<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>CEGA Medya - cegamedya.com</title>
    <link>https://www.cegamedya.com</link>
    <description>Diyarbakır Haberleri - Son Dakika Diyarbakır Haberleri - Amedspor Haberleri - Diyarbakır Silahlı Kavga - Amed Haberleri - Diyarbakır Son Dakika- CEGA Medya</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.cegamedya.com/rss/bilimteknoloji-1" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>CEGA Medya© 2023.  Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 05:02:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/rss/bilimteknoloji-1"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Lityum üretiminde yeni bir yöntem geliştirildi]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/lityum-uretiminde-yeni-bir-yontem-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/lityum-uretiminde-yeni-bir-yontem-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, sert kayaçlardan düşük sıcaklıkta lityum elde eden çevre dostu bir teknik geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) bilim insanlarının, küresel lityum pazarında dengeleri değiştirecek büyük bir teknolojik atılıma imza attığı bildirildi.</p>

<p>En yaygın lityum minerali olan ''spodumen'' sert kayaçlarından pil sınıfı lityum elde etmeyi sağlayan, düşük maliyetli ve düşük sıcaklıkta çalışan yeni bir yöntem geliştirildiğini belirten araştırmacılar, yeni çalışmanın geleneksel yöntemlerden yüzde 50 daha ucuz olduğunu belirtti.</p>

<p>Su ve amonyum florür karışımı bir sıvının reaktif kullanarak geliştirilen yeni teknikle spodumen kayasının oda sıcaklığında çözüldüğünü kaydeden araştırmacılar, tamamen kapalı devre çalışan bu sistemin, geleneksel sert kaya çıkarma yöntemlerine kıyasla üretim maliyetlerini yüzde 50 oranında azalttığını ve deniz suyundan (tuzlu sudan) lityum elde etme maliyetleriyle rekabet edebilir seviyeye getirdiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, yeni çalışmayla ilgili şu bilgileri verdi:</p>

<p>''Yeni yöntem, kayadaki tüm bileşenleri ekonomik değere dönüştürerek çevre kirliliğinin önüne geçiyor. İşlem sonucunda sadece pil üretimine hazır lityum tuzları değil; aynı zamanda eritmeye uygun alümina ve çimento sektöründe kullanılabilen silika da elde ediliyor.</p>

<p>İşlemi başlatan kimyasal çözücü ve reaktifler ise süreç içinde geri kazanılarak tekrar kullanılıyor. Bu sayede madencilikteki atık seviyesi sıfıra yaklaşıyor.''</p>

<p>Araştırma ekibinden Yet-Ming Chiang, bu yöntemin dünyadaki lityumu en düşük enerji ve en düşük maliyetle elde etme yolu olduğunu vurguladı.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/lityum-uretiminde-yeni-bir-yontem-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/06/lityum-pil.jpg" type="image/jpeg" length="30065"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın ilk nükleer atık mezarlığı açılıyor]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/dunyanin-ilk-nukleer-atik-mezarligi-aciliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/dunyanin-ilk-nukleer-atik-mezarligi-aciliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Finlandiya, nükleer enerjinin en büyük çıkmazı olan ölümcül atıklar için yerin 433 metre altında, 100 bin yıl boyunca mühürlü kalacak dünyanın ilk kalıcı yeraltı deposunu faaliyete geçiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Dünyanın ilk nükleer santralinin kurulduğu 1950’lerden bu yana insanlık aynı ölümcül soruyla karşı karşıya: Radyoaktif atıkları ne yapacağız?</p>

<p>Bugüne kadar geçici depolarda bekletilen bu tehlikeli yan ürünler için nihai çözüm, Finlandiya’nın güneybatısındaki Eurajoki’de bulundu.</p>

<p>Fince ''mağara'' anlamına gelen Onkalo, insan yapımı en uzun vadeli güvenlik projesi olarak kapılarını açmaya hazırlanıyor.</p>

<p><strong>1,9 MİLYAR YILLIK KALKAN</strong></p>

<p>Onkalo, yerin 433 metre altında, 1,9 milyar yıllık sağlam bir kaya tabakası oyularak inşa edildi.</p>

<p>Tesisin içine adım attığınızda sizi nemli bir tünel ve derin bir sessizlik karşılıyor.</p>

<p>Burası, tonlarca uranyumun binlerce yıl boyunca zararlı radyoaktifliğini koruyacağı sonsuz bir mezarlık.</p>

<p>Nükleer atık yönetimi şirketi Posiva’nın kimyageri Lauri Parviainen durumu şu sözlerle özetliyor: ''Temelde, burası sonsuza kadar güvenli olmak zorunda.''</p>

<p><strong>SİSTEM NASIL ÇALIŞACAK ?</strong></p>

<p>Yaklaşık 1 milyar euroya mal olan ve 6.500 ton uranyum kapasitesine sahip Onkalo'da süreç şu şekilde işleyecek:</p>

<p>Zırhlı Kapsüller: Baltık Denizi kıyasındaki Olkiluoto enerji santralinde havuzlarda soğutulan atıklar, yer üstünde korozyona dayanıklı devasa bakır kaplara yerleştirilecek.</p>

<p>Doğal Mühür: Bakır kapsüller tünellerdeki derin deliklere indirilecek ve etrafları sızdırmazlık sağlaması için bentonit kiliyle doldurulacak.</p>

<p>Beton Tıkaç: 300 metrelik atık tünelleri tamamen dolduğunda, çelik takviyeli devasa beton tıkaçlarla dış dünyaya tamamen kapatılacak.</p>

<p><strong>100 BİN YILLIK RİSK YÖNETİMİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Atıkların ilk 10 bin yılı, kapsüllerin sağlam kalması açısından en kritik dönemi oluşturuyor.</p>

<p>Yakıtın tamamen zararsız hale gelmesi ve doğadaki uranyum cevheriyle aynı radyasyon seviyesine düşmesi tam 100.000 yıl sürecek.</p>

<p>Güvenlik uzmanları, gelecekte yaşanabilecek olası buzul çağlarını ve depremleri bile hesaba katarak 1 milyon yıllık risk senaryolarını test ettiler ve sonuçların olumlu olduğunu bildirdi.</p>

<p><strong>ÇEVRECİLER ENDİŞELİ</strong></p>

<p>Fransa gibi ülkelerde benzer yeraltı projeleri büyük halk protestolarıyla karşılaşırken, Finlandiya'da durum oldukça farklı.</p>

<p>Ülkede nükleer enerjiye ve denetim kurumlarına olan güven tarihsel olarak en yüksek seviyede. Ancak, Finlandiya Doğa Koruma Derneği gibi muhalif sesler ''Hiç kimse Onkalo'nun binlerce yıl boyunca güvenliğini garanti edemez'' diyerek temkinli davranıyor.</p>

<p>Finlandiya Radyasyon ve Nükleer Güvenlik Kurumu'nun (STUK) bu ay içinde yapacağı nihai değerlendirmenin ardından Onkalo’nun yıl sonuna kadar resmen faaliyete geçmesi bekleniyor.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/dunyanin-ilk-nukleer-atik-mezarligi-aciliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/06/magara-manset-2.jpg" type="image/jpeg" length="45360"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzaydan gelen gizemli sinyalin sırrı çözüldü!]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/uzaydan-gelen-gizemli-sinyalin-sirri-cozuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/uzaydan-gelen-gizemli-sinyalin-sirri-cozuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, yıllardır kaynağı çözülemeyen gizemli uzay sinyallerine ilişkin en güçlü kanıta ulaştı. Samanyolu'ndan gelen sıra dışı radyo dalgalarının ardındaki mekanizma ilk kez net şekilde ortaya kondu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Avustralyalı araştırmacılar, daha önce açıklanamayan bu sıra dışı sinyallerin kaynağını güçlü manyetik alana sahip bir beyaz cüce yıldız sistemiyle ilişkilendirdi.</p>

<p>Bilim dünyasında ''kozmik Rosetta Taşı'' olarak değerlendirilen keşif, evrenin en büyük gizemlerinden birinin aydınlatılmasında önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.</p>

<p><strong>SİNYALLER YILLARDIR ÇÖZÜLEMİYORDU</strong></p>

<p>Gökbilimciler ilk kez birkaç yıl önce Samanyolu'nda alışılmadık bir radyo sinyali tespit etti.</p>

<p>Belirli aralıklarla parlayıp sönen bu sinyal, bilinen hiçbir gökcisminin davranışına benzemiyordu. Daha sonra benzer özelliklere sahip başka sinyallerin de bulunması, bilim dünyasında büyük bir merak uyandırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugüne kadar galaksinin farklı bölgelerinde yaklaşık bir düzine benzer sinyal kaydedildi.</p>

