Osmanlı Devleti’nin 1515 yılında topraklarına kattığı Diyarbakır, farklı dönemlerde ciddi toplumsal huzursuzluklara sahne oldu.
Özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda artan vergi yükü, hayat pahalılığı, güvenlik sorunları ve idari baskıların, kentte uzun süreli ayaklanmaların ve çatışmaların temelini oluşturduğu kaydediliyor.
OSMANLI YÖNETİMİNDE ARTAN SORUNLAR
Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, 19. yüzyılda Diyarbakır’da eşkıyaların yol kesmesiyle ticaret sekteye uğradı, güvenlik ciddi ölçüde zayıfladı.
Buna paralel olarak vergilerin artırılması ve halkın temel ihtiyaçlara ulaşmakta zorlanmasının, tepkileri büyüttüğü kaydediliyor.
Ekonomik baskılar altında kalan halkın, hem kırsalda hem de şehir merkezinde huzursuzluk yaşamaya başladığı ifade edilerek, bu durumun, zamanla açık protestolara ve isyanlara dönüştüğü belirtiliyor.
KENTTEN GÖÇLER BAŞLIYOR
Yaşanan kargaşa ve belirsizlik ortamı, Diyarbakır’da göç hareketlerini hızlandırdığı kaydedilerek, çok sayıda kişinin can ve mal güvenliğinin sağlanamaması nedeniyle kenti terk ettiği belirtiliyor.
Kentte kalan esnafın da ağır bir yük altına girdiği, Diyarbakır Valisi ve yöneticilerine verilen mal ve hizmetlerin karşılığının ödenmemesinin, esnaf kesiminde öfkeyi artırdığı ifade edilerek, bu ekonomik mağduriyetin, halkın yönetime olan tepkisini daha da derinleştirdiği kaydediliyor..
3.5 AY SÜREN ÇATIŞMALAR
Diyarbakır’da 1800’lü yılların başlarında yaşanan ve kısa sürede bastırılan olaylardan yaklaşık 20 yıl sonra kentin yeniden büyük bir karışıklığın içine sürüklendiği belirtilerek, 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde iktisadi, idari ve askeri alanlarda yaşanan çözülmenin belirginleşmesinin, Diyarbakır’daki huzursuzluğun temel nedenleri arasında gösterