Bugün toplum olarak en büyük yorgunluklarımızdan biri, haksızlıklara alışmak oldu.
Bir çocuğun sessizliğine, bir kadının kırgınlığına, bir yaşlının yalnızlığına, bir insanın emeğinin değersizleştirilmesine bazen sadece izleyici kalıyoruz.
Oysa psikolojik olarak insanı en çok yoran şeylerden biri, gördüğü adaletsizlik karşısında sessiz kalmasıdır. Çünkü vicdan sustuğunda, ruh da yorulmaya başlar.
Kurban Bayramı bize fedakârlığı öğretir. Ama gerçek fedakârlık bazen sadece paylaşmak değil; yanlışın karşısında durabilmektir. Güçsüzün yanında olmak, kırılanı onarmak, susturulanın sesini duyabilmektir.
Bugün insanlar yalnızca maddi yükler taşımıyor. İçlerinde değersizlik, anlaşılmama, yalnızlık ve kırgınlık da taşıyorlar.
Bir tebessüm, bir ziyaret, samimi bir “Nasılsın?” sorusu bile bazen bir insanın ruhuna iyi gelebiliyor. Çünkü psikolojik iyilik hâli, yalnız olmadığını hissetmekle başlar.
Bu bayramda sadece sofralarımızı değil; kalbimizi de açabilelim. Çocuklara korku değil güven, kadınlara baskı değil değer, yaşlılara yalnızlık değil hatırlanmışlık hissettirelim. Ve en önemlisi; haksızlığın normalleşmesine izin vermeyelim.
Çünkü gerçek bayram, vicdanın hâlâ canlı kaldığı yerde başlar.
Aile Danışmanı Birgül Bozkaya