<p>''Uzun dönemli radyo geçişleri'' olarak adlandırılan bu olayların kaynağı ise yıllarca gizemini korudu.</p>

<p><strong>KRİTİK KEŞİF</strong></p>

<p>Sidney Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni araştırmada bilim insanları, ASKAP J1745-5051 adı verilen sıra dışı bir sistemi mercek altına aldı.</p>

<p>Yapılan incelemeler, sinyalin güçlü manyetik alana sahip bir beyaz cüce ile ona eşlik eden kırmızı cüce yıldızdan oluşan ikili sistemden kaynaklandığını ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılara göre beyaz cüce, yörüngesindeki eş yıldızdan sürekli madde çekiyor.</p>

<p>Bu süreç sırasında oluşan güçlü manyetik etkileşimler hem radyo dalgaları hem de X-ışınları üreterek Dünya'dan tespit edilen gizemli sinyalleri meydana getiriyor.</p>

<p><strong>''KOZMİK ROSETTA TAŞI'' OLARAK GÖRÜLÜYOR</strong></p>

<p>Keşfi önemli kılan nokta ise daha önce bulunan gizemli sinyallerle ilgili birçok ipucunu aynı sistemde bir araya getirmesi oldu.</p>

<p>İlk kez bir cisimde radyo emisyonları, X-ışınları, güçlü manyetik aktivite ve madde aktarımı aynı anda gözlemlendi.</p>

<p>Bilim insanları, bu nedenle ASKAP J1745-5051'i, uzun dönemli radyo geçişlerinin anlaşılmasını sağlayabilecek ''kozmik Rosetta Taşı'' olarak tanımlıyor.</p>

<p><strong>UZAYON EN BÜYÜK BİLMECELERİNDEN BİRİ ÇÖZÜLÜYOR</strong></p>

<p>Araştırmacılar keşfin tüm sorulara yanıt vermediğini ancak uzun yıllardır çözülemeyen radyo sinyallerinin kaynağını anlamak için büyük bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Yeni gözlemlerle birlikte Samanyolu'nda tespit edilen diğer gizemli sinyallerin de benzer sistemlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılacak.</p>

<p>Bu keşif, evrenin derinliklerinden gelen esrarengiz mesajların çözülmesinde şimdiye kadar atılan en önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/uzaydan-gelen-gizemli-sinyalin-sirri-cozuldu</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/06/u-z-a-y-2.jpg" type="image/jpeg" length="46315"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müzedeki gerçek 70 yıl sonra fark edildi]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/muzedeki-gercek-70-yil-sonra-fark-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/muzedeki-gercek-70-yil-sonra-fark-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim dünyası, Alaska'da bulunan ve "dünyanın son yünlü mamutuna" ait olduğu sanılan fosillerle ilgili 70 yıllık büyük bir hatayı deşifre etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bilim tarihi, bazen onlarca yıl süren doğru bilinen yanlışlarla doludur. Bunun en sarsıcı örneklerinden biri, Alaska Üniversitesi Kuzey Müzesi'nde yaşandı.</p>

<p>Yarım asırdan uzun süredir müze arşivinde titizlikle saklanan ve dünya tarihini değiştireceği düşünülen devasa antik kemiklerin arkasındaki sır, gelişen teknoloji sayesinde çözüldü. Ancak ortaya çıkan gerçek, bilim insanlarını çözdüğünden daha büyük bir gizemin içine itti.</p>

<p><strong>TARİHLENDİRME EZBER BOZDU</strong></p>

<p>Her şey, arkeolog Otto Geist’ın 1951 yılında Alaska’nın derin iç kesimlerinde fillere özgü devasa omurga kemikleri bulmasıyla başladı.</p>

<p>Geist, bölgenin jeolojik yapısına bakarak bu kemiklerin soyu tükenmiş bir yünlü mamuta (Mammuthus primigenius) ait olduğunu düşündü ve mübadeleyle müzeye teslim etti.</p>

<p>Onlarca yıl sonra araştırmacılar, bu kemiklerin kesin yaşını belirlemek için radyokarbon testi uyguladı.</p>

<p>İşte büyük şok burada yaşandı. Kemiklerin sadece 2 ila 3 bin yıllık olduğu anlaşıldı. Oysa mamutların nesli ana karada yaklaşık 13 bin yıl önce tükenmişti.</p>

<p>Bilim insanları "Dünyanın en genç, yani son mamutunu mu bulduk?" sorusuyla heyecanlanırken, asıl gerçek izotop testlerinde gizliydi.</p>

<p>Alaska Fairbanks Üniversitesi'nden biyokimyacı Matthew Wooller ve ekibi, kemiklerdeki azot ve karbon izotoplarını incelediğinde garip bir sinyal yakaladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kemiklerde, otobur bir kara hayvanı olan mamutta asla olmaması gereken, deniz canlılarına özgü okyanus kimyasalları yoğun miktardaydı.</p>

<p>Fiziksel olarak mamut kemiğinden ayırt edilemeyen bu fosillerin sırrını çözmek için son çare olarak antik DNA testi uygulandı.</p>

<p>Çıkan sonuç bilim dünyasında şok etkisi yarattı. Hücrelerden elde edilen mitokondriyal DNA, kemiklerin bir mamuta değil, bir balinaya ait olduğunu kesin olarak kanıtladı!</p>

<p><strong>YENİ BİR GİZEM</strong></p>

<p>"Son mamut" efsanesinin çöküşü, arkasında insan aklını zorlayan yeni bir soru işareti bıraktı.</p>

<p>Antik kemiklerin bir balinaya ait olduğu kesinleşti ancak 1000 yıldan daha yaşlı bu devasa deniz memelisinin kalıntıları, en yakın okyanus kıyısından tam 400 kilometre uzakta, Alaska'nın derin iç kesimlerinde nasıl bulunmuştu?</p>

<p>Bilim insanları şimdi bu büyük bilmeceye yanıt arıyor.</p>

<p>Teoriler arasında; balinanın eski nehir yollarından içeri sızmış olabileceği, antik yerliler tarafından kıyıdan taşındığı ya da 1950'lerde müze arşivinde büyük bir karışıklık yaşanmış olma ihtimali yer alıyor.</p>

<p>Kesin olan tek bir şeyin müzede 70 yıl boyunca mamut diye sergilenen dev kalıntıların, okyanusun derinliklerinden gelen asırlık bir balina olduğu bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/muzedeki-gercek-70-yil-sonra-fark-edildi</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/05/kemikler-manset-3.jpg" type="image/jpeg" length="93588"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayda yeni hayat başlıyor]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/ayda-yeni-hayat-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/ayda-yeni-hayat-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NASA, insanlık tarihinin en büyük projelerinden biri için düğmeye bastı. Ay yüzeyinde kalıcı bir üs kurulması amacıyla dev şirketlerle ilk anlaşmalar imzalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Artemis II görevinin başarıyla tamamlanmasının üzerinden henüz iki ay bile geçmeden, NASA derin uzayda kalıcı olmanın planlarını resmen açıkladı.</p>

<p>Ay’ın güney kutbuna kurulacak geniş bir üs için iniş araçları, gezici robotlar ve insansız hava araçlarının siparişine başlandı.</p>

<p>Projenin ilk aşaması için dört büyük teknoloji şirketine yüz milyonlarca dolarlık dev sözleşmeler verildi.</p>

<p><strong>İLK ARAÇLAR 2028'DE İNİYOR</strong></p>

<p>Plana göre, Jeff Bezos’un şirketi Blue Origin, Ay yüzeyine iki adet büyük iniş aracı sağlayacak.</p>

<p>Geçtiğimiz yıl Ay’a başarılı bir iniş yapan Firefly Aerospace ise bölgeye ilk insansız hava araçlarını teslim edecek.</p>

<p>Hedefin; astronotlar Ay’a ayak basmadan önce, yani en erken 2028 yılında tüm bu lojistik donanımın güney kutbunda hazır bulunması olduğu belirtildi.</p>

<p><strong>KALICI YAŞAM ALANLARI KURULACAK</strong></p>

<p>NASA'nın Ay üssü programı, üç aşamalı devasa bir takvimi kapsıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Aşama (Mevcut): Robotik araçların, insansız hava araçlarının ve lojistik altyapının Ay’a gönderilmesi.</p>

<p>2. Aşama (2029 - 2030’lar): Ay yüzeyinde elektrik şebekesi dahil kalıcı altyapının inşası.</p>

