliklerinden gelen yaşam<br />
Araştırmacılar, ABD Kara Kuvvetleri tarafından inşa edilen ve yerin 100 metreden daha derinine inen Permafrost Tüneli Araştırma Tesisi'nden donmuş toprak (permafrost) örnekleri topladı.</p>

<p>Colorado Boulder Üniversitesi'nden (CU Boulder) mikrobiyolog Tristan Caro ve ekibi, bu kadim örnekleri incelediklerinde şaşırtıcı bir gerçekle karşılaştı.</p>

<p>Caro, "Bunlar kesinlikle ölü örnekler değil. Hâlâ organik maddeleri parçalayıp karbondioksit olarak salabilen güçlü bir yaşama ev sahipliği yapma kapasitesine sahipler" diyerek durumun ciddiyetini vurguladı.</p>

<p>Bilim insanları, donmuş katmanlar çözüldükçe, 40.000 yıldır uykuda olan bu mikroorganizmaların yeniden aktif hale geldiklerini ve çevrelerindeki binlerce yıllık organik maddeleri tüketmeye başladıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sürecin, atmosfere daha fazla metan ve karbondioksit salınmasına neden olarak küresel ısınmayı hızlandırdığını ifade eden CU Boulder'dan jeomikrobiyolog Sebastian Kopf, şöyle dedi:</p>

<p>''İklim tepkilerindeki en büyük bilinmezlerden biri bu. Tonlarca karbonun depolandığını bildiğimiz tüm bu donmuş toprağın çözülmesi, iklim değişikliğinin hızını nasıl etkileyecek?''</p>

<p>Uzmanlar, giderek uzayan ve ısınan Arktik yazlarının, insanlar ve mikroplar arasında tehlikeli bir emisyon geri besleme döngüsü riskini artırdığı konusunda uyarıyor.</p>

<p>Bu durumun, iklim değişikliğiyle mücadelede zamanın ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiğini söyledi.</p>

<p>Araştırma Journal of Geophysical Research: Biogeosciences dergisinde yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/40-bin-yillik-mikroplar-uyaniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 02:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/10/m-i-k-r-o-p-l-a-r.jpg" type="image/jpeg" length="89001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van Gölü'nde kuraklık alarmı]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/van-golunde-kuraklik-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/van-golunde-kuraklik-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en büyük gölü olan Van Gölü'nde son yıllarda yaşanan kuraklık, bölgedeki ekosistemi tehdit eder hale gelirken, suyun çekildiği bölgelerdeki derin çatlaklar ve mikrobiyalitler endişelendiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van Gölü çevresinde yaşayan vatandaşlar, son yıllarda gözle görülür şekilde azalan su seviyesinden endişe duyuyor. Gölde su seviyesinin düşmesiyle birlikte daha önce su altında kalan alanlar gün yüzüne çıkarken, bazı bölgelerde kıyı şeridi kilometrelerce geriledi. Özellikle göl çevresindeki tarım arazileri ve sulak alanların kuruması, geçimini bu alanlardan sağlayan halkı zor durumda bırakıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Orhan Emen isimli vatandaş, "Van Gölü'nün su seviyesi son 5 yıl içinde yaklaşık 2 metreye yakın düşüş gösterdi. Bu sadece yağışların azalmasıyla açıklanamaz. Aynı zamanda sıcaklık artışları, buharlaşmanın artması ve insan kaynaklı su kullanımı da bu süreçte etkili" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/van-golunde-kuraklik-alarmi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Oct 2025 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/10/van-golu-kurak.jpg" type="image/jpeg" length="23284"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkari'de minik ellerden çevre duyarlılığı]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/hakkaride-minik-ellerden-cevre-duyarliligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/hakkaride-minik-ellerden-cevre-duyarliligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkari’deki bir grup minik öğrenci oturma alanlarında çevre temizliği yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu öğretmenlerinden Kezban Özatak’ın öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler, hafta sonunu çevre bilinci kazanarak değerlendirdi. Yeşil alanlarda ve ağaçlık bölgelerde biriken çöpleri toplayan minikler, herkese çevreyi temiz tutma çağrısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öğretmen ve öğrencilerin örnek davranışı, çevreden geçen vatandaşlar tarafından takdirle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/hakkaride-minik-ellerden-cevre-duyarliligi</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/09/hakkari-cevre.jpg" type="image/jpeg" length="63366"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[112 milyon yıllık kehribar bulundu]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/112-milyon-yillik-kehribar-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/112-milyon-yillik-kehribar-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekvador’da 112 milyon yıllık bir kehribar içinde böcekler, polenler ve örümcek ağları bulundu. Bu keşif Kretase döneminin Güney Yarımküre’deki yaşamına ışık tutuyor. Detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ekvador’da bulunan 112 milyon yıllık kehribar örneği, adeta zamanın donduğu bir ekosistemi günümüze taşıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böcekler, polenler ve örümcek ağı parçaları içeren bu keşif, Güney Yarımküre’deki Kretase dönemine ait ilk büyük kehribar bulgusu olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Bilim insanlarına göre bu örnek, Gondwana süper kıtasında yaşayan canlılara dair bugüne dek görülmemiş ayrıntılar sunuyor.</p>

<p><strong>ZAMANA HAPSOLMUŞ BİR ORMAN PARÇASI</strong></p>

<p>Ekvador’daki Genoveva taş ocağında bulunan kehribarlar, eşek arılarından tatarcık sineğine kadar en az beş farklı böcek takımına ait kalıntılar içeriyor. Ayrıca bir örümcek ağı parçası da tespit edildi. Ağın örgü yapısı, modern küre örücülere benzerlik gösteriyor.</p>

<p>Barselona Üniversitesi’nden paleobiyolog Xavier Delclòs ve ekibi, bu kehribarın ıslak ve reçineli bir orman ekosistemine doğrudan kanıt sunduğunu belirtti.</p>

<p>Araştırmacılar, bu keşfin Gondwana’nın eklembacaklı faunasını daha iyi anlamamıza olanak sağlayacağını ifade etti.</p>

<p><strong>NADİR BİR GÜNEY KEHRİBARI</strong></p>

<p>Kehribar, Kuzey Yarımküre’de yaygın şekilde bulunurken, Güney Yarımküre’de yalnızca sınırlı keşiflere rastlanıyor.</p>

<p>Genoveva’da bulunan bu kehribarın, Araucariacean olarak bilinen, günümüzde neredeyse yok olmuş bir ağaç türünden gelmiş olabileceği belirtildi.</p>

<p>Araştırmada, hem yer altında oluşmuş kök reçinesi, hem de yüzeyde böcekleri hapseden hava ile temaslı reçine türleri tespit edildi. Böcek içeren kehribarların çok daha nadir olduğu biliniyor.</p>

<p><strong>FARKLI BİR ORTAM, AZ MANTAR</strong></p>

<p>Kehribarların çoğunda, ağaç reçinesini tüketen mantarlara dair izler bulunur. Ancak bu örneklerde bu tür izlere nadiren rastlandığı kaydediliyor.</p>

<p>Bilim insanları, bu durumun toprakların aşırı nemli olmasına bağlı olabileceğini düşünüyor.</p>

<p><strong>EKOSİSTEMİN TARİHİNE IŞIK TUTUYOR</strong></p>

<p>Bu keşfin, Kretase döneminde Güney Amerika'nın batı sınırındaki ormanların nasıl bir dönüşüm geçirdiğini anlamaya yardımcı olduğunu kaydeden araştırmacılar, ''Kehribar içindeki kalıntılar, o dönemin iklimi, bitki örtüsü ve canlı çeşitliliği hakkında benzersiz bilgiler sunuyor'' dedi.</p>

<p>Bu araştırma Communications Earth &amp; Environment dergisinde yayınlandı .</p>

