<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>CEGA Medya - cegamedya.com</title>
    <link>https://www.cegamedya.com</link>
    <description>Diyarbakır Haberleri - Son Dakika Diyarbakır Haberleri - Amedspor Haberleri - Diyarbakır Silahlı Kavga - Amed Haberleri - Diyarbakır Son Dakika- CEGA Medya</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.cegamedya.com/rss/bilimteknoloji-1" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>CEGA Medya© 2023.  Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 19 Jul 2026 17:30:10 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/rss/bilimteknoloji-1"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zekâ sisteminde yeni gelişme]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/yapay-zeka-sisteminde-yeni-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/yapay-zeka-sisteminde-yeni-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, 2 boyutlu tasarımları otomatik olarak 3 boyutlu CAD modellerine dönüştüren yeni bir yapay zekâ sistemi geliştirdi. Sistem, daha doğru sonuçlar üretirken daha az hesaplama gücü kullanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) bilim insanları mühendislik tasarımlarını 2 boyutlu görüntülerden otomatik olarak 3 boyutlu CAD modellerine dönüştüren yeni bir yapay zekâ sistemi geliştirdi. Yeni sistem, mevcut yöntemlere göre daha doğru sonuçlar üretirken daha az hesaplama gücü kullanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GIFT (Geometric Inference Feedback Tuning) adı verilen sistem, yapay zekânın yaptığı hataları analiz ederek bunlardan öğrenmesini sağlıyor. Böylece model, her denemede daha doğru CAD kodları üreterek kendi performansını sürekli geliştiriyor.</p>

<p>Araştırmacılar, sistemin özellikle uçak, otomobil ve endüstriyel ürün tasarımlarında prototip geliştirme sürecini hızlandıracağını, tasarım maliyetlerini düşüreceğini ve mühendislerin daha verimli çözümler üretmesine katkı sağlayacağını belirtiyor.</p>

<p><strong>KENDİ HATALARINDA ÖĞRENİYOR</strong></p>

<p>Yeni sistemin, aynı tasarım problemi için birden fazla çözüm ürettiğini belirten araştırmacılar, şöyle dedi:</p>

<p>''Başarılı sonuçları analiz ediyor ve hatalı denemeleri düzelterek yeni eğitim verilerine dönüştürüyor. Böylece insan müdahalesine ihtiyaç duymadan kendini geliştirebiliyor. Bu yöntem sayesinde yapay zekâ, yalnızca doğru sonuçları ezberlemek yerine, hangi hataları neden yaptığını öğrenerek daha güvenilir CAD modelleri oluşturuyor.''<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/yapay-zeka-sisteminde-yeni-gelisme</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/yapay-manset-5.jpg" type="image/jpeg" length="90286"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızılötesi Işığı Yöneten Akıllı Çip Geliştirildi!]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/kizilotesi-isigi-yoneten-akilli-cip-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/kizilotesi-isigi-yoneten-akilli-cip-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, hareketli parçaya gerek duymadan kızılötesi ışığı kontrol edebilen yeni nesil bir optik mikroçip geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nature Communications Dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, yeni teknolojinin kızılötesi kameraların çok daha hassas, kompakt ve ucuz hale gelmesini sağlayacağı bildirildi.</p>

<p>Massachusetts Teknoloji Enstisüsü (MIT) bilim insanları, ekran teknolojilerinden ilham alınan özel bir ağ mimarisi sayesinde, çip üzerindeki her mikroskobik pikselin bağımsız olarak kontrol edilebildiğini belirterek, bu sayede cihazın, hareketli hiçbir parça kullanmadan odağını anında değiştirebildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni keşifle ilgili şu bilgilere yer verildi:</p>

<p>''Malzeme Değişimiyle Işık Kontrolü: Isı uygulandığında faz değiştiren (katıdan sıvıya/kristalden amorf yapıya geçen) özel bir malzeme sayesinde, gelen kızılötesi ışığın yönü ve odak noktası dinamik olarak ayarlanıyor.</p>

<p>Seri Üretime Uygun: Geliştirilen çip, mevcut yarı iletken fabrikalarında (dökümhanelerde) standart üretim süreçleriyle üretilebiliyor. Bu da teknolojinin laboratuvardan çıkıp hızla piyasaya sürülmesini kolaylaştırıyor.''</p>

<p>Geliştirilen bu akıllı çipin, özellikle orta kızılötesi dalga boyundaki organik molekülleri ve ısıyı algılamada yeni bir dönem başlatacağı bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/kizilotesi-isigi-yoneten-akilli-cip-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/kizil-manset.jpg" type="image/jpeg" length="39101"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YZ'da çocuk istismarına yönelik yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/yzda-cocuk-istismarina-yonelik-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/yzda-cocuk-istismarina-yonelik-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, yasa dışı çocuk istismarı içerikleri üretmeden tehlikeli yapay zekâ modellerini tespit edebilen yeni bir denetim yöntemi geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Yapay zekâ teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, yasa dışı içerik üretebilen modelleri de gündeme taşıyor.<strong> ABD'</strong>deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacıları ise bu soruna çözüm olabilecek yeni bir yöntem geliştirdi.</p>

<p>Araştırmacılar, yapay zekâ modelinin yasa dışı çocuk cinsel istismarı içerikleri üretme kapasitesine sahip olup olmadığını, modele tek bir görüntü bile oluşturtmadan tespit edebilen bir denetim sistemi geliştirdi.</p>

<p>Yeni yöntemde yapay zekânın ürettiği sonuçlar yerine modelin iç çalışma yapısı analiz ediliyor. Böylece hem yasa dışı içerik üretilmemiş oluyor hem de tehlikeli modeller güvenli şekilde belirlenebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan testlerde sistem, çocuk cinsel istismarı materyali üretmek üzere özel olarak uyarlanmış yapay zekâ modellerini yüzde 100 doğrulukla tespit etmeyi başardı.</p>

<p>Araştırmacılar, geliştirilen yöntemin açık kaynaklı yapay zekâ modellerini barındıran platformlarda kullanılabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Böylece zararlı modeller, yaygınlaşmadan önce tespit edilerek kaldırılabilecek veya sisteme yüklenmeleri engellenebilecek.</p>

<p>Son yıllarda yapay zekâ ile üretilen yasa dışı içeriklerde büyük artış yaşandığı belirtilirken, Ulusal Kayıp ve İstismar Edilen Çocuklar Merkezi verilerine göre, 2025 yılında yapay zekâ tarafından oluşturulan 1,5 milyondan fazla çocuk cinsel istismarı materyali ihbarı yapıldı. Bir önceki yıl bu sayı yaklaşık 67 bin seviyesindeydi.</p>

<p>MIT ekibi, geliştirdikleri yöntemin yalnızca çocukların korunmasına katkı sağlamayacağını, aynı zamanda yapay zekâ güvenliğinin güçlendirilmesi ve dijital platformların daha güvenli hale getirilmesi açısından da önemli bir adım olduğunu vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/yzda-cocuk-istismarina-yonelik-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/yapay-zeka-manset-9.jpg" type="image/jpeg" length="82646"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından yeni bir keşif]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarindan-yeni-bir-kesif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarindan-yeni-bir-kesif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları ekran teknolojisinde devrim yaratan bir keşfe imza attı. Yeni keşifle akıllı telefon ve televizyonların ömrü katlanarak artacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) ve Samsung araştırmacıları, yeni nesil dijital ekranların ticari olarak yaygınlaşmasını engelleyen en büyük sorunu çözdü. Geliştirilen basit bir kaplama yöntemiyle, mavi kuantum nokta (QD-LED) ekranların ömrü tam 5 bin kat uzatıldı.</p>

<p>Mevcut en iyi görüntü kalitesine sahip televizyon ve bilgisayarlarda kullanılan kuantum noktaları, geleceğin ''kağıt inceliğindeki'' ve ultra yüksek renk kalitesine sahip ekranlarının anahtarı olarak görülüyor.</p>

<p><strong>ÖMRÜ 5 BİN KAT UZATAN BASİT ÇÖZÜM</strong></p>

<p>Bilim insanları, yeni keşifle ilgili maliyet etkinliği yüksek ve ölçeklenebilir basit bir yöntem uyguladıklarını ifade etti.</p>

<p>''Bu kapsülleme tekniğinin nem oluşumunu engellediği ve morfolojik bozulmaların önüne geçtiği görüldü. Sonuçlar ise ekran teknolojisi için çığır açıcı nitelikte. Reçine kaplama, kırmızı renkli QD-LED'lerin ömrünü 8 kat artırırken, en büyük darboğaz olan mavi QD-LED'lerin ömrünü tam 5.000 kattan fazla uzattı'' diyen bilim insanları, Science Advances dergisinde yayımlanan bu çalışmanın düz ekran televizyonlar, akıllı telefonlar, sanal gerçeklik (VR) başlıkları ve tıbbi görüntüleme cihazlarında çok daha parlak, saf renkli ve yüksek enerji verimliliğine sahip yeni bir dönemin kapısını araladığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, bu yöntemi daha da geliştirerek teknolojiyi sensörler ve lazerler gibi farklı alanlara da uyarlamayı hedeflediklerini söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarindan-yeni-bir-kesif</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/yeni-kesif.jpg" type="image/jpeg" length="66810"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hem yüzüyor hem de uçuyor]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/hem-yuzuyor-hem-de-ucuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/hem-yuzuyor-hem-de-ucuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanlarınca tasarlanan 300 gramdan daha hafif bir gövdeye sahip, su geçirmez motor ve yönlendirilebilir kuyruğa sahip bir robot, hem yüzüyor, hem de uçuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) ve İsviçre'deki EPFL enstitüsü mühendisleri, doğadaki dalgıç kuşların biyomekaniğinden ilham alarak hem havada uçabilen hem de su altında yüzebilen yenilikçi bir robot tasarladı.</p>

<p>Suyu uzaklaştırmak için hidrofobik nanopartiküllerle kaplanan esnek kanatlar, su altındaki çırpma hareketini optimize ederken robotu havada tutacak kadar da sağlam bir yapı sunuyor.</p>

<p>Yapılan testlerde robotun, saniyede 5 kez kanat çırparak su altında saniyede 1 metre, havada ise saniyede 6 metre hıza ulaşabildiğini belirten araştırmacılar, bu değerlerin gerçek dalgıç kuşların frekanslarıyla büyük benzerlik gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Araştırma sonuçlarıyla ilgili, şöyle denildi:</p>

<p>''Puffin (deniz papağanı) ve ördek gibi canlılar su yüzeyinden havalanırken kanatlarının yanı sıra ayaklarını da kürek gibi kullanırlar. Ancak mühendisler, robotun sudan havaya sorunsuz geçebilmesi için ayak benzeri bir itme mekanizmasına ihtiyaç duymadığını keşfetti.</p>

<p>Robotun sudan çıkarken 70 derecelik dik bir açıyla eğilmesi, kanat uçlarının suya takılmasını engelleyerek doğrudan havalanması için yeterli oluyor.</p>

<p>Geleneksel okyanus gemilerinin girmesi için çok tehlikeli olan buzdağları, liman tesisleri veya balina sürülerinin yakınlarında görev yapması planlanan FAAV; zararlı alg patlamalarını, balık stoklarını ve kıyı erozyonunu izlemek için kıyıdan veya bir tekneden fırlatılabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sık sık suya dalıp ölçüm yapabilen ve topladığı verileri düşük maliyetle teslim edip yeniden göreve dönebilen bu robotik sistem, okyanus keşiflerinde yeni bir araç sınıfının önünü açıyor.</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/hem-yuzuyor-hem-de-ucuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/robot-2.jpg" type="image/jpeg" length="27142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzaydaki nükleer silahlara karşı yeni yöntem]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/uzaydaki-nukleer-silahlara-karsi-yeni-yontem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/uzaydaki-nukleer-silahlara-karsi-yeni-yontem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları uydularda nükleer silah bulunup bulunmadığını yüksek doğrulukla tespit edebilen yeni sensör sistemi geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacıları, Dünya yörüngesindeki uydularda nükleer silah bulunup bulunmadığını tespit edebilecek yeni bir sensör sistemini geliştirdi.</p>

<p>Nature dergisinde yayımlanan çalışma, uzayda nükleer silahların denetlenmesine yönelik ilk bilimsel doğrulama yöntemlerinden biri olma özelliği taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>''1967 tarihli Uzay Antlaşması uzaya nükleer silah yerleştirilmesini yasaklıyor'' diyen araştırmacılar, ancak bugüne kadar, yörüngedeki bir uydunun nükleer silah taşıyıp taşımadığını doğrulayabilecek pratik bir yöntemin bulunmadığını söyledi.</p>

<p><strong>NÖTRON İZLERİ TAKİP EDİLECEK</strong></p>

<p>MIT Profesörü Areg Danagoulian'ın geliştirdiği sistem, şüpheli bir uyduya yaklaşan başka bir uydudaki sensörlerle çalışıyor.</p>

<p>Sensörler, yüksek enerjili protonların radyoaktif maddelerle çarpışması sonucu ortaya çıkan nötronları tespit ederek uyduda nükleer silah bulunup bulunmadığını belirleyebiliyor.</p>

<p>Araştırmaya göre sistem, yaklaşık 4 kilometre mesafeden bir hafta içinde yüzde 99 doğrulukla tespit yapabiliyor. Sensör uydusunun hedefe daha fazla yaklaşması halinde bu sürenin birkaç saate kadar düşebileceği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/uzaydaki-nukleer-silahlara-karsi-yeni-yontem</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/b-i-l-i-m-1.jpg" type="image/jpeg" length="71463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından nefes alabilen hidrojel]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarindan-nefes-alabilen-hidrojel</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarindan-nefes-alabilen-hidrojel" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, hava geçirgenliği sağlayan yeni bir hidrojel geliştirdi. Yenilikçi malzeme, daha uzun ömürlü bandajlar, implantlar ve giyilebilir sağlık cihazlarının önünü açabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) mühendisleri, hem suyu muhafaza eden hem de hava geçirgenliği sağlayan yeni nesil bir hidrojel geliştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nature Dergisinde yayımlanan çalışma, özellikle uzun süre ciltle temas eden tıbbi ürünlerde yaşanan tahriş sorununa çözüm sunmayı hedefliyor.</p>

<p>Geleneksel hidrojellerin yüksek oranda su içerdiği için hava geçirmediğini ifade eden araştırmacılar, bu durumun uzun süre kullanılan yara bantları, medikal yamalar ve giyilebilir sağlık cihazlarında ter ve nemin birikmesine, buna bağlı olarak da cilt tahrişine neden olduğunu söyledi.</p>

<p>MIT araştırmacıları bu sorunu, hidrojelin içine mikroskobik hava tünelleri oluşturarak çözdü. Geliştirilen yeni yapı, jelin nem tutma özelliğini korurken aynı zamanda oksijenin malzemenin içinden geçmesine imkan tanıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, bu sayede hidrojelin hem yumuşaklığını hem de dayanıklılığını koruduğunu belirtiyor.</p>

<p>Çalışmayı yöneten Prof. Xuanhe Zhao, ''Su ve oksijen yaşam için vazgeçilmez. Hidrojellere hava geçişi özelliği kazandırarak çok daha geniş kullanım alanlarının önünü açtık'' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>EYÜP KAÇAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarindan-nefes-alabilen-hidrojel</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 15:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/j-e-l.jpg" type="image/jpeg" length="95239"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kara deliklerle ilgili yeni araştırma ezber bozdu]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/kara-deliklerle-ilgili-yeni-arastirma-ezber-bozdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/kara-deliklerle-ilgili-yeni-arastirma-ezber-bozdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanlarının kara deliklerle ilgili yaptığı yeni bir çalışma ezberleri bozdu.

.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüssü) öncülüğünde yürütülen ve Physical Review Letters Dergisinde yayımlanan çalışma, kara deliklerin adeta bir ''soyağacına'' sahip olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bilim insanlarına göre, büyük yıldızların yaşamlarını tamamlamasının ardından oluşan kara delikler, zamanla birbirlerine yaklaşarak birleşebiliyor. Bu birleşmeler sonucunda ortaya çıkan daha büyük kara delikler ise milyonlarca yıl sonra yeniden başka kara deliklerle çarpışabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar bu süreci ''hiyerarşik birleşme'' olarak tanımlıyor. Buna göre bazı kara delikler tek bir yıldızın kalıntısı değil, daha önce gerçekleşmiş birden fazla kara delik birleşmesinin ürünü olabilir.</p>

<p><strong>YÜZDE 14'LÜK ORAN DİKKAT ÇEKTİ</strong></p>

<p>Araştırma ekibi, LIGO, Virgo ve KAGRA gözlemevlerinin bugüne kadar kaydettiği 155 kara delik birleşmesini yeniden analiz etti.</p>

<p>Elde edilen bulgular, evrende birleşen kara deliklerin yaklaşık yüzde 14'ünün ikinci nesil kara delikler olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, bu kara deliklerin daha önce iki küçük kara deliğin birleşmesiyle oluştuğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, bunun kara deliklerin oluşumunda sanılandan çok daha yaygın bir süreç olabileceğini belirtiyor.</p>

<p><strong>DÖNÜŞ HIZLARI İPUCU VERDİ</strong></p>

<p>Bilim insanları, ikinci nesil kara deliklerin en önemli özelliğinin çok hızlı dönmeleri olduğunu ifade ediyor. Çünkü iki kara deliğin çarpışması sırasında ortaya çıkan enerji, yeni oluşan kara deliğe yüksek bir dönme hızı kazandırıyor.</p>

<p>Yerçekimi dalgalarını inceleyen ekip, alışılmışın dışında yüksek dönüş hızına sahip kara deliklerin geçmişte en az bir kez daha birleşme yaşamış olabileceğini tespit etti.</p>

<p><strong>DEV KARA DELİKLERİN GİZEMİ ÇÖZÜLEBİLİR</strong></p>

<p>Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de çok büyük kütleli kara deliklerle ilgili oldu.</p>

<p>Mevcut yıldız evrimi modelleri, yaklaşık 45 Güneş kütlesinin üzerindeki birçok kara deliğin tek bir yıldızın çökmesiyle oluşmasının zor olduğunu öngörüyor. Ancak gözlemlerde bu sınırın üzerinde çok sayıda kara delik tespit ediliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, bu dev kara deliklerin daha önce oluşmuş kara deliklerin tekrar tekrar birleşmesiyle meydana gelmiş olabileceğini değerlendiriyor.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/kara-deliklerle-ilgili-yeni-arastirma-ezber-bozdu</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/kara-delik-3.jpg" type="image/jpeg" length="95048"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya'nın sonu için tarih verildi]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/dunyanin-sonu-icin-tarih-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/dunyanin-sonu-icin-tarih-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, Dünya'daki bitki yaşamının ne zaman tamamen sona ereceğini hesapladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bilim insanları, Dünya üzerindeki bitki yaşamının ne kadar daha devam edebileceğine ilişkin dikkati çekici bir araştırmaya imza attı. Yapılan simülasyonlara göre gezegendeki son bitki yaklaşık 1,87 milyar yıl sonra yaşamını yitirecek.</p>

<p>Araştırmada, Güneş'in zamanla daha parlak hale gelmesiyle birlikte Dünya'nın ikliminde yaşanacak değişimler incelendi.</p>

<p>Bilim insanlarına göre, bu süreç sonunda gezegen, bitkilerin yaşayamayacağı kadar sıcak hale gelecek ya da atmosferdeki karbondioksit seviyesi fotosentez için yetersiz kalacak.</p>

<p><strong>GÜNEŞ HER GEÇEN ZAMAN DAHA DA ISINACAK</strong></p>

<p>Araştırmaya göre yaklaşık 1,87 milyar yıl içinde Güneş bugünkünden yaklaşık yüzde 20 daha parlak olacak.</p>

<p>Bu durum Dünya'nın yüzey sıcaklığını önemli ölçüde artıracak ve bitkilerin yaşamını sürdürebileceği doğal koşulları ortadan kaldıracak.</p>

<p>Bilim insanlarının oluşturduğu farklı iklim senaryolarında, bazı modeller bitkilerin karbondioksit yetersizliği nedeniyle, bazıları ise aşırı sıcaklık nedeniyle yok olacağını ortaya koydu. Her iki senaryoda da Dünya'nın bitki örtüsünün ömrünün yaklaşık 1,84 ila 1,87 milyar yıl arasında sona ereceği hesaplandı.</p>

<p><strong>YAŞAM TAMAMEN BİTMEYEBİLİR</strong></p>

<p>Araştırmacılar, bu hesaplamaların bugünkü bitki türleri ve mevcut biyolojik koşullar esas alınarak yapıldığına dikkati çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gelecekte canlıların evrim geçirerek değişen iklim koşullarına uyum sağlaması veya gelişmiş teknolojilerin Dünya'nın iklimini kontrol edebilmesi halinde bu sürenin daha da uzayabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Bilim insanlarına göre gelecekte bitkilerin daha yüksek rakımlara, atmosferin üst katmanlarına veya hatta Dünya dışındaki yaşam alanlarına uyum sağlaması teorik olarak mümkün olabilir.</p>

<p><strong>DÜNYA UZUN YILLAR DAHA YEŞİL KALABİLİR</strong></p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise Dünya'daki yaşamın sanılandan çok daha dayanıklı olabileceği yönündeki değerlendirme oldu. Bilim insanları, bitki yaşamının gezegenin okyanusları varlığını koruduğu sürece devam edebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Araştırma, Dünya'nın geleceğine ilişkin en kapsamlı iklim ve biyosfer simülasyonlarından biri olarak değerlendirilirken, sonuçlar Journal of Geophysical Research: Atmospheres dergisinde yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/dunyanin-sonu-icin-tarih-verildi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/d-u-n-y-a-2.jpg" type="image/jpeg" length="27781"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beynin  dil  sırrı  çözüldü]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/beynin-dil-sirri-cozuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/beynin-dil-sirri-cozuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları beynin dil işleme sürecinin sanılandan çok daha geniş bir alana yayıldığını ortaya koydu. Bulgular, dilin yalnızca klasik beyin merkezlerinde işlenmediğini gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, beynin dili nasıl işlediğine ilişkin önemli bir keşfe imza attı.</p>

<p>MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) tarafından yürütülen yeni araştırma, dilin yalnızca yıllardır bilinen Broca ve diğer klasik dil merkezlerinde değil, beynin farklı bölgelerinde de işlendiğini ortaya koydu.</p>

<p>700'den fazla kişinin fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) verilerini inceleyen araştırmacılar, dil işleme sürecinde görev alan 17 yeni beyin bölgesi tespit etti.</p>

<p>Bu bölgelerin beyincik, hipokampus ve serebral korteks gibi farklı alanlara yayıldığı belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmaya göre, yeni keşfedilen bölgeler yetişkin beyninin yaklaşık yüzde 5'lik bölümünü oluşturuyor.</p>

<p>Uzmanlar, bu bölgelerin dili anlama ve işleme sürecine nasıl katkı sağladığını ortaya çıkarmak için çalışmaların devam ettiğini belirtti.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları, Journal of Neuroscience dergisinde yayımlandı ve beynin dil ağına ilişkin bugüne kadar kabul edilen bilgilerin yeniden değerlendirilmesine kapı araladı.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>MIT News / Journal of Neuroscience</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/beynin-dil-sirri-cozuldu</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/beyin-8.jpg" type="image/jpeg" length="63266"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meme kanserinde erken teşhisi kolaylaştıracak buluş]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/meme-kanserinde-erken-teshisi-kolaylastiracak-bulus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/meme-kanserinde-erken-teshisi-kolaylastiracak-bulus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, meme kanserinin erken teşhisini kolaylaştırabilecek taşınabilir ve 3 boyutlu görüntüleme yapabilen yeni bir ultrason sistemi geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü), bilim insanlarının yeni buluşu, yıllık mamografi taramalarının arasında gelişen ve daha agresif seyreden meme kanserlerinin erken fark edilmesini amaçlıyor. Sistem, yüksek çözünürlüklü 3 boyutlu görüntüler oluşturuyor.</p>

<p>Araştırmacılar, yeni teknoloji sayesinde tümörlerin yanı sıra kistler ve mikrokalsifikasyonların da daha kolay tespit edilebildiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın başında yer alan Türk bilim insanı Canan Dağdeviren, geliştirilen kullanıcı arayüzü sayesinde cihazın ultrason konusunda eğitim almayan kişiler tarafından da rahatlıkla kullanılabileceğini belirtti.</p>

<p>Araştırmada, sistemi kullanan gönüllülerin geleneksel ultrason yöntemine göre hedefleri çok daha yüksek doğrulukla tespit ettiği görüldü.</p>

<p>Araştırmacılar, cihazın yalnızca erken teşhis için değil, meme kanseri tedavisi gören hastaların uzun dönem takibinde de kullanılabileceğini ifade etti.</p>

<p>Teknolojinin gelecekte cep telefonu ve tabletlerle uyumlu hale getirilmesi planlanırken, uzmanlar bu sayede özellikle sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu bölgelerde erken teşhis imkanının önemli ölçüde artabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Çalışma, Nature Communications dergisinde yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/meme-kanserinde-erken-teshisi-kolaylastiracak-bulus</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/t-o-m-o-g-r-a-f-i.jpg" type="image/jpeg" length="52736"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ozon tabakasında incelme bilinenden önce başlamış]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/ozon-tabakasinda-incelme-bilinenden-once-baslamis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/ozon-tabakasinda-incelme-bilinenden-once-baslamis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ozon tabakasına ilişkin yeni bir bilimsel çalışma, incelmenin 1985’te keşfedilen Antarktika ozon deliğinden çok daha önce, 1950’li yıllarda başladığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) öncülüğünde yapılan araştırma, insan kaynaklı kimyasal salımların etkisinin sanılandan onlarca yıl önce hissedildiğini gösterdi.</p>

<p>Bilim insanları, modern atmosfer izleme teknolojilerinin geçmişte de var olduğu varsayımıyla bir ''düşünce deneyi'' gerçekleştirdi.</p>

<p>Bu kapsamda atmosferin 20. yüzyıl boyunca nasıl değiştiği yeniden modellendi ve ozon kaybının ilk izlerinin ne zaman tespit edilebileceği incelendi.</p>

<p>Araştırmaya göre, ozon tabakasındaki ilk anlamlı incelme sinyalinin 1957 yılı civarında ortaya çıktığı belirtilerek, bu tarihi, Antarktika üzerindeki ozon deliğinin keşfinden yaklaşık 30 yıl öncesine denk geldiği bildirildi.</p>

<p>Çalışmanın dikkat çekici bulgularından birinin de, ilk ozon kaybının Antarktika’da değil, tropikal üst stratosferde tespit edilmesi oldu.</p>

<p>Bilim insanları, bu bölgede doğal atmosfer dalgalanmalarının daha düşük olması nedeniyle insan kaynaklı değişimlerin daha erken fark edilebildiğini belirtiyor.</p>

<p>Araştırma ayrıca, ilk ozon kaybının temel sorumlusunun yaygın olarak bilinen kloroflorokarbonlar (CFC’ler) değil, daha önce kullanılan karbon tetraklorür adlı endüstriyel kimyasal olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Bu maddenin 1930’lardan itibaren kuru temizleme ve yağ çözücü olarak yaygın şekilde kullanıldığı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları, karbon tetraklorürün 1940’lardan itibaren atmosferde artış gösterdiğini ve bu artışın ozon tabakasında ölçülebilir bir incelmeye yol açtığını belirledi. CFC’lerin ise bu süreçten çok daha sonra etkili olmaya başladığı ifade edildi.</p>

<p>Bilim insanları, ozon tabakasının sanılandan daha uzun bir süredir baskı altında olduğunu ifade ederek, şöyle dedi:</p>

<p>''Özellikle erken dönem endüstriyel kimyasalların etkisi yeterince dikkate alınmadı.</p>

<p>Sonuç olarak çalışma, ozon tabakasındaki incelmenin başlangıcının sanılandan çok daha erken bir döneme uzandığını ve bu sürecin yalnızca CFC’lerle değil, daha eski endüstriyel kimyasallarla da bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.''</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/ozon-tabakasinda-incelme-bilinenden-once-baslamis</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/07/ozon.jpg" type="image/jpeg" length="17918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarını şaşırtan keşif!]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarini-sasirtan-kesif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarini-sasirtan-kesif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Afrika'daki Rising Star Mağarası'nda bulunan Homo naledi kalıntılarında erkeklere ait genetik izlere rastlanmadığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Güney Afrika'daki Rising Star Mağarası'nda bulunan Homo naledi fosilleriyle ilgili yeni bir araştırma, bugüne kadar keşfedilen kalıntıların tamamının kadın bireylere ait olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Bulgular, insan evrimi ve tarih öncesi gömme geleneklerine ilişkin önemli tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Araştırmacılar, fosilleşmiş diş minesinde korunan antik proteinleri inceleyerek bireylerin biyolojik cinsiyetini belirlemeye çalıştı. İncelenen örneklerin hiçbirinde erkeklerle ilişkili Y kromozomuna özgü amelogenin Y proteini tespit edilemedi.</p>

<p>Yapılan istatistiksel analizlerle, bölgede bulunan bireylerin büyük bölümünün kadın olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösterdiği bildirildi.</p>

<p>''Eğer bu mağara gerçekten yalnızca kadınların gömüldüğü bir alan ise, Homo naledi'nin ölülerini cinsiyetlerine göre farklı bölgelere gömmüş olabileceği ihtimali güç kazanıyor'' diyen araştırmacılar bu durumun insanlık tarihindeki en eski gömme ritüellerinden birine işaret edebileceğini söyledi.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları, hakemli bilim dergisi Cell'de yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarini-sasirtan-kesif</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/06/kafatasi-manset-5.jpg" type="image/jpeg" length="83282"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu yanardağ gökyüzüne altın püskürtüyor]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/bu-yanardag-gokyuzune-altin-puskurtuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/bu-yanardag-gokyuzune-altin-puskurtuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antarktika'daki Erebus Dağı, her gün atmosfere mikroskobik altın kristalleri püskürtüyor. Bilim insanları, bu sıra dışı olayın sırrını 30 yılı aşkın süredir çözemiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Dünyanın en soğuk ve en ıssız kıtası Antarktika, bilim insanlarını şaşırtmaya devam ediyor.</p>