<p>3. Aşama (2030 ve sonrası): Astronotların uzun süre kalabileceği özel yaşam alanlarının kurulması ve yerleşik hayata geçilmesi.</p>

<p><strong>MARS YOLCULUĞUNUN İLK DURAĞI</strong></p>

<p>NASA yetkilileri, yüzlerce kilometrekarelik bir alana yayılacak bu üssün sadece bilimsel araştırmalara hizmet etmeyeceğini, aynı zamanda yeni bir "Ay ekonomisi" yaratacağını belirtiyor.</p>

<p>En büyük hedefin ise Ay’da kurulacak bu kalıcı düzenin, insanlığın bir sonraki büyük hedefi olan Mars keşif gezisi için dev bir sıçrama tahtası ve temel laboratuvar olacağı ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/ayda-yeni-hayat-basliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/05/ayda-hayat-manset.jpg" type="image/jpeg" length="26203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından beyni aldatan deney]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarindan-beyni-aldatan-deney</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarindan-beyni-aldatan-deney" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, sanal gerçeklikte insanlara kanat verdi ve beynin bu kanatları ''gerçek birer uzuv'' gibi algılamaya başladığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanal gerçeklik (VR) teknolojisinin insan beyni üzerindeki şaşırtıcı etkisi, Çin’deki Pekin Normal Üniversitesi ve Pekin Üniversitesi’nden araştırmacıların yaptığı son deneyle kanıtlandı.</p>

<p>Gönüllülere sanal dünyada kanat takan bilim insanları, sadece birkaç saat içinde beynin biyolojik yapısında kalıcı sinirsel değişimler gözlemledi.</p>

<p>Cell Reports dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bu sürükleyici deneyim beynin ''insan olmaya'' dair algısını kökten değiştiriyor.</p>

<p>İşte evrimsel sınırları yıkan deneyin çarpıcı detayları:</p>

<p><strong>KOLLAR GİTTİ, KANATLAR GELDİ</strong></p>

<p>Araştırma kapsamında 25 gönüllü, bir hafta boyunca her biri 30 dakikalık 4 ayrı seansa katıldı.</p>

<p>Sanal gerçeklik dünyasında, katılımcıların kollarının yerini tamamen büyük ve tüylü kanatlar aldı.</p>

<p>Gönüllüler kendi kollarını göremedi; sadece kollarının olması gereken yerde duran ve gerçek aerodinamik kurallara göre hareket eden kanatları kullandı.</p>

<p>Bu süreçte gökyüzündeki halkaların içinden uçmak gibi çeşitli simülasyon görevlerini tamamladı.</p>

<p><strong>BEYİN EVRİMSEL KODLARI YENİDEN YAZDI</strong></p>

<p>Gönüllülerin eğitim öncesi ve sonrasında çekilen fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) taramaları, beyinde radikal bir dönüşüm yaşandığını gösterdi:</p>

<p>Görsel Alan Yeniden Yapılandı: Beynin, vücut parçalarını görsel olarak işlemekle görevli olan ve yüz binlerce yıllık evrimle sadece insan uzuvlarını tanımaya programlanan Oksipitotemporal Korteks (OTC) bölgesi, sanal kanatlara karşı çok daha güçlü tepkiler vermeye başladı.</p>

<p>Kanatları Kol Gibi Algıladı: Beyindeki kanat imajına ait sinirsel kalıplar, zamanla tıpkı gerçek bir insan kolunu işleyen modellere benzemeye başladı.</p>

<p>İletişim Güçlendi: Görsel bölge, hareketin planlanması ve koordinasyonundan sorumlu olan frontoparietal bölgelerle çok daha güçlü bağlar kurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Önceki araştırmalar, insanların protez veya alet kullandıklarında beynin bu nesneleri ''dışsal bir araç'' olarak gördüğünü kanıtlamıştı. Ancak sanal gerçeklikteki kanat deneyinde durum tamamen farklı seyretti.</p>

<p>Beyin, kanatları sadece kontrol edilmesi gereken dış bir nesne olarak görmedi; onları doğrudan kendi gövdesinin bir parçası gibi algılayarak gerçeklik tanımını yeniden şekillendirdi.</p>

<p><strong>PROTEZ VE TIPTA YENİ DÖNEM</strong></p>

<p>Araştırmacılar, bu keşfin beynin olağanüstü esnekliğini (nöroplastisite) kanıtladığını belirtiyor.</p>

<p>Gelecekte insanların evrimsel kısıtlamaları aşarak tamamen yeni hareket biçimlerine uyum sağlayabileceğini vurgulayan uzmanlar, bulguların özellikle uzuv kaybı yaşayan hastaların fizik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde devrim yaratabileceğine inanıyor.</p>

<p>Pekin Üniversitesi'nden psikolog Kunlin Wei, gelecekte sanal dünyada çok daha fazla zaman geçirileceğini belirterek, ''Bu teknolojinin insan beynini nereye dönüştüreceği, artık bilim dünyasının en heyecan verici odak noktası'' dedi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/bilim-insanlarindan-beyni-aldatan-deney</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/05/kanatli-insan-2.jpg" type="image/jpeg" length="83018"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atomların ''Fotokopi Makinesi'' icat edildi]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/atomlarin-fotokopi-makinesi-icat-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/atomlarin-fotokopi-makinesi-icat-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, bir malzemenin içindeki on binlerce atomu dakikalar içinde ve 3 boyutlu olarak yeniden düzenlemeyi başardı. Bu yöntem, doğada bulunmayan ''yapay madde'' hallerinin kapısını aralıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Statik Maddeden Programlanabilir Maddeye<br />
1989 yılında atomlarla yazılan "IBM" logosundan bu yana bilim dünyası atomları tek tek hareket ettirebiliyor. Ancak bugüne kadar bu süreç aşırı yavaş, sadece yüzeyde (2D) ve dondurucu soğuklarda yapılabiliyordu.</p>

<p>Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) bilim insanları tarafından gerçekleştirilen yeni yöntemle bilim kurgu gerçek oluyor.</p>

<p>MIT ve Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’nın geliştirdiği yeni teknikle atomlar tek tek hareket ettirilebiliyor.</p>

<p>Geliştirilen sistem, bir elektron ışınını metrenin trilyonda biri (pikometre) hassasiyetle hedef atomun üzerine odaklıyor. Gelişmiş bir algoritma seti sayesinde ışın, bir akıllı telefon ekranını kaydırır gibi atom sütunlarını istediği yöne itiyor.</p>

<p>Daha önce günler süren işlem, artık dakikalar içinde tamamlanırken, tek bir deneyde, 40 dakika içinde 40.000'den fazla atomik kusur (kuantum noktası) hatasız şekilde oluşturuldu.</p>

<p>Yeni yöntemle, atomlar sadece yüzeyde değil, malzemenin 3 boyutlu kafes yapısı içinde hareket ettiriliyor.</p>

<p>NEDEN ÖNEMLİ ?</p>

<p>Bilim insanları, bu teknolojinin, bir malzemenin özelliklerini ''yazılımcı gibi'' kodlamaya olanak tanıdığını belirtti.</p>

<p>Araştırmacı Julian Klein, ''bu, doğada bulunmayan tamamen yapay madde hallerini yaratmak demek'' dedi.</p>

<p>Prof. Frances Ros de, ''Bu tıpkı atomik kusurlardan oluşan bir fotokopi makinesi gibi'' dedi.</p>

<p>Bilim insanları, yeni tekniğin geleceğin teknolojileri için yeni bir çağ anlamına geldiğini belirterek, bu ''atom mühendisliği'' sayesinde; yapılabilecekleri sıraladı:</p>

<p>''Çevresel etkilerden etkilenmeyen, malzemenin derinliklerine gizlenmiş kuantum bilgisayar işlemcileri,</p>

<p>Atom ölçeğinde çalışan ultra yoğun bellek üniteleri,</p>

<p>Işığı ve manyetizmayı daha önce hiç görülmemiş şekilde kontrol eden akıllı sensörler üretilebilecek.''</p>

<p>Araştırmacılar, bu yöntemi kullanarak kuantum mekaniğinin sırlarını çözmeyi ve oda sıcaklığında çalışan istikrarlı kuantum cihazları inşa etmeyi hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katı maddeler artık sabit yapılar değil, ihtiyaca göre atom atom dizilen dinamik sistemler haline geliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/atomlarin-fotokopi-makinesi-icat-edildi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/05/atam.jpg" type="image/jpeg" length="42465"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UFO dosyalarında dikkat çeken detay]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/ufo-dosyalarinda-dikkat-ceken-detay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/ufo-dosyalarinda-dikkat-ceken-detay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’nin yayımladığı yeni UFO dosyaları, askeri sensörlere takılan açıklanamayan hava olaylarını yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
ABD hükümeti tarafından yayımlanan yeni arşiv belgeleri, gökyüzünde kaydedilen açıklanamayan olaylara ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.</p>