<p><!--EndFragment --></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/112-milyon-yillik-kehribar-bulundu</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Sep 2025 04:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/09/k-e-h-r-i-b-a-r.jpg" type="image/jpeg" length="99399"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van Gölü tehdit altında]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/van-golu-tehdit-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/van-golu-tehdit-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en büyük gölü olan Van Gölü'nde her geçen yıl artan çekilmeler ve kirlilik endişeye yol açıyor. Kapalı havza özelliği nedeniyle kirleticilerin seyrelme süresi uzun olan gölde, su kalitesi ve ekosistem ciddi tehdit altında bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Çevre Koruma Teknolojileri Bölüm Başkanı ve Anadolu Su Altı Araştırma ve Sporları Derneği Kurucusu Prof. Dr. Edip Avşar, Van Gölü'nü bekleyen tehlikeye dikkat çekti. Göle giren akarsu kollarındaki debinin küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle düştüğünü, buna ek olarak endüstriyel ve evsel atıkların gölü besleyen nehirler üzerinden Van Gölü'ne taşındığını belirten Avşar, "Bu kollarda azalan su miktarıyla birlikte kirlilik daha da yoğunlaşmakta, göl su kalitesi ve ekosistem üzerindeki baskı çok daha belirgin hale gelmektedir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Atık suların arıtılmadan Van Gölü'ne deşarjının önüne geçilmeli"</strong></p>

<p>Bitlis çevresinde önceki yıllarda yapılan çalışmalarda bu kirliliğin etkilerinin net şekilde gözlemlendiğini aktaran Prof. Dr. Avşar, "Van Gölü hem dünyamız hem de ülkemiz için önemli bir değerdir. Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü, ülkemizin de en büyük gölüdür. Sodalı bir göl olması nedeniyle kendine haiz su kalitesi ve karakteristik özellikleri mevcuttur. Aynı zamanda Van Gölü kapalı bir havzadır. Yani göle su girişleri yağış ve etraftaki nehirlerden beslenme şeklinde gerçekleşmekte olup gölün kendini yenileme kabiliyeti ise sınırlıdır. Kapalı bir havza olması, buraya giren kirleticilerinde seyrelme ve kirletici özelliklerini kaybetme süresini uzatmaktadır. Bilindiği üzere ülkemizde akarsuların yaz kış akış rejimleri oldukça farklıdır. Kurak mevsimde akarsuların akış rejimleri oldukça düşmektedir. Bunun üzerine günümüzde yaşanılan küresel ısınma ve iklim değişikliği olgularının etkileri de eklendiğinde akarsu akımları daha da azalmaktadır. Bu durum Van Gölü üzerinde de etkili olmakta ve Van Gölü'ne giren besleme akımlarının düşmesi nedeniyle gözlenen mevsimsel çekilmeler de önceki dönemlere göre çok daha etkili olmaktadır. Ayrıca göle giren akarsu kollarında azalan debinin yanında endüstriyel faaliyetler ve evsel kirlilikte etkili olmakta, bu kaynaklar gölün beslenmesinden çok kirliliğin göle taşınmasına sebebiyet vermektedir. Bu kollarda azalan su miktarı ile bu kirlilik daha da derişmekte ve göl su kalitesi ve göl ekosistemi üzerindeki kirletici etki çok daha belirgin hale gelmektedir. Bu çerçevede Bitlis çevresinde önceki yıllarda yaptığımız çalışmalarda bu kirliliğin etkilerini net gözlemleme fırsatı elde ettik. Bu duruma karşı önlem alınması açısından elde ettiğimiz verilerden bilimsel çalışmalar da üreterek bunları yayımladık. Elde ettiğimiz sonuçlar; göl çevresindeki akarsulardan su teminine yönelik çalışmaların daha dikkatli yapılması, çekilen suyun gölün beslenmesini etkilememesi, göl etrafındaki yerleşimler ve endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan atık suların arıtılmadan gölü besleyen nehirlere ve dolayısıyla Van Gölü'ne deşarjının önüne geçilmesini gerektirmektedir" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/van-golu-tehdit-altinda</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Sep 2025 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/09/van-golu-tehdit-cevre.jpg" type="image/jpeg" length="47744"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
