Tarancı, 4 Ekim 1910’da Diyarbakır'da dünyaya gelen ve burada ilkokula başladı ve Diyarbakır Mekteb-i Sultanisi ilk kısmını bitirdi. İlk eğitiminin ardından orta öğrenim için Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi'ne gönderilen Tarancı, lise öğrenimi için ise 1931 yılında Galatasaray Lisesi'ne geçti.
''Diyarbakır'ı sevmek vazife''
Cahit Sıtkı Tarancı kız kardeşi Nihal'e gönderdiği mektuplarında Diyarbakır'a duyduğu özlem ve sevgiyi şu ifadeleriyle dile getirdi:
'^İstanbul çok güzel Nihal fakat içinde doğup büyüdüğümüz Diyarbakır daha güzeldir. Oranın topraklarında bize yakınlık var. Oranın taşları bize karşı hissiz değildir. Oranın havası ciğerlerimizi iftiharla şişirecek ne de olsa temiz, öz havamızdır. Oranın suları ancak bizim hararetimizi söndürebilir. O muhit içinde ancak biz varlığımızı gösterebiliriz. Ancak Diyarbakır denen yerde, yaşamanın ulviyetini kavrayabiliriz. Velhasıl şekerim, Diyarbakır’ı sevmek bir vazife ve hem de ihmal edilmeyecek mukaddes bir vazifedir. '

'Memur olunca üniversiteden ayrıldı''
Şiir yazmaya daha lise yıllarında başlayan ve ilk şiirlerini Galatasaray Lisesi’nin Akademi isimli dergisinde ve Servet-i Fünun dergisinde yayımlandı. 1931’de girdiği Mülkiye Mektebi'nden ikinci senenin sonunda atılınca Yüksek Ticaret Okulu'na girdi ancak memuriyet sınavını kazanıp Sümerbank’ta çalışmaya başladıktan sonra bu okuldan da ayrılmak zorunda kaldı. Ömrümde Sükût adlı ilk şiir kitabı henüz Mülkiye Mektebi’nde iken yayımlandı. Kendisini kamuoyuna tanıtan isim ise Cumhuriyet'deki üç yazısıyla Peyami Safa'ydı (1932). Karabük’e atanması üzerine Sümerbank’ta başladığı memuriyetten ayrıldı; çalışma hayatını öykülerini yayımlamakta olduğu Cumhuriyet Gazetesinde sürdürdü. Cumhuriyet gazetesi sahipleri Nadir Nadi ile Doğan Nadi'nin desteği ile yüksek öğrenimini] tamamlamak üzere Paris'e gitti. 1938-1940 yılları arasında Sciences Politiques'e devam etti. Paris'teyken Paris Radyosu'nda Türkçe yayınlar spikerliği yaptı.
Haydi Abbas şiirini askerde yazdı
İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman uçakları 1940 yılında Paris’i bombalamaya başlayınca öğrenimini tamamlayamadı; bisiklet ile kaçarak Lyon ve Cenevre yoluyla Türkiye'ye geri döndü.Askerliğini 1941-1943 yıllarında Ege'nin küçük kentlerinde yaptı. Ünlü Haydi Abbas şiiri, askerlik döneminin bir ürünüdür.
Otuz Beş Yaş şiiri ile tanındı
Otuz Beş Yaş şiiri ile 1946'da şiir ödülünde birincilik aldı ve yurt çapında tanınan bir şair oldu. Çalışma Bakanlığı'ndaki görevi sırasında tanıştığı Cavidan Tınaz ile 4 Temmuz 1951’de evlendi. Evlendikten sonra yazdığı şiirlerini Düşten Güzel adlı kitapta topladı.
Umut ve huzur temasını işlediği tek şiiri
Genelde şiirlerinden ölüm, umutsuzluk ve karamsar duyguları işleyen Cahit Sıtkı Tarancı, 1946 yılında kaleme aldığı Memleket İsterim şiirinde umut ve huzur temasını işledi.

Viyana'da vefat etti
1953 yılında geçirdiği bir krizden sonra felç oldu. Yatağa bağlı ve yarı bilinçli durumda olan şair; İstanbul ve Ankara’da çeşitli hastanelerde tedavi gördü; bir yıl kadar Diyarbakır’daki baba-evinde bakıldı. 1956 yılında tedavi ettirilmek üzere devlet tarafından Avrupa'ya götürüldü; zatülcenp hastalığına yakalanarak 13 Ekim 1956’da Viyana'da yaşama veda etti. Diyarbakır’daki ailesine ait ev 1973 yılında "Cahit Sıtkı Müze Evi" olarak ziyarete açıldı.