<p>Belgelerde, geçmişte UFO olarak adlandırılan “Tanımlanamayan Anormal Olaylar”a (UAP) ait çok sayıda fotoğraf, video ve askeri rapor yer aldı.</p>

<p>Dosyalarda özellikle hükümetin kesin bir sonuca ulaşamadığı ''çözülememiş vakalar'' dikkati çekti. Bazı görüntülerin görsel bozulmalar veya teknik hatalarla açıklanabileceği belirtilirken, bazı olayların ise mevcut teknolojiyle açıklanmasının zor olduğu vurgulandı.</p>

<p>ABD Donanması’nın daha önce kamuoyuna açıkladığı ''Tic Tac'' olarak bilinen görüntüler yeniden gündeme geldi. F/A-18 savaş uçakları tarafından kaydedilen videolarda, herhangi bir itiş sistemi görünmeden yüksek hızda hareket eden cisimler yer aldı.</p>

<p>Pentagon, bu nesnelerin ne olduğuna dair kesin bir açıklama yapmadı.</p>

<p>Yeni belgelerde ayrıca 2024 yılında yaklaşık 800 kilometre hızla hareket ettiği belirtilen ''elmas şekilli'' bir cismin görüntüsü de yer aldı.</p>

<p>Askeri sensörlerin farklı frekanslarda aynı cisimleri tespit etmesi, olayların yalnızca teknik arızadan kaynaklanmadığı yorumlarını güçlendirdi.</p>

<p>2025 yılında ABD Kongresi’nde paylaşılan bir başka görüntüde ise MQ-9 Reaper tipi insansız hava aracının takip ettiği bir UAP dikkati çekti.</p>

<p>Rapora göre, hedefe Hellfire füzesi ateşlendi ancak cismin yoluna devam ettiği görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda ABD ve Avrupa’daki askeri üslerin çevresinde görülen gizemli ''drone sürüleri'' de raporlarda yer aldı.</p>

<p>Yetkililer, bazı olayların gelişmiş insansız hava araçlarıyla bağlantılı olabileceğini değerlendirirken, bazı vakaların halen açıklanamadığını belirtti.</p>

<p>Uzmanlar, insan dışı yaşam ihtimaline dair herhangi bir somut kanıt bulunmadığını ifade ediyor.</p>

<p>Buna rağmen olayların tamamen açıklanamaması, kamuoyunda merakı artırmaya devam ediyor.</p>

<p>Araştırmacılara göre en güçlü ihtimaller arasında gelişmiş askeri teknolojiler, deneysel hava araçları ve sensör sistemlerindeki olağan dışı hatalar bulunuyor. Ancak bazı görüntüler ve radar kayıtları, mevcut fizik anlayışıyla çelişen hareketler sergiliyor.</p>

<p>Yetkililer, tanımlanamayan hava olaylarının ulusal güvenlik açısından yakından takip edildiğini ve araştırmaların sürdüğünü açıkladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/ufo-dosyalarinda-dikkat-ceken-detay</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/05/ufo-manset.jpg" type="image/jpeg" length="16938"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Patlama bilim insanları şaşırttı]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/patlama-bilim-insanlari-sasirtti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/patlama-bilim-insanlari-sasirtti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tonga’daki dev volkan patlaması, atmosferdeki metan gazını parçalayarak bilim insanlarını şaşkına çevirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
2022 yılında Güney Pasifik’te meydana gelen Hunga Tonga-Hunga Ha'apai volkanik patlaması, bilim dünyasında dikkat çeken sıra dışı bir olaya neden oldu.</p>

<p>Araştırmacılar, dev patlamanın atmosfere yayılan metan gazının bir bölümünü parçalayarak yok ettiğini ortaya çıkardı.</p>

<p>Araştırmaya göre volkan, deniz suyunu, gazları ve mineral parçacıklarını kilometrelerce yüksekliğe taşıdı. Güneş ışığının bu yoğun karışımla temas etmesi sonucu reaktif klor oluştu.</p>

<p>Bu klor, atmosferdeki metan gazıyla etkileşime girerek parçalanma sürecini başlattı. Sürecin sonunda formaldehit ortaya çıktı.</p>

<p>Bilim insanları, oluşan formaldehit bulutunu yaklaşık 10 gün boyunca takip etti. Bulutun Güney Amerika’ya kadar ulaştığı belirlendi.</p>

<p><strong>METAN GAZI NEDEN ÖNEMLİ?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Metan, Dünya’yı sıcak tutan sera gazlarından biri olarak biliniyor. Ancak aşırı miktarda bulunması küresel ısınmayı hızlandırıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre insan faaliyetleri nedeniyle atmosferdeki metan oranı giderek artıyor. Bu nedenle bilim insanları uzun süredir metanı azaltacak yöntemler üzerinde çalışıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, volkanın günlük yaklaşık 900 ton metanı yok ettiğini hesapladı. Ancak patlama sırasında atmosfere yayılan toplam metan miktarının yaklaşık 330 kiloton olduğu tahmin ediliyor.</p>

<p>Bu nedenle volkanın kendi oluşturduğu kirliliği tamamen temizlemesi mümkün olmadı. Buna rağmen araştırma, atmosferde metanın doğal yollarla parçalanabileceğini göstermesi açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>BİLİM İNSANLARI YENİ YÖNTEMLERİ ARAŞTIRIYOR</strong></p>

<p>Uzmanlar, bu doğal sürecin gelecekte küresel ısınmayı yavaşlatacak teknolojilere ilham verebileceğini düşünüyor.</p>

<p>Araştırmacılar, atmosferde metan temizliğinin teorik olarak mümkün olduğunu ancak bunun güvenli ve etkili şekilde uygulanmasının oldukça zor olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Çalışma, Nature Communications dergisinde yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/patlama-bilim-insanlari-sasirtti</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/05/patlama-manset-3.jpg" type="image/jpeg" length="54088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karanlık madde izi bulundu]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/karanlik-madde-izi-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/karanlik-madde-izi-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, çarpışan kara deliklerden yayılan yerçekimi dalgalarında karanlık maddeye ait olabilecek güçlü izler tespit etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü fizikçileri, evrenin en büyük gizemlerinden biri olan karanlık maddenin izlerini ortaya çıkarabilecek yeni bir yöntem geliştirdi.</p>

<p>Araştırma ekibi, çarpışan kara deliklerden yayılan yerçekimi dalgalarını inceleyerek karanlık maddeye işaret eden olağan dışı bir sinyal belirledi.</p>

<p>Bilim insanları, kara deliklerin yoğun karanlık madde bölgelerinden geçerek birleşmesi halinde ortaya çıkan yerçekimi dalgalarının farklı bir yapıya sahip olacağını ortaya koydu.</p>

<p>Geliştirilen yeni model sayesinde bu farklar ilk kez detaylı şekilde analiz edildi.</p>

<p>Araştırmacılar, dünya genelindeki LIGO-Virgo-KAGRA gözlemevleri tarafından kaydedilen verileri inceledi.</p>

<p>Yapılan analizlerde 28 güçlü yerçekimi dalgası sinyali değerlendirildi. Bu sinyallerin 27’si klasik fizik beklentileriyle uyumlu çıktı. Ancak “GW190728” olarak adlandırılan bir olay, karanlık madde etkisi taşıyan farklı bir desen gösterdi.</p>

<p><strong>KARA DELİKLER YENİ KAPI AÇTI</strong></p>

<p>Bilim insanlarına göre karanlık madde doğrudan görülemiyor çünkü ışıkla etkileşime girmiyor. Ancak yerçekimi üzerindeki etkileri sayesinde varlığı hissedilebiliyor.</p>

<p>Yeni çalışma, karanlık maddenin kara delik birleşmeleri sırasında dolaylı olarak tespit edilebileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar, özellikle ''hafif skalar karanlık madde'' adı verilen teorik parçacık modeline odaklandı. Bu parçacıkların kara deliklerin çevresinde yoğunlaşarak yerçekimi dalgalarının yapısını değiştirebildiği belirtildi.</p>

<p>Ekip, farklı kara delik senaryoları için gelişmiş simülasyonlar hazırladı.</p>

<p>Kara deliklerin kütlesi, dönüş hızı ve çevresindeki karanlık madde yoğunluğu değiştirilerek yüzlerce olası çarpışma modeli oluşturuldu.</p>