<p>Kıtanın Ross Adası'nda bulunan Erebus Dağı, yalnızca aktif bir yanardağ olmasıyla değil, atmosfere mikroskobik altın kristalleri püskürtmesiyle de dikkat çekiyor.</p>

<p>Araştırmalara göre, bu sıra dışı yanardağ, her gün yaklaşık 80 gram altın tozunu kilometrelerce uzağa taşıyor.</p>

<p><strong>DÜNYADA EŞİ BENZERİ YOK</strong></p>

<p>Coğrafi Güney Kutbu'nun yaklaşık 1.350 kilometre kuzeyinde yer alan Erebus Dağı, dünyanın en güneydeki aktif yanardağı olarak biliniyor.</p>

<p>Sürekli kaynayan lav gölüyle dikkat çeken yanardağ, bugüne kadar kristal halde saf altın parçacıkları püskürttüğü tespit edilen tek volkan olma özelliğini taşıyor.</p>

<p>1991 yılında yayımlanan bilimsel araştırmaya göre, Erebus'tan yükselen gazlar her gün yaklaşık 80 gram mikroskobik altın kristalini atmosfere taşıyor.</p>

<p>Bu parçacıkların rüzgarlarla birlikte 1.000 kilometreden daha uzak mesafelere kadar ulaşabildiği düşünülüyor.</p>

<p><strong>ALTIN KRİSTALLERİ NASIL OLUŞUYOR?</strong></p>

<p>Volkanik gazlarda eser miktarda altın bulunması aslında bilim dünyası için yeni bir durum değil. Hawaii'deki Kīlauea, İtalya'daki Etna, Alaska'daki Augustine ve Meksika'daki El Chichón yanardağlarında da altın izlerine rastlandı.</p>

<p>Ancak Erebus'u farklı kılan, altının gaz içinde yalnızca kimyasal izler halinde değil, mikroskobik kristaller şeklinde atmosfere ulaşması.</p>

<p><strong>30 YILDIR ÇÖZÜLEMEYEN GİZEM</strong></p>

<p>Bu dikkat çekici keşfin üzerinden 30 yılı aşkın süre geçmesine rağmen Erebus Dağı'nın neden diğer volkanlardan farklı davrandığı hâlâ kesin olarak açıklanabilmiş değil.</p>

<p>Bilim insanları, yanardağın kimyasal yapısı, sıcaklığı ve jeolojik özelliklerinin bu sıra dışı olaya neden olabileceğini düşünüyor. Ancak Erebus'un gökyüzüne altın kristalleri savurmasının ardındaki gerçek mekanizma hâlâ doğanın çözülemeyen gizemlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/bu-yanardag-gokyuzune-altin-puskurtuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/06/a-l-t-i-n-1.jpg" type="image/jpeg" length="42598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim İnsanları: ''Pembe Gezegen’de Tuzlu Bulut Olabilir'']]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlari-pembe-gezegende-tuzlu-bulut-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/bilim-insanlari-pembe-gezegende-tuzlu-bulut-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[James Webb Uzay Teleskobu verileri, 60 ışık yılı uzaktaki GJ504b atmosferinde tuzlu bulutlar bulunabileceğine işaret ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyasında “Pembe Gezegen” olarak bilinen GJ504b, yeni gözlemlerle yeniden tartışma konusu oldu. James Webb Uzay Teleskobu (JWST) verilerini inceleyen araştırmacılar, gezegenin atmosferinde gözlenen ışık spektrumunun alışılmış modellerle tam olarak açıklanamadığını belirledi.</p>

<p>Elde edilen veriler, bu anomaliyi açıklamak için potasyum klorür veya çinko sülfür gibi bileşiklerden oluşabilecek “tuzlu bulutlar” ihtimalini gündeme getiriyor. Ancak araştırmacılar, bunun kesin bir sonuç olmadığını, mevcut verilerin farklı modellerle de açıklanabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Çalışmada ayrıca su buharı, metan, amonyak ve hidrojen sülfür gibi bileşiklere dair izler de tespit edildi. Bu durum, GJ504b’nin atmosferinin sanılandan daha karmaşık ve kimyasal açıdan zengin olabileceğini düşündürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanlarına göre bu bulgular, yalnızca GJ504b’nin değil, benzer soğuk ve sönük ötegezegenlerin atmosferlerinin anlaşılmasında da yeni tartışmaların önünü açabilir.</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>EYÜP KAÇAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlari-pembe-gezegende-tuzlu-bulut-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/06/pembe-gezsegen-manset.jpg" type="image/jpeg" length="62739"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Veri merkezlerinde dengeleri değiştirecek yöntem]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/veri-merkezlerinde-dengeleri-degistirecek-yontem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/veri-merkezlerinde-dengeleri-degistirecek-yontem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Veri merkezlerinin enerji tüketimini yoğun olmayan saatlere kaydırmasının elektrik maliyetlerini yüzde 5'e kadar düşürebildiği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezlerinin sayısı hızla artarken, bu tesislerin elektrik şebekesi üzerindeki yükü de giderek büyüyor.</p>

<p>Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) tarafından yürütülen yeni bir araştırma ise veri merkezlerinin enerji tüketimini daha verimli yöneterek hem elektrik maliyetlerini azaltabileceğini hem de şebeke üzerindeki baskıyı hafifletebileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırma, veri merkezlerinin enerji tüketiminin belirli bölümünü yoğun saatler yerine talebin düşük olduğu zaman dilimlerine kaydırmasının önemli ekonomik avantaj sağlayabileceğini gösterdi.</p>

<p><strong>MALİYETLER YÜZDE 5'E KADAR AZALABİLİR</strong></p>

<p>Çalışmaya göre enerji tüketiminde esnek planlama uygulanması halinde elektrik maliyetleri Teksas'ta yüzde 5, Orta Atlantik bölgesinde yüzde 4 ve ABD'nin batısında yüzde 2'ye kadar düşebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu tasarrufun sağlanabilmesi için veri merkezlerinin enerji tüketiminin en az yüzde 20'sini, bazı durumlarda ise yüzde 50'ye kadarını yoğun olmayan saatlere kaydırması gerekiyor.</p>

