Kanalize edilen cehalet . .

Televizyon kumandası artık bir eğlence aracı değil, adeta toplumsal bir narkoz cihazına dönüştü.

Abone Ol

Hangi kanalı açsanız aynı nakarat: Birbirine hakaret eden ''gurmeler'', başkasının evindeki tozu mikroskopla ararken kendi ruhundaki kirliliği görmeyen ''temizlik avcıları'' ve estetiği sadece saç boyasında arayan sığ tartışmalar...

İşin en acı tarafı ise bu vasatlık sarmalının, ''Halk bunu istiyor'' gibi ucuz bir bahanenin arkasına sığınılarak meşrulaştırılmasıdır.

Cehaletin ödüllendirildiği bir sirk

Bir toplumun gelişmişlik düzeyi, sadece kişi başına düşen milli gelirle değil, o toplumun neye güldüğü ve neyi izlediğiyle ölçülür.

Eskiden TRT ekranlarında dünyayı, sanatı, bilimi anlatan; Türkçeyi zarafetle kullanan isimler vardı. O ekranlar birer okuldu. Bugün ise ekranlar, cehaletin en gürültülü haliyle sahne aldığı birer sirk alanına dönüştü.

Bu programlar toplumu bilgilendirmek yerine, adeta bir ''kolektif körelme'' operasyonu yürütüyor.

Çünkü:

Kavga ettikçe reyting alan bir yarışmacı, gençlere ''nezaketin değil, gürültünün kazandırdığı'' mesajını veriyor.

Birbirini aşağılayan insanlar, empati duygusunu yok edip yerine nobranlığı koyuyor.

Her şeyin magazinleştirilmesi, en hayati meselelerin bile ciddiyetini yitirmesine neden oluyor.

Peki, halk gerçekten bunu mu istiyor? Yoksa önüne başka seçenek konulmadığı için sunulan bu kalitesizliğe mi alıştırıldı?

Bir insana sürekli şekerli su verirseniz, bir süre sonra suyun saf tadını unutur.

Toplumun damağı, bu kalitesiz içeriklerle uyuşturulmuş durumda. Aydınlatıcı, öğretici ve düşündürücü programlar ''sıkıcı'' yaftasıyla kenara itilirken, cehalet en parlak ambalajlarla baş köşeye oturtuluyor.

Kumanda Bizim Elimizde, Uyanış Bizim Zihnimizde

Bu gidişat bir kader değil, bir tercihtir. Toplumun gerilediğini görüp hayıflanmak yetmez; o uyuşturucu etkili programların fişini çekmek gerekir.

Bilgi emek ister, düşünmek yorar. Oysa bu programlar izleyiciye hiçbir çaba sarf ettirmeden, sadece başkalarının hayatındaki küçük ve anlamsız kavgaları izleterek ''sahte bir üstünlük'' hissi veriyor.

Unutmamak gerekir ki; bir toplum, ancak izlediği ekran kadar derinleşebilir.

Eğer ekranlarımızda sadece toz bezi, tencere dibi ve saç boyası konuşuluyorsa, zihinlerimizin paslanması kaçınılmazdır.


< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">