<p>Daha sonra bu veriler gerçek gözlem kayıtlarıyla karşılaştırıldı.</p>

<p><strong>BİLİM DÜNYASINDA HEYECAN YARATTI</strong></p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, GW190728 sinyalinin karanlık madde modeliyle güçlü uyum göstermesi oldu.</p>

<p>Bilim insanları, bunun kesin bir keşif anlamına gelmediğini vurgulasa da, ortaya çıkan sonuçların son derece önemli olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Araştırmacılar, geliştirilen yöntemin gelecekte karanlık maddeyi tespit etmek için güçlü bir araç haline gelebileceğini ifade ediyor.</p>

<p>Yeni nesil yerçekimi dalgası gözlemevleriyle birlikte daha fazla veri toplanması durumunda, evrenin görünmeyen maddesine dair çok daha net sonuçlara ulaşılabileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>EVRENİN EN BÜYÜK GİZEMİ</strong></p>

<p>Karanlık maddenin evrendeki toplam maddenin büyük bölümünü oluşturduğunun düşünüldüğünü ifade eden bilim insanları, ancak bugüne kadar karanlık maddenin doğrudan gözlemlenemediğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları; kara deliklerin birer ''kozmik dedektör'' gibi kullanılarak bu gizemi çözmeyi hedeflediklerini belirterek, çalışmanın, yalnızca kara delik fiziğinde değil, modern kozmoloji ve parçacık fiziğinde de yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/karanlik-madde-izi-bulundu</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 18:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/05/kara-delik-2.jpg" type="image/jpeg" length="89229"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Işığı kontrol eden nano devrim]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/isigi-kontrol-eden-nano-devrim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/isigi-kontrol-eden-nano-devrim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, görünür ışığı yönlendirebilen ultra küçük 3 boyutlu fotonik cihazlar geliştirerek optik bilgisayarlarda yeni bir dönemin kapısını araladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden bilim insanları, görünür ışığı yönlendirebilen nano ölçekli 3 boyutlu fotonik cihazlar üretmeyi başardı.</p>

<p>Geliştirilen yeni teknik, geleceğin optik bilgisayarlarının önünü açacak.</p>

<p>Araştırma ekibi, ''iç patlama oyma'' adı verilen özel bir yöntemle hidrojel malzemeler üzerine mikroskobik boşluklar işledi.</p>

<p>Daha sonra bu yapılar küçültülerek 100 nanometrenin altına indirildi. Böylece görünür ışığın kontrol edilmesini sağlayabilecek son derece hassas yapılar elde edildi.</p>

<p>Bilim insanları, yöntemin mevcut üretim tekniklerinin ulaşamadığı çözünürlük seviyesine eriştiğini belirtiyor.</p>

<p>Yeni teknoloji sayesinde ışık, belirlenen yönlerde kırılabiliyor ve bu da ışıkla çalışan işlem sistemlerinin geliştirilmesine imkan tanıyor.</p>

<p>Fotonik cihazlar, elektrik yerine ışık kullanarak işlem yapabiliyor. Bu durum, klasik yarı iletken çiplere göre çok daha düşük enerji tüketimi ve yüksek hız avantajı sağlayabilir.</p>

<p>Araştırmacılar, geliştirdikleri sistemin yalnızca deneysel bir çalışma olmadığını da gösterdi.</p>

<p>Üretilen prototip cihaz, basit rakam sınıflandırma işlemlerini gerçekleştirmeyi başardı.</p>

<p>Sisteme verilen sayı şekilleri, ışığın yönlendirilmesiyle algılandı ve sonuç tamamen optik yollarla üretildi.</p>

<p>Çalışmanın baş yazarlarından Quansan Yang, görünür ışığın kontrol edilebilmesi için 100 nanometrenin altında yapıların gerekli olduğunu belirterek, yeni yöntemin bu eşiği aştığını açıkladı.</p>

<p><strong>TIP VE YAPAY ZEKA İÇİN YENİ DÖNEM</strong></p>

<p><strong><img alt="Işığı kontrol eden nano devrim" height="600" src="https://cegamedyacom.teimg.com/cegamedya-com/uploads/2026/05/i-s-i-k-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></strong></p>

<p>Araştırma ekibi, teknolojinin yalnızca bilgisayar sistemlerinde değil, sağlık alanında da büyük potansiyel taşıdığı görüşünde.</p>

<p>Gelecekte geliştirilecek optik cihazların, kan örnekleri içinde dolaşan nadir tümör hücrelerini tespit etmekte kullanılabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Bilim insanları ayrıca yüksek hızlı biyolojik görüntüleme sistemleri, gelişmiş sensörler ve yapay zekâ destekli optik işlemciler üzerinde de çalışmayı planlıyor.</p>

<p>Yeni üretim yönteminin bir diğer dikkat çekici yönü ise son derece karmaşık yapılar oluşturabilmesi oldu.</p>

<p>Araştırmacılar, kelebek kanadından ilham alan desenler ve sarmal yapılar dahil birçok farklı nano tasarım üretti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TEKNOLOJİ DÜNYASINDA HEYECAN YARATTI</strong></p>

<p>Uzmanlara göre bu gelişme, optik hesaplama teknolojilerinde önemli bir kırılma noktası olabilir.</p>

<p>Günümüzde veri merkezleri ve yapay zekâ sistemleri büyük miktarda enerji tüketirken, ışık tabanlı işlem teknolojileri daha hızlı ve verimli çözümler sunabilir.</p>

<p>Araştırma ekibi şimdi daha gelişmiş optik işlem sistemleri geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Yeni nesil fotonik çiplerin gelecekte klasik bilgisayar işlemcilerine alternatif oluşturabileceği değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>EYÜP KAÇAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/isigi-kontrol-eden-nano-devrim</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/cegamedya-com/uploads/2026/05/n-a-n-o.gif" type="image/jpeg" length="78969"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evrenin ilk dönemindeki küçük kırmızı noktalar neyi ortaya çıkarıyor?]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/evrenin-ilk-donemindeki-kucuk-kirmizi-noktalar-neyi-ortaya-cikariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/evrenin-ilk-donemindeki-kucuk-kirmizi-noktalar-neyi-ortaya-cikariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökbilimciler, evrenin erken dönemine ait küçük kırmızı noktalarda X-ışını yayılımı tespit etti. Bu keşif neyi gösteriyor? Detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
James Webb Uzay Teleskobu (JWST) ile yapılan gözlemlerde tespit edilen “küçük kırmızı noktalar” hakkında yeni bulgular elde edildi. Gökbilimciler, bu nesnelerden birinin X-ışını yaydığını belirledi.</p>

<p><strong>X-IŞINI YAYAN NESNE DİKKAT ÇEKTİ</strong></p>

<p>Yaklaşık 11,8 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunan ve “3DHST-AEGIS-12014” adı verilen cismin, diğer küçük kırmızı noktalardan farklı olarak X-ışını yaydığı açıklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, bu özelliğin süper kütleli kara deliklerle bağlantılı olabileceğini değerlendirdi.</p>

<p><strong>KARA DELİKLERLE İLİŞKİLİ OLABİLİR</strong></p>

<p>Bilim insanları, küçük kırmızı noktaların yoğun gaz bulutlarıyla çevrili kara deliklerden kaynaklanabileceği üzerinde duruyor. Yeni keşfedilen cismin ise geçiş aşamasındaki bir yapı olabileceği ifade edildi.</p>

<p>Araştırmada, X-ışınlarının gaz bulutlarındaki açıklıklardan zaman zaman dışarı çıkabildiği ve bu nedenle emisyonların değişkenlik gösterebileceği belirtildi.</p>

<p><strong>DAHA FAZLA GÖZLEM YAPILACAK</strong></p>

<p>Araştırmacılar, 3DHST-AEGIS-12014 adlı cisim hakkında daha fazla veri toplanması gerektiğini açıkladı. Yeni gözlemlerin, erken evrendeki kara deliklerin oluşumu hakkında daha fazla bilgi sağlayabileceği kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/evrenin-ilk-donemindeki-kucuk-kirmizi-noktalar-neyi-ortaya-cikariyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/05/x-manset.jpg" type="image/jpeg" length="47926"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gezegenlerle ilgili yeni bulgular keşfedildi]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/gezegenlerle-ilgili-yeni-bulgular-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/gezegenlerle-ilgili-yeni-bulgular-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökbilimciler, Dünya’dan yaklaşık 190 ışık yılı uzaklıktaki TOI-1130 yıldız sistemi etrafında dönen sıra dışı iki gezegenin kökenine dair yeni bulgular elde etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) araştırmacıları, James Webb Uzay Teleskobu ile mini-Neptün’ün atmosferini inceledi. Elde edilen veriler, gezegenin su buharı, karbondioksit, kükürt dioksit ve az miktarda metan içeren bir atmosfere sahip olduğunu gösterdi.</p>

