Türk edebiyatının usta kalemlerinden Yaşar Kemal tarihine, kültürüne ve insanlarına hayran aldığı Diyarbakır için; “Diyarbakır menekşe şehri, gül şehridir” ifadesini kullandı.
Bu sözün, sadece bir benzetme değil; şehrin çok katmanlı kültürel yapısına, tarihî dokusuna ve insan manzaralarına dair bir hafıza ifadesi olduğunu kaydeden araştırmacılar, bu tanımın, hem edebî anlatımın gücünü hem de Diyarbakır’ın simgesel değerlerini barındırdığını ifade ediyor.
YAŞAR KEMAL’İN SÖZÜNDEKİ ANLAM KATMANLARI
Yaşar Kemal’in bu ifadesinin, doğrudan bir botanik göndermeden öte, Diyarbakır’ın tarih boyunca taşıdığı zarafet, şiirsellik ve kültürel derinliğe dikkatin çekildiği kaydediliyor.
“Menekşe” ve “gül”ün, hem Anadolu’nun hem de klasik edebiyatın önemli sembollerinden olduğu ifade ediliyor.
EDİBİYATTA DİYARBAKIR’IN YERİ
Ahmed Arif’ten Cahit Sıtkı’ya, Sezai Karakoç’tan Mehmed Uzun’a kadar pek çok edebiyatçının eserlerinde Diyarbakır'ın bir “imge şehir” olarak ortaya çıktığı ve Yaşar Kemal’in bu benzetmesinin de bu zincirin bir halkası olduğu belirtiliyor.
“MENEKŞE” VE “GÜL”ÜN SEMBOLİK ANLAMI
Klasik Türk şiirinde “gül”, çoğu zaman aşkın ve ilahi güzelliğin sembolüdür; “menekşe” ise sadeliğin ve zarafetin.
Yaşar Kemal’in Diyarbakır’a bu gözle bakması, onu sadece coğrafi değil, aynı zamanda duygusal ve kültürel bir merkez olarak gördüğünü gösterir.
SÖZÜN TAŞIDIĞI HAFIZA
Bu kısa ama derin ifade, Diyarbakır’ın yalnızca geçmişe ait bir taş yapıdan ibaret olmadığı; yaşayan, ilham veren bir kent olduğunun ortaya konulduğu kaydediliyor.
Bu yönüyle Yaşar Kemal’in tanımının, şehre dair edebî bir bellek işlevi de taşıdığı anlatılıyor.




