Tabii çevre insan soyunun da içinde bulunduğu ve hazır bulduğu çevredir. Var oluşuna da hiçbir katkısı yoktur. Ancak insanoğlu, içinde yaşadığı tabii çevreyi anlamlandırmak istemektedir.
Bu cümleden alarak insanoğlu tabii hadise olan güneşin ve dünyanın hareketleriyle de yakından ilgilenmiş ve anlamlandırmıştır.
Örneğin dünyanın kendi ekseni çevresinde dönmesine bir gün, güneşin çevresinde dönmesine de bir yıl denmiştir.
Bu dönme hadiseyi gerçekleşirken dünyanın güneş ışınlarını alış açısına göre mevsimlerin oluştuğunu anlamıştır.
Mevsimlerin başlangıç ve bitişlerinden de sosyal hayatı biçimlendirmede yararlanmıştır.
Nevruz da (yeni gün) insanoğlunun tabiatı anlama ve yorumlama gayretinin sosyal hayata yansımasından başka bir şey değildir.
Bilindiği gibi Mart 21 ile Eylül 23 gece ile gündüzün eşit olduğu tarihlerdir.
Martın 21. günü güneş güney yarım küreden kuzey yarım küreye geçer, güneş koç burcuna girer ve kuzey yarım küre ilkyaz, güney yarım küre ise güz mevsimi başlar.
Eylül 23 günü güneş kuzey yarım küreden güney yarım küreye geçer, güneş terazi burcuna girer ve kuzey yarım kürede güz, güney yarım kürede ise ilkyaz mevsimi başlar.
Başka bir ifadeyle Mart 21 ve Eylül 23 tarihleri dünyanın görüntüsünde önemli değişiklerinin başladığı ve bittiği başlangıç günleridir.
Tabiatın hareketlerinden esinlenerek kuzey yarım kürede yaşayan halklarda, yeni yılın ilk günü anlayışı farklı görünümleri olan ortak bir anlayıştır. Ancak konuyu yalnızca kuzey yarım kürede yaşayan halklara indirgemek konuyu aşırı sınırlandırmak anlamına gelebilir.
Yeni yılın ilk günü anlayışı hemen bütün geçmiş ve günümüz toplumlarında şenlik ya da bayram olarak hatırlanmaktadır. Ancak yılın ilk günü olarak farklı mevsimlerin ya da günlerin tercih edilebildiğini görüyoruz.
Yeni yılın ilk günü geleneğinin eski Mısır medeniyetinden kaynaklandığı ifade edilmektedir. Bu devirlerde yeni yılın ilk gününün güzün (eylül 21) kutlanıldığına işaret edilmektedir. Fakat aynı günün, Batı Anadolu’da M.Ö. 5 yy’a kadar, gecenin en uzun günü olduğu günde (aralık 21) kutlandığı tespit edilmiştir.
Yahudilerde ise yeni yılın ilk günü, sivil faaliyetler için güzün (ekim 1), dini faaliyetler için ise ilkyazda (mart 21) kutlanıyordu (Nadas, 1995: 18).
Hıristiyanlardaki paskalya bayramı, eskiden kışın ölüp ilkyazda dirilen tabiat için yapılan bir bayram idi.
İznik Konsilinde (325) Hıristiyanların dini inancıyla birleştirilen bu gelenek Hz. İsa’nın ölüp dirildiği gün biçiminde dini bir bayram kimliğine dönüşmüş ve mart 21’i izleyen pazar günü olarak belirtilmiştir. (Büyük Larousse, 1994: 14, 9210).
Görüldüğü gibi tarihin her döneminde ve bütün coğrafyalarda insan tabiat ilişkisi vardır.
Bundan ötürü kuvvetle muhtemeldir ki, Nevruz da tabiatla ilgili bir bayramdır. Ancak ideolojik yaklaşım ile dini yaklaşım, tabiatçı yaklaşımı gölgede bırakmaktadır.
Yarın: Nevruz geleneğine bağdaştırıcı yaklaşım