<p>Araştırmacılar, veri merkezlerinin özellikle yapay zekâ eğitimi gibi zaman açısından daha esnek işlemleri gün ortasında, güneş enerjisi üretiminin yüksek olduğu saatlerde gerçekleştirmesinin hem maliyet hem de şebeke dengesi açısından önemli avantaj sağlayacağını belirtti.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/veri-merkezlerinde-dengeleri-degistirecek-yontem</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/06/veri.jpg" type="image/jpeg" length="98850"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni araştırma kitlesel yok oluşların nedenini açıkladı]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/yeni-arastirma-kitlesel-yok-oluslarin-nedenini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/yeni-arastirma-kitlesel-yok-oluslarin-nedenini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları dünyadaki kitlesel yok oluşlarla ilgili yapılan yeni bir araştırmanın sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Massachusettes Teknoloji Enstitüsü (MIT) ve Leicester Üniversitesi araştırmacıları, Dünya'da yaşanan kitlesel yok oluşların temel nedeninin çevresel değişimin, canlıların uyum sağlama hızını aşması olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Physical Review Letters Dergisinde yayımlanan araştırmada geliştirilen matematiksel model, son 450 milyon yılda yaşanan büyük kitlesel yok oluşların büyük bölümünü başarıyla açıklıyor.</p>

<p>Çalışmaya göre, çevresel değişim canlıların evrimsel adaptasyon kapasitesini geçtiğinde türlerin yok olma riski hızla artıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, özellikle Permiyen Dönemi sonundaki kitlesel yok oluşun, okyanusların hızla asitlenmesi nedeniyle canlıların uyum sağlayamamasından kaynaklanmış olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Bilim insanları, günümüzde atmosfer ve okyanuslardaki karbondioksit artış hızının da geçmişteki büyük yok oluş dönemlerine benzer seviyelere yaklaştığına dikkat çekerek, modern çevresel değişimin canlılar üzerinde ciddi baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>EYÜP KAÇAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/yeni-arastirma-kitlesel-yok-oluslarin-nedenini-acikladi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/06/kitlesel-yok-olus-manset.jpg" type="image/jpeg" length="59666"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zekâda yeni sistem geliştirildi]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/yapay-zekada-yeni-sistem-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/yapay-zekada-yeni-sistem-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zekâ ajan tabanlı iş akışlarını optimize eden Murakkab adlı yeni bir sistem geliştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ve Microsoft araştırmacıları, yapay zekâ uygulamalarında kullanılan çok adımlı ajan tabanlı iş akışlarını daha hızlı ve daha enerji verimli hale getiren ''Murakkab'' adlı yeni bir sistem geliştirdi.</p>

<p>''Murakkab sistemi, geliştiricilerin iş akışlarını ayrıntılı şekilde manuel olarak tasarlamasına gerek kalmadan, yalnızca uygulamanın amacını tanımlamasını yeterli görüyor'' diyen araştırmacılar, sistemin, hangi modellerin ve araçların kullanılacağını otomatik olarak belirlediğini ve iş akışını en verimli şekilde yapılandırdığını söyledi.</p>

<p>Sistemin, iş yüküne göre işlem adımlarını paralel veya ardışık şekilde düzenleyerek performansı optimize ettiğini kaydeden bilim insanları, ''Donanım kaynaklarını da anlık olarak ayarlayarak maliyet ve gecikme dengesini kullanıcı önceliklerine göre yönetiyor'' dedi.</p>

<p>Araştırmacılar, Murakkab’ın, geleneksel yöntemlere kıyasla yaklaşık yüzde 35 daha az işlem gücü kullandığını, enerji tüketimini yüzde 27’nin altına düşürdüğünü ve maliyetlerinin yüzde 25’ten fazla azalttığını ifade ederek, bazı uygulamalarda ise sistemin, doğruluk seviyesinde yalnızca küçük bir düşüşle enerji tüketimini 10 kata kadar azaltabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>BULUT SİSTEMLERİNDE YENİ DÖNEM</strong></p>

<p>Araştırmacılar, Murakkab’ın bulut tabanlı yapay zekâ uygulamalarında kaynak kullanımını daha verimli hale getirdiğini ve yeni nesil yapay zekâ sistemlerinin daha düşük maliyetle çalışmasına imkân sağlayabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sistemin ilerleyen dönemde daha büyük ölçekli veri merkezleri ve daha karmaşık iş akışlarında test edilmesi planlanıyor.</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/yapay-zekada-yeni-sistem-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/06/yapay-zeka-17.jpg" type="image/jpeg" length="51439"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları yeni bir cip geliştirdi]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlari-yeni-bir-cip-gelistirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/bilim-insanlari-yeni-bir-cip-gelistirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, düşük güç tüketimiyle çalışan yeni bir çip geliştirdi. Çip, minik robotların karmaşık ortamlarda gerçek zamanlı 3D haritalama yapmasına imkân tanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacıları, küçük ve düşük enerji tüketen robotların karmaşık ortamlarda daha verimli hareket etmesini sağlayan yeni bir çip geliştirdi. Çip, robotların çevresini gerçek zamanlı olarak üç boyutlu haritalandırmasına imkân tanıyor.</p>

<p>Geliştirilen sistem, özellikle dar alanlarda çalışan otonom robotların engellerden kaçınmasını ve güvenli rota oluşturmasını kolaylaştırıyor.</p>

<p><strong>DÜŞÜK GÜÇLE YÜKSEK PERFORMANS</strong></p>

<p>''Yeni çip, yalnızca yaklaşık 6 miliwatt güç tüketerek çalışıyor. Bu değer, mevcut sistemlere kıyasla çok daha düşük bir enerji ihtiyacına işaret ediyor'' diyen bilim insanları, böylece pil ömrü sınırlı robotlarda uzun süreli kullanımın mümkün hale geldiğini söyledi.</p>

