Kültür&Sanat

Özen çifti, 12 Eylül kararlığını, “Taş Yastık”a anlattı

HDP eski Milletvekili Zeynel Özen’in, eşi Serpil Özen ile 12 Eylül’ün karanlığını anlattı, “Taş Yastık” adlı kitabı çıktı. Kitabın gelirleri kimsesiz kız çocuklarının eğitiminde kullanılacak.

Abone Ol

Serpil ve Zeynel Özen çiftinin zorlu yaşam öyküsünün anlatıldığı, “Taş Yastık” Phoneix Yayınlarından çıktı. Kibar Özkan Bektaş’ın yaptığı söyleşi, anı-anlatı kategorisinde soluksuz okunacak bir kitap olarak Mayıs 2026’da baskıya girdi. Tüm gelirleri kimsesiz kız çocuklarının eğitimi için kullanılacak olan kitap 240 sayfa olarak okurun ilgisine sunuldu.

Kamu emekçisi Zeynel ve Serpil, Kahramanmaraş’ın karanlık günlerinden kurtulmaya çalışırken, 12 Eylül askeri darbesinin insanları öğüten cenderesi içinde bulmuşlardı kendilerini. Serpil ve Zeynel çiftçinin 2 çocukla yürüdükleri sarp yollarda karşılaştıkları zorluklar her yeni gün birbiriyle yarışıyordu. “Taş Yastık”ta biriken anılar Serpil ve Zeynel çiftinin yürüdükleri zorlu yolun sonunda kazandıkları bir zafer nişanı olarak tarihe not düşüyor.

Maraş Katliamının yaşandığı o karanlık günlerin Alevi yurttaşlarda açtığı derin yaraların ve bıraktığı izlerin sayısız örneğinin aktarıldığı anılar “Taş Yastık” ile kayıt altına alınıyor.

Kitaba adını veren (Taş Yastık) mağaraya Serpil ve Zeynel Özen çiftçi 6 aylık bebekleri Ahmet ile zar zor sığabiliyorlardı. Serpil 12 Eylül’ün o zor günlerini şöyle anlatıyor:

“Mağaranın girişi o kadar dardı ki, tek başına bile sürünerek girebiliyordun. ‘Burada nasıl yatacağız Zeynel’ dedim. Zeynel de ‘burada kalmazsak başka yerlerde bizi bulurlar’ dedi. Mağaranın içine önce Zeynel girip orayı temizledi, keçeyi serip biraz düzeltti. Ondan sonra ‘sen de sürünerek gir’dedi. Yan yan sürünerek girdim. Zeynel taştan yastık yaptı. Çocuğumuzun battaniyesini düzelttik. Onu ortamıza aldık. Ben yan tarafıma yatıyordum. Zeynel de sürünerek arkamıza geçip mağaranın girişini bir ağaç dalı ile örttü. Sağa ya da sola dönebilmemiz mümkün değildi. İkimiz birlikte ancak yan yatarak sığabiliyordu. Bir de çocuk var. O kadar yüksek bir kayanın arasındaydı ki, mağara sanki tabut gibi bir yerdi.”

Aylarca süren mağara yaşamı, sonrasında işkenceli sorgular, cezaevi günleri ve mültecilik yılları derken yaşanan acılar daha da katmerli bir hal alıyordu. Yurtdışında geçen zamanlarda hayata tutunma çabaları, yeni yerlere ve koşullara adaptasyon ve çekilen çilelerden sonra ekonomik olarak toparlanma süreçleri derken Serpil ve Zeynel çiftinin ömründen ömür gitmişti. Yaşları artık yoğun iş temposunu ve çalışma yaşamını kaldırabilecek yıllardan bir hayli uzaklaşmaya başlamıştı.

Zeynel için Maraş’ta başlayan yaşam mücadelesi, yurtdışında türlü duraktan sonra İsveç’te Alevi bir iş insanı olarak sürüp giderken, artık yılların yorgunluğu iyiden iyiye hissediliyordu. Yüreğindeki ateşi yorgun bedenine sığmayan Zeynel için eşi Serpil ile dinlenmeye geçecekleri bir zaman siyaset gelir çalar kapılarını. Zeynel’in milletvekilliği yıllarında yeni bir alanda başlar yeni bir mücadele.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">