<p>Bu moleküllerin hidrojen ve helyuma göre daha ağır olduğu tespit edildi.</p>

<p><strong>GEZEGENLERİN OLUŞUM YERİ</strong></p>

<p>Araştırmaya göre, bu tür ağır bir atmosferin yıldızına çok yakın bir bölgede oluşması beklenmiyor. Bu nedenle bilim insanları, her iki gezegenin de yıldızdan daha uzak ve soğuk bir bölgede oluştuğunu belirtti.</p>

<p>Bu bölge, suyun donabildiği “donma çizgisi”nin ötesi olarak tanımlanıyor.</p>

<p><strong>ZAMANLA YILDIZA YAKLAŞTILAR</strong></p>

<p>Araştırmada, gezegenlerin oluşumdan sonra zamanla yıldızlarına doğru hareket ettiği ifade edildi. Bu süreçte atmosferlerini korudukları belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışma, mini-Neptün türü gezegenlerin donma çizgisinin ötesinde oluşabileceğine dair ilk bulgular arasında yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mit.edu</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/gezegenlerle-ilgili-yeni-bulgular-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/05/gezegen-manset-1.jpg" type="image/jpeg" length="63830"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zamanın ters aktığı kanıtlandı]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/zamanin-ters-aktigi-kanitlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/zamanin-ters-aktigi-kanitlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik dünyasında tüm taşları yerinden oynatan bir keşfe imza atıldı. Bilim insanları zamanın ters aktığını kanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toronto Üniversitesi’nde gerçekleştirilen kuantum deneyi, "negatif zaman" kavramının sadece matematiksel bir oyun değil, fiziksel bir gerçeklik olduğunu ispatladı.</p>

<p>Deneyde, rubidyum atomlarıyla etkileşime giren ışık parçacıkları (fotonlar) takip edildi. Normal şartlarda bir fotonun atom bulutuna girmesi, atomları uyarması ve bir süre sonra çıkması gerekirken; kuantum parçacıkları mantık sınırlarını zorladı. Hassas ölçümler, fotonların atom bulutunu henüz girmeden terk ettiğini gösterdi.</p>

<p><strong>FİZİĞİN ''ODYSSEUS'' PARADOKSU</strong></p>

<p>Araştırmayı yürüten Howard Wiseman ve ekibi, bu durumu antik destanlardaki kurnazlıklara benzetiyor.</p>

<p>Yapılan ölçümler, fotonların atomların içinde geçirdiği sürenin sıfırın altında (negatif) olduğunu doğruladı. Bu, parçacığın henüz yolculuğa başlamadan varış noktasına ulaştığı anlamına geliyor.</p>

<p><strong>SOMUT GERÇEKLİK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1993 yılından bu yana bir ''ölçüm hatası'' olduğu iddiasıyla reddedilen bu fenomen, ilk kez atomlar üzerindeki doğrudan etkileriyle kanıtlanmış oldu.</p>

<p>Bilim insanları, çok zayıf ölçüm teknikleri kullanarak kuantum sistemini bozmadan bu süreci izlemeyi başardı.</p>

<p><strong>ZAMAN ALGISI YIKILDI</strong></p>

<p>Zamanın sadece ileriye doğru akan bir nehir olmadığı, kuantum ölçeğinde ''geçmişin'' ve ''geleceğin'' iç içe geçebileceği kanıtlandı.</p>

<p>Bu keşfin, geleceğin kuantum bilgisayarları ve iletişim teknolojilerinde zamanlama protokollerini kökten değiştirebileceği belirtildi.</p>

<p>Bilim insanları, yapılan milyonlarca deneyin ortalamasının, negatif sürenin fiziksel olarak ölçülebilir bir etki bıraktığının kesinleştiğini bildirerek, ''Kuantum dünyası bize şunu söylüyor; Bir kapıdan geçmek için önce kapıya ulaşmanıza gerek olmayabilir. Zaman, artık bildiğimiz o düz çizgiden ibaret değil!'' dedi.</p>

<p>Bu makale, Creative Commons lisansı altında The Conversation'dan yeniden yayınlanmıştır.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/zamanin-ters-aktigi-kanitlandi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/05/zaman-manset-3.jpg" type="image/jpeg" length="28160"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uranüs ve Neptün’de ''Tuhaf'' bir madde keşfedildi]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/uranus-ve-neptunde-tuhaf-bir-madde-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/uranus-ve-neptunde-tuhaf-bir-madde-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güneş sistemimizin en soğuk ve en uzak üyeleri olan Uranüs ve Neptün, göründüklerinden çok daha gizemli bir iç dünyaya sahip. Bilim insanları, bu dev gezegenlerin derinliklerinde, dünyamızda bildiğimiz hiçbir şeye benzemeyen yepyeni bir madde hali buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Yeni çalışmayla ilgili bilim insanları, her ne kadar ''buz devi'' dense de Uranüs ve Neptün'ün gezegenlerinin iç kısmının aslında dondurucu olmadığını, aksine, merkezlerine doğru gidildikçe sıcaklığın binlerce dereceye çıktığını ve basıncın dayanılmaz boyutlara ulaştığını belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu aşırı ortamın, su ve metan gibi maddeleri bambaşka bir forma soktuğu bildirildi.</p>

<p>Carnegie Enstitüsü'nden araştırmacıların yaptığı çalışmada, bu gezegenlerin içindeki karbon ve hidrojen atomlarının çok ilginç bir yapı oluşturduğu keşfedildi.</p>

<p>Araştırma sonuçlarıyla ilgili şu görüşlere yer veriliyor:</p>

<p>''Çok yüksek basınç altında karbon atomları, tıpkı kıvrımlı bir spiral merdiven gibi birbirine kenetlenerek sert bir yapı oluşturuyor.</p>

<p>Bu 'karbon merdiveni' sabit dururken, hidrojen atomları bu merdivenin basamakları boyunca serbestçe yukarı ve aşağı akmaya başlıyor.</p>

<p>Hidrojen atomları sadece bu merdiven hattı boyunca ilerleyebiliyor.''</p>

<p>Bilim insanları bu özel duruma ''yarı-1 boyutlu süperiyonik faz'' adını verdi.</p>

<p>Uranüs ve Neptün’ün manyetik alanlarının, Dünya’nınkinden çok daha farklı ve tuhaf olduğunu belirten bilim insanları, şöyle dedi:</p>

<p>''Daha önceki modeller bu durumu tam açıklayamıyordu. Ancak bu yeni "merdiven" yapısı, ısının ve elektriğin gezegen içinde nasıl tek yönlü iletildiğini açıklayarak, bu gizemli manyetik alanların sırrını çözmemize yardımcı olabilir.</p>

<p>Kısacası, uzayın derinliklerindeki bu devler, bildiğimiz fizik kurallarını kendi içlerinde yeniden yazıyor.''</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/uranus-ve-neptunde-tuhaf-bir-madde-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/05/uranus.webp" type="image/jpeg" length="17327"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin taramaları hangi gerçeği ortaya çıkardı?]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/beyin-taramalari-hangi-gercegi-ortaya-cikardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/beyin-taramalari-hangi-gercegi-ortaya-cikardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son araştırma, Neandertallerin beyin yapısına dair yeni veriler sundu. Modern insan ile Neandertal arasındaki fark sanıldığı kadar büyük değil mi? İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Yeni yayımlanan bir araştırma, Neandertallerin bilişsel kapasitesine ilişkin uzun süredir devam eden görüşleri yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Bilim insanları, modern insan ve Neandertal beyinleri arasındaki farkın düşünüldüğü kadar büyük olmadığını ortaya koydu.</p>

<p><strong>NEANDERTALLERİN ZEKÂSI YENİDEN DEĞERLENDİRİLİYOR</strong></p>

<p>Almanya’daki Neander Vadisi’nde 1856 yılında bulunan kafatası, tarihte keşfedilen ilk Neandertal kalıntılarından biri olarak kayda geçti.</p>

<p>Alman anatomist Hermann Schaaffhausen, bu kafatasını incelediğinde Neandertallerin gelişim açısından daha geri bir aşamada olduğunu ileri sürdü.</p>

<p>Bu görüş uzun yıllar boyunca bilim dünyasında etkili oldu ve modern insanların, Neandertallerden daha gelişmiş beyinleri sayesinde hayatta kaldığı düşüncesi yaygın kabul gördü.</p>

