Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası'nda gerçekleşen "Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Alanı" başlıklı toplantı, aslında hepimizin bildiği ama bir türlü çözüme kavuşamayan bir gerçeği, yetki karmaşasını bir kez daha gözler önüne serdi.
Toplantıda konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak'ın feryadı adeta hepimizin iç sesiydi:
"Kimin ne yaptığı belli değil. Taş üstüne taş koymak yerine hafızamız yok oldu."
Evet, tam da bu!
UNESCO Dünya Mirası listesindeki Sur ve Hevsel için harcanan devasa bütçelere rağmen ortada iç açıcı bir manzara yok.
Restorasyon diye yapılan "işler" ortadayken, sorumluluktan kaçan birileri ve "kentkırım"a uğrayan bir miras var.
Bucak'ın 2015'te katledilen Tahir Elçi'yi anımsatması ise acımızı katladı.
Elçi, "Bu kadim kentte kültürel mirasa sahip çıkalım" diye haykırırken, sadece taşları değil, insanlarımızı da yitirdiğimizin acı bir hatırlatıcısıydı bu sözler.
DİTAM Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Azizoğlu'nun vurguladığı gibi, 2015 Sur olaylarıyla birlikte uluslararası iş birliği koşulları ortadan kalktı, yerel katılım engellendi ve yetkiler merkeze devredildi.
Sonuç mu?
Dünya miras listesindeki bu eşsiz alanın korunmasında ciddi aksaklıklar...
Peki, çözüm ne?
Eş Başkan Bucak'ın da altını çizdiği gibi, yerel yönetimler UNESCO alan yönetim planını yeniden oluşturmalı ve kent sakinlerinin temsil hakkını güvence altına almalı.
Çünkü bu miras, sadece devletin ya da bir kurumun değil, bu kentte yaşayan her bir vatandaşın ortak sorumluluğu.