Kese kağıdı, bir dönemin vaz geçilmezlerin arasında yer aliyordu. Neredeyse her yerde, karşımıza çıkan, sade ama bir o kadar da işlevsel bir malzeme. Günümüzde plastik poşetler ve ambalajlar çoğu alanda yerini alsa da, kese kağıdı, geçmişte sadece alışverişin değil, sürdürülebilir yaşamın da önemli bir parçasıydı.
KESE KAĞIDININ DOĞUŞU?
Kese kağıdının kökeni 19. yüzyıla dayanır. 1852 yılında Francis Wolle, kese kağıdı yapabilen ilk makineyi icat etti. Bu buluş, özellikle Avrupa ve Amerika’da ticaretin hızla büyüdüğü bir dönemde büyük bir devrim yarattı.
Sanayileşme ile birlikte artan talep, kese kağıdını hızla yaygınlaştırdı.
O dönemde kese kağıdı, bakkallardan fırınlara, manavlardan eczanelere kadar pek çok alanda kullanılıyordu. Uygun maliyeti ve pratik kullanımı sayesinde kısa sürede hayatın bir parçası haline geldi.
OSMANLI DÖNEMİNDE DE KESE KAĞIDI KULLANILDI
Kese kağıdı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Anadolu topraklarında yaygın olarak kullanılmaya başlandı.
Özellikle ticaretin yoğun olduğu çarşılar ve pazar yerlerinde, ürünlerin taşınması ve korunması için kese kağıdı kullanılırdı.
Bakkallar, şeker, un, kahve gibi kuru ürünler için kese kağıtları tercih edilirdi. Manavlar, sebze ve meyvelerin hassas taşınmasını sağlayan kese kağıdı kullanırdı.
Fırınlar, ekmek ve simit gibi unlu mamuller, sıcaklıklarını korumak için kese kağıdında paketlenirdi.
Esnaf kültürünün önemli bir parçası olan kese kağıdı, hem satıcı hem de müşteri için güvenilir bir ambalaj malzemesiydi.
Kese kağıdı genelde graft kağıdından yapılıyordu. Desenli ve desensiz kağıt bulunmadığı zamanlarda ise gazete kağıdı, kese kağıdı olarak üretiliyordu.
Genellikle bayanlar, el marifeti ile yapıştırıcı yerine hamur kullanarak kese kağıdını yaparlardı. Türkiye'de bu uygulama 1970 ortalarına kadar devam etti.
1960’lı yıllardan itibaren plastik poşetlerin icadı, kese kağıdının kullanımını azalttı.
Plastik poşetlerin ucuz, hafif ve suya dayanıklı olması, kısa sürede piyasayı ele geçirmesine neden oldu.