19. yüzyılın zengin ve renkli Diyarbakır mutfağında, bugün pek bilinmeyen ilginç bir lezzet ön plana çıkıyordu: mor patlıcan. Dicle Nehri kıyılarında doğal ortamda yetişen bu özel tür patlıcan, o dönemin sofralarında önemli bir yer tutuyordu. Ancak bu patlıcan, neredeyse tamamen zehirli olmasıyla da dikkati çekiyordu!
FAKİR HALKIN KIŞA HAZIRLIK SIRRI: ZEHİRLİ PATLICAN
Dönemin tanıklarından oluşan Diyarbakır'a sürgüne gönderilen Bulgar göçmenlerin anlattıklarına göre, Diyarbakır’ın en fakir aileleri yaz aylarında bu mor patlıcanları bol miktarda satın alır, kış için hazırlık yaparlardı.
Patlıcanlar ya kurutulur ya da turşusu kurulurdu. Ancak bu işlemin en önemli aşaması, patlıcanların defalarca suda haşlanmasıydı. Bu işlem, patlıcanların zehirli maddelerden arındırılması için şarttı.
Kıtlık dönemlerinin sıkça yaşandığı Diyarbakır’da, hiçbir yiyecek israf edilmezdi. Mor patlıcanların yalnızca etli kısımları değil, koçanları bile kış için saklanırdı.
“HIRÇIKLI MEFTUNE”: ZEHİRLİ KOÇANDAN YEMEK
İşte tam da bu noktada, “hırçıklı meftune” adı verilen özel bir yemek ortaya çıktı. Mor patlıcanların haşlanmış koçanları kullanılarak yapılan bu yemek, o dönem Diyarbakır sofralarının vazgeçilmezlerinden biriydi.
Sadece patlıcan değil, dönemin ahalisinin yaratıcılığı başka malzemelere de uzanıyordu.
Tüketilen karpuz ve kavunların kabukları da boşa gitmez, yine “meftune” yemeğinde değerlendirilirdi.
BİR ZAMANLARIN DİYARBAKIR SOFRALARI
Diyarbakır mutfağının bu ilginç lezzet geçmişi, şehrin tarih boyunca nasıl bir gastronomi kültürüne sahip olduğunu gözler önüne seriyor.
Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş bu tarifler, mutfak araştırmacılarının ve yerel tarih meraklılarının yeniden gün yüzüne çıkarmasıyla tekrar hatırlanıyor.