<p><strong>OTONOM SİSTEMLER İÇİN YENİ DÖNEM</strong></p>

<p>Geliştirilen teknolojinin, küçük dronlar, artırılmış gerçeklik cihazları ve endüstriyel denetim robotları gibi birçok alanda kullanılması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, sistemin gelecekte daha geniş yapay zekâ uygulamalarına da entegre edilebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Yeni çipin, özellikle düşük güç tüketimi gerektiren otonom sistemlerde önemli bir dönüm noktası olabileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlari-yeni-bir-cip-gelistirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/06/cip-manset-2.jpg" type="image/jpeg" length="72002"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karanlık madde bilmecesinde yeni şok]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/karanlik-madde-bilmecesinde-yeni-sok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/karanlik-madde-bilmecesinde-yeni-sok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, 67 milyon ışık yılı uzaklıktaki NGC 1052-DF9 galaksisinin de karanlık madde içermediğini ortaya çıkardı. Keşif, evrenin en büyük gizemlerinden birine yeni bir boyut kazandırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, evrenin en büyük gizemlerinden biri olan karanlık maddeyle ilgili ezber bozabilecek yeni bir keşfe imza attı. Dünya'dan yaklaşık 67 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan NGC 1052-DF9 adlı galaksinin hareketlerinin karanlık madde olmadan da açıklanabildiği ortaya çıktı.</p>

<p>Bu sonuç, DF9'u karanlık maddeden yoksun olduğu düşünülen üçüncü galaksi haline getirdi. Daha önce aynı bölgede bulunan NGC 1052-DF2 ve NGC 1052-DF4 galaksilerinde de benzer özellikler tespit edilmişti.</p>

<p>Araştırmacılar, üç galaksinin de aynı doğrusal yapı üzerinde yer almasının tesadüf olmayabileceğini düşünüyor.</p>

<p>Galaksilerin görünmez iskeleti eksik çıktı</p>

<p>Mevcut kozmoloji modellerine göre galaksiler, devasa karanlık madde halelerinin içinde oluşuyor. Bu görünmez madde, sıradan maddeleri bir arada tutan yerçekimsel bir iskelet görevi görüyor.</p>

<p>Bilim insanları karanlık maddenin tam olarak ne olduğunu henüz bilmese de, evrendeki toplam maddenin büyük bölümünü oluşturduğunu düşünüyor. Yapılan hesaplamalar, yıldızlar, gezegenler, gaz ve toz gibi görülebilen maddelerin tek başına gözlemlenen yerçekimini açıklayamadığını gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle galaksilerin karanlık madde olmadan var olması, modern astrofizik açısından oldukça sıra dışı kabul ediliyor.</p>

<p>DF9, bilim insanlarının tahminini doğruladı</p>

<p>Yale Üniversitesi'nden astrofizikçi Michael Keim liderliğindeki ekip, daha önce DF2 ve DF4 üzerinde yürütülen çalışmaların ardından aynı galaksi zincirindeki diğer üyeleri incelemeye başladı.</p>

<p>Araştırmacılar, eğer bu galaksiler ortak bir oluşum sürecinin ürünü ise zincirdeki başka galaksilerin de karanlık maddeden yoksun olabileceğini öngörüyordu.</p>

<p>DF9, boyutu, parlaklığı ve yıldız kümeleri bakımından DF2 ve DF4'e oldukça benzer özellikler gösterdiği için detaylı inceleme için seçildi. Yapılan gözlemler sonucunda galaksinin hareketlerinin de karanlık madde olmadan açıklanabildiği belirlendi.</p>

<p><strong>ŞİDDETLİ KOZMİK ÇARPIŞMA ŞÜPHESİ</strong></p>

<p>Bilim insanları bu sıra dışı galaksilerin nasıl oluştuğundan henüz emin değil. Ancak en güçlü senaryolardan biri, "mermi cüce çarpışması" olarak adlandırılan büyük bir kozmik olay.</p>

<p>Bu modele göre iki cüce galaksi yüksek hızlarda çarpışıyor. Çarpışma sırasında yıldızlar ve karanlık madde büyük ölçüde birbirlerinin içinden geçerek yollarına devam ediyor. Buna karşılık galaksilerde bulunan gaz bulutları çarpışarak yavaşlıyor ve belirli bir bölgede birikiyor.</p>

<p>Zamanla bu yoğun gaz bulutları yeni yıldızlar oluşturuyor ve sonunda karanlık madde bakımından fakir yeni galaksiler ortaya çıkıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, DF2, DF4 ve DF9'un bu tür bir olayın kalıntıları olabileceğini düşünüyor.</p>

<p><strong>KARANLIK MADDE TARTIŞMALARINA YENİ BOYUT</strong></p>

<p>Keşif yalnızca yeni bir galaksi bulgusundan ibaret değil. Aynı zamanda karanlık maddenin gerçekten fiziksel bir madde olup olmadığına yönelik tartışmalarda da önemli bir rol oynayabilir.</p>

<p>Bazı teoriler, evrendeki gizemli yerçekimi etkilerinin karanlık maddeden değil, yerçekimi yasalarının farklı çalışmasından kaynaklandığını öne sürüyor. Ancak DF9'un keşfi, karanlık maddenin fiziksel bir varlık olduğu görüşünü güçlendiren yeni kanıtlar arasında gösteriliyor.</p>

<p><strong>GİZEMLİ GALAKSİ ZİNCİRİ İNCELENMEYE DEVAM EDECEK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları şimdi aynı galaksi diziliminde yer alan diğer üyeleri de incelemeyi planlıyor. Eğer zincirdeki daha fazla galaksinin karanlık maddeden yoksun olduğu doğrulanırsa, bu durum evrenin oluşumu ve karanlık maddenin doğası hakkındaki mevcut teorilerin yeniden değerlendirilmesine yol açabilir.</p>

<p>NGC 1052-DF9'un keşfi, evrenin görünmeyen yüzüne dair en önemli ipuçlarından biri olarak değerlendiriliyor. Araştırmacılar, bu sıra dışı galaksilerin karanlık maddenin gerçek kimliğini ortaya çıkarmada kritik bir rol oynayabileceğini düşünüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/karanlik-madde-bilmecesinde-yeni-sok</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/06/evren-haberi-manset.jpg" type="image/jpeg" length="94265"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
