Diyarbakır tarihinde pek az kişinin bildiği, Osmanlı arşivlerine göre, ''Diyarbakır İhtilali'' adıyla mühürlenen o büyük halk ayaklanması iki asır önce yaşandı.
Kentin sokaklarında yankılanan top sesleri ve 3.5 ay süren çatışmaların izleri, bugün hâlâ bazı yapıların mimarisinde yaşıyor.
ÇATIŞMA VE SÜRGÜNLER
Diyarbakır'ın, yerel yöneticilerin ağır vergileri ve ''31 Ortası'' adı verilen askeri sınıfın baskılarıyla adeta bir barut fıçısına döndüğü belirtilerek, 1802 yılında başlayan olayların, devlet kayıtlarına resmi olarak ''Diyarbakır İhtilali'' notuyla düştüğü kaydediliyor.
İhtilalin külleri tam sönmüşken, 1819 yılında Vali Behram Paşa’nın sert yönetimiyle fitilin yeniden ateşlendiği belirtilerek, halkın ayaklanması üzerine Valinin, İç Kale’ye sığınarak savunma hattı kurduğu kaydediliyor.
Vali Behram Paşa'nın, isyanı bastırmak için İç Kale’deki topları kendi şehrine doğrulttuğu ifade edilerek, top atışları sonucu Nasuh Paşa Camisi’nin minaresinin yıkıldığı ve bu olay sonrası caminin halk arasında ''Kot minare'' adını aldığı belirtiliyor.
İhtilalin bastırılmasının ardından aralarında müftü ve ulemaların da bulunduğu 128 kişinin Kıbrıs’a sürgün edildiği ifade ediliyor.