<p><strong>BEYİN TARAMALARI FARKLARIN SINIRLI OLDUĞUNU GÖSTERDİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası bir antropolog ekibi tarafından yapılan son çalışmada, ABD ve Çin’deki iki farklı modern insan popülasyonundan alınan beyin taramaları incelendi.</p>

<p>Araştırmacılar, modern insanlardaki bölgesel beyin hacmi farklılıklarının, Neandertaller ile modern insanlar arasındaki farklardan daha büyük olduğunu belirledi.</p>

<p>Çalışmaya göre, Neandertal ve modern insan beyinleri arasındaki hacim farkı oldukça sınırlı düzeyde kaldı.</p>

<p><strong>BİLİŞSEL FARK İDDİASI ZAYIFLIYOR</strong></p>

<p>Araştırmacılar, mevcut bilimsel literatürü de inceleyerek modern insanlarda beyin anatomisi ile bilişsel yetenek arasında güçlü bir bağ bulunmadığını aktardı.</p>

<p>Bu değerlendirmenin, Neandertallerin bilişsel olarak modern insanlardan belirgin şekilde geri olduğu yönündeki görüşleri zayıflattığı belirtildi.</p>

<p>Bilim insanlarına göre, modern insan toplulukları arasındaki benzer nöroanatomik farklılıklar bilişsel ayrım için yeterli görülmüyorsa, aynı yaklaşım Neandertaller için de geçerli olmalı.</p>

<p><strong>ARKEOLOJİK BULGULAR DA FARKLI BİR TABLO SUNUYOR</strong></p>

<p>Son yıllarda elde edilen arkeolojik veriler de Neandertallerin gelişmiş davranışlar sergilediğini gösteriyor.</p>

<p>Araştırmalarda, Neandertallerin deniz kabukları topladığı, ateş yakmak için araç kullandığı, antibakteriyel maddeler ve yapıştırıcı ürettiği, kıyafet diktiği ve soyut sanat eserleri oluşturduğu yönünde bulgular yer aldı.</p>

<p>Bazı uygulamalarda modern insanlardan daha erken dönemde bu faaliyetlere katıldıkları da belirtiliyor.</p>

<p><strong>NEANDERTALLER TAMAMEN YOK OLMAMIŞ OLABİLİR</strong></p>

<p>Bazı bilim insanları, Neandertallerin genetik olarak tamamen yok olmadığını, modern insanlarla binlerce yıl boyunca çiftleşerek aynı soy içinde yer aldıklarını düşünüyor.</p>

<p>Bugün birçok insanda Neandertal genlerinin bulunması da bu görüşü destekleyen veriler arasında gösteriliyor.</p>

<p>PNAS dergisinde yayımlanan çalışma, Neandertallerin yalnızca tarih öncesi bir insan türü değil, modern insanın doğrudan genetik geçmişinin bir parçası olabileceğini ortaya koyuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/beyin-taramalari-hangi-gercegi-ortaya-cikardi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/04/kafatasi-manset.jpg" type="image/jpeg" length="58791"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Roma dönemi gemileri nasıl su geçirmez yapıldı, 2000 yıl boyunca nasıl korundu?]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/roma-donemi-gemileri-nasil-su-gecirmez-yapildi-2000-yil-boyunca-nasil-korundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/roma-donemi-gemileri-nasil-su-gecirmez-yapildi-2000-yil-boyunca-nasil-korundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hırvatistan kıyılarında bulunan yaklaşık 2200 yıllık Ilovik-Paržine 1 batığı, Roma döneminde gemilerin nasıl su geçirmez hale getirildiğini ortaya koydu. Araştırmada geminin çam katranı, zift ve balmumu karışımıyla kaplandığı belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Ilovik-Paržine 1 adlı batık, 2016 yılında Adriyatik Denizi’nde Hırvatistan kıyılarında 4 metre derinlikte keşfedildi. Batık, tortu ve kayaların altında kaldığı için ahşap yapısı ve taşıdığı amforaların bir kısmı korunabildi.</p>

<p><strong>KAPLAMALARDA ÇAM KATRANI VE BALMUMU TESPİT EDİLDİ</strong></p>

<p>Araştırmacılar, gemiden alınan 10 kaplama örneğini moleküler ve yapısal analizlerle inceledi. Tüm örneklerde çam reçinesinden elde edilen zift bulundu. Bir örnekte ise balmumu ile karıştırılmış kaplama tespit edildi.</p>

<p><strong>POLEN ANALİZİ FARKLI LİMANLARDA ONARIMI GÖSTERDİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaplamalarda bulunan polenler incelendiğinde çam, meşe, ardıç, zeytin ve sulak alan bitkilerine ait izler belirlendi. Bu durum, geminin farklı bölgelerde yeniden kaplandığını gösterdi.</p>

<p><strong>GEMİNİN BRUNDISIUM’DA İNŞA EDİLDİĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR</strong></p>

<p>Araştırmacılar, geminin bugünkü İtalya’daki Brindisi kentinde inşa edildiğini ve ilk su yalıtım işleminin burada yapıldığını değerlendiriyor. Daha sonra güzergahı boyunca farklı limanlarda yeniden bakım gördüğü belirtiliyor.</p>

<p><strong>ARAŞTIRMA FRONTIERS IN MATERIALS DERGİSİNDE YAYIMLANDI</strong></p>

<p>Bilim insanları, bu incelemenin Roma dönemi gemi yapım teknikleri ve denizcilik teknolojileri hakkında yeni bilgiler sunduğunu açıkladı.</p>

<p><strong>Bulgular Frontiers in Materials dergisinde yayımlandı.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sience Alert</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/roma-donemi-gemileri-nasil-su-gecirmez-yapildi-2000-yil-boyunca-nasil-korundu</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/04/gemi-2.jpg" type="image/jpeg" length="70801"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir saatte neden 60 dakika var, bu sistem nasıl ortaya çıktı?]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/bir-saatte-neden-60-dakika-var-bu-sistem-nasil-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/bir-saatte-neden-60-dakika-var-bu-sistem-nasil-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zaman ölçümünde kullanılan 60’lık sistem binlerce yıl öncesine dayanıyor. Saat neden 60 dakika ve dakika neden 60 saniye? İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bugün kullanılan bir saatin 60 dakikadan, bir dakikanın ise 60 saniyeden oluşması modern bir karar değil, binlerce yıl öncesine uzanan bir miras. Bu sistemin temeli, Mezopotamya’da yaşayan Sümerlerin geliştirdiği 60 tabanlı sayı sistemine dayanıyor.</p>

<p><strong>FRANSA ZAMANI DEĞİŞTİRMEYİ DENEDİ</strong></p>

<p>Fransız Devrimi’nden sonra 1793 yılında Fransa, zamanı ondalık sisteme dönüştürme kararı aldı. Yeni sistemde bir gün 24 saat yerine 10 saate bölündü.</p>

<p>Her saat 100 dakika, her dakika ise 100 saniye olarak belirlendi. Ayrıca bir haftanın da 10 gün olması planlandı.</p>

<p>Bu değişiklik, zaman ölçümünü Hristiyan takviminden ayırmayı amaçlıyordu. Belediye binalarına yeni saatler yerleştirildi ve resmi kayıtlar bu sisteme göre tutulmaya başlandı.</p>

<p>Ancak uygulama uzun sürmedi. Saatlerin yeniden tasarlanması zor oldu, sistem Fransa’yı komşu ülkelerden ayırdı ve kırsalda yaşayanlar 10 günde bir tatil yapılmasına karşı çıktı.</p>

<p>Ondalık zaman sistemi Fransa’da sadece yaklaşık 17 ay kullanılabildi.</p>

<p><strong>60’LIK SİSTEM NEREDEN GELİYOR</strong></p>

<p>Saatlerin bugün hala 60 dakikadan oluşmasının kökeni, Sümerlere kadar uzanıyor.</p>

<p>MÖ 5300-1940 yılları arasında Mezopotamya’da yaşayan Sümerler, 60 tabanlı bir sayı sistemi geliştirdi.</p>

<p>Bu sistemin neden seçildiğine dair farklı görüşler bulunuyor. Bunlardan biri, parmak eklemleriyle yapılan sayım yöntemi.</p>

<p>Başparmak hariç dört parmağın her birinde üç eklem bulunuyor. Bu eklemler sayıldığında 12’ye ulaşılıyor. Diğer eldeki beş parmakla bu sayı çarpıldığında toplam 60 elde ediliyor.</p>

