Evlilikte eş olmayı unutmamak

Hayatın en özel yolculuklarından biri, iki insanın birbirini severek bir hayat kurma kararı almasıdır. Bu yolculukta zamanla ev değişir, çevre değişir, belki şehir değişir ama çoğu zaman en çok değişen şey çiftlerin birbirine olan ilgisidir.

Abone Ol

Özellikle çocuk sahibi olduktan sonra pek çok çift, farkında olmadan "eş" kimliğini ikinci plana atar. Oysa ki bir ilişkiyi güçlü tutan, sadece çocuklara iyi bir ebeveyn olmak değil, aynı zamanda birbirine iyi bir eş olabilmektir.

Birçok danışanımda ortak olarak gözlemlediğim şey şu: Kadın da erkek de çocuk doğduktan sonra evliliğin yön değiştirdiğini ve zamanla duygusal bağların zayıfladığını dile getiriyor. Bu durumun temelinde ise çoğunlukla "eş" değil sadece "anne-baba" gibi davranmak yatıyor. Oysa çocuklar, mutlu ebeveynlere ihtiyaç duyar. Mutlu bir evlilik, çocuklara da güvenli bir ortam sunar.

Eş olmayı unutmamak için yapılabilecek çok basit ama etkili adımlar var:

Gün içinde birbirinize vakit ayırın. Sadece 10 dakikalık bir sohbet bile ilişkinin bağ dokusunu güçlendirir.

Birbirinizi sadece çocuklarla ilgili meselelerde değil, kişisel duygular ve hayaller üzerinden de dinleyin.

Ayda en az bir kez sadece eş olmayı hatırlatan bir etkinlik planlayın. Bu illa dışarda bir akşam yemeği değil, evde birlikte içilen bir kahve, birlikte izlenen bir film bile olabilir.

Unutmayın: Anne-babalık bir görevdir; ama eş olmak bir seçimdir. Bu seçimi her gün yeniden yapmayı hatırlamak gerekir.

Birbirini önceleyen, anlayan ve destekleyen çiftlerin çocukları da bu sevgi ortamında büyür. Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeyin huzur ve güven olduğunu düşündüğümüzde, evliliğe yapılan her duygusal yatırım aslında onlara da yapılmış olur.

Eş olmayı unutmamak, kendimizi unutmamaktır. Unutmayın, çocuklardan önce siz vardınız. Ve siz güçlüyseniz, aileniz de güçlü olur.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">