<p>Sümerler bu yapıyı matematikte temel sistem haline getirdi. Tarım, vergi, arazi ölçümü ve kayıt tutma işlemlerinde bu yöntem kullanıldı.</p>

<p><strong>60 SAYISI NEDEN AVANTAJLI</strong></p>

<p>60 sayısı, birçok farklı sayıya tam bölünebildiği için pratik kullanım sağladı. Bir, iki, üç, dört, beş, altı, 10, 12, 15, 20, 30 ve 60’a bölünebiliyor.</p>

<p>Bu durum, yalnızca bir, iki, beş ve 10’a bölünebilen 10 tabanlı sisteme göre daha fazla işlem kolaylığı sundu.</p>

<p>Uzmanlara göre bu özellik, muhasebe, vergi hesaplamaları ve miras paylaşımı gibi günlük işlemlerde önemli avantaj sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>SAATLER NASIL ORTAYA ÇIKTI</strong></p>

<p>Günü saatlere bölen ilk uygarlık olarak Antik Mısır gösteriliyor. MÖ 2500 civarına ait dini metinlerde geceyi 12 saate bölen sistemin izleri bulunuyor.</p>

<p>Daha sonra bu yapı gündüzü de kapsayarak 24 saatlik sisteme dönüştü. Güneş saatleri ve su saatleri ise MÖ 1500 civarında kullanılmaya başlandı.</p>

<p>Başlangıçta bu araçlar daha çok dini ritüellerle ilişkilendirildi. Ancak zamanla günlük yaşamda da saat kavramı yaygınlaştı.</p>

<p><strong>DAKİKA VE SANİYEYİ BABİLLİLER GELİŞTİRDİ</strong></p>

<p>Babilliler, Sümerlerden aldıkları 60 tabanlı sistemi daha da ileri taşıdı. Günü daha küçük parçalara ayırarak dakika ve saniye kavramının temelini oluşturdular.</p>

<p>Astronomik hesaplamalar için günü bölümlere ayıran Babilliler, daha sonra bu parçaları daha küçük zaman birimlerine ayırdı. Bu yapı daha sonra eski Yunanlılar tarafından da benimsendi.</p>

<p>Yunanlar ve ardından diğer medeniyetler, aynı sistemi kullanmaya devam etti. Böylece saat, dakika ve saniye kavramları günümüze kadar ulaştı.</p>

<p><strong>BUGÜN NEDEN HALA AYNI SİSTEM KULLANILIYOR</strong></p>

<p>Zaman ölçüm sistemi yüzyıllar boyunca yerleştiği için değiştirilmesi zor hale geldi. Fransa’nın ondalık zaman denemesi de bunun en açık örneklerinden biri oldu.</p>

<p>Mesafe ölçümleri ve para sistemi ondalık yapıya geçse de saat sistemi değişmedi.</p>

<p>Bugün atom saatleri saniyeyi çok daha hassas şekilde ölçebiliyor. Ancak temel yapı hala Sümerlerin binlerce yıl önce kurduğu 60’lık sisteme dayanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/bir-saatte-neden-60-dakika-var-bu-sistem-nasil-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 06:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/04/saat-manset.jpg" type="image/jpeg" length="23784"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Medeniyeti uzaylılar mı şekillendirdi ?]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/medeniyeti-uzaylilar-mi-sekillendirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/medeniyeti-uzaylilar-mi-sekillendirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapılan araştırmalarda, bir çok insanın medeniyetlerin geliştirilmesinde ve devasa antik yapıların inşasında uzaylıların etkisi olduğuna inanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antik piramitler ve benzeri yapılarla ilgili uzaylı iddiaları uzun süredir tartışılıyor. Arkeolojik veriler ise bu yapıların insan emeğiyle inşa edildiğini ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>UZAYLI İDDİALARI NASIL ORTAYA ÇIKTI</strong></p>

<p>Uzaylıların antik yapıları inşa ettiği iddiası, 1968’de Erich von Däniken’in yayımladığı kitapla geniş kitlelere ulaştı. Bu yaklaşım, antik eserleri dünya dışı varlıklarla ilişkilendirdi.</p>

<p><strong>ARKEOLOJİK BULGULAR NE GÖSTERİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mısır’daki Giza’da yapılan kazılarda işçi yerleşimleri, fırınlar ve organize gıda sistemleri bulundu. Bu bulgular, piramitlerin uzun yıllar boyunca çalışan binlerce insan tarafından inşa edildiğini gösterdi.</p>

<p>Göbekli Tepe’de ise anıtsal taşların, yazıdan önceki dönemde yaşayan topluluklar tarafından dikildiği belirlendi.</p>

<p>Truva’da ortaya çıkarılan katmanlar da yapının yüzyıllar içinde yeniden inşa edildiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>NEDEN BU İDDİALAR YAYILIYOR</strong></p>

<p>Arkeoloji, parçalı verilerle çalışan ve kesin sonuçlar yerine kanıta dayalı değerlendirmeler sunan bir bilim dalıdır. Bu durum, bazı iddiaların ortaya atılmasına zemin hazırlıyor.</p>

<p>Uzaylı teorileri, karmaşık süreçleri basit açıklamalarla sunarak dikkati çekiyor. Dijital medya ve popüler içerikler de bu iddiaların yayılmasını hızlandırıyor.</p>

<p><strong>BİLİM NE SÖYLÜYOR</strong></p>

<p>Bilim insanları, evrende yaşam ihtimalini kabul etse de antik yapılarda uzaylı müdahalesine dair bir kanıt bulunmadığını belirtiyor.</p>

<p>Arkeolojik veriler, bu yapıların insan emeği, organizasyonu ve bilgi birikimiyle inşa edildiğini ortaya koyuyor.</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Live Science</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/medeniyeti-uzaylilar-mi-sekillendirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2025/11/gobeklitepe-kazilar.jpg" type="image/jpeg" length="19332"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş enerjisinde ''Mancınık'' devrimi]]></title>
      <link>https://www.cegamedya.com/gunes-enerjisinde-mancinik-devrimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.cegamedya.com/gunes-enerjisinde-mancinik-devrimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cambridge Üniversitesi'nden fizikçiler, güneş enerjisi teknolojisinde devrim yaratabilecek ''olağanüstü'' bir keşfe imza attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Nature Communications Dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, moleküler titreşimlerin elektronları saniyenin katrilyonda biri kadar kısa bir sürede (femtosaniye ölçeğinde) bir ''mancınık'' gibi fırlattığını ortaya koydu.</p>

<p>Geleneksel organik güneş pillerinde enerji verimliliğinin, elektronların hareket ederken karşılaştığı direnç ve enerji kaybı nedeniyle sınırlı kaldığını belirten bilim insanları, titreşimlerin süreci yavaşlatmak yerine aktif bir itici güç olarak kullanılabileceğini kanıtladı.</p>

<p>Araştırmacılar, organik bir polimer (TS-P3) üzerinde yaptıkları deneylerde, elektronların rastgele sürüklenmek yerine tek bir tutarlı patlama halinde fırlatıldığını gözlemledi.</p>

<p>''Işık pile çarptığında bir "eksiton" (elektron-delik çifti) oluşuyor'' diyen Cambridge Üniversitesi araştırmacısı Pratyush Ghosh şunları kaydetti:</p>

<p>''Moleküler titreşimler, bu elektronu vericiden alıcıya saniyenin katrilyonda birinde fırlatan mekanik bir mancınık görevi görüyor. Bu hız, elektronların atomlarla aynı zaman diliminde hareket ettiği anlamına geliyor.</p>

<p>Elektronun rastgele sürüklenmesi yerine, tek bir tutarlı patlama halinde fırlatıldığını görüyoruz. Titreşimler sürece sadece eşlik etmiyor, onu aktif olarak yönlendiriyor.''</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cambridge Üniversitesi araştırmacıları,<br />
Organik güneş pillerinin, standart silikon panellere göre çok daha düşük maliyetli ve esnek bir yapıya sahip olduğunu belirterek, ''Ancak düşük verimlilikleri en büyük sorunlarıydı. Bu keşif sayesinde, voltaj kaybı azalacak, enerji farkı kısıtlamalarına uymadan hızlı yük transferi sağlanabilecek.</p>

<p>Keşifle, moleküler hareketi bastırmak yerine, bu hareketten güç alan daha verimli malzemeler tasarlanacak'' dedi.</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Live Science</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim&amp;Teknoloji</category>
      <guid>https://www.cegamedya.com/gunes-enerjisinde-mancinik-devrimi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://cegamedyacom.teimg.com/crop/1280x720/cegamedya-com/uploads/2026/03/gunes-manset-2.jpg" type="image/jpeg" length="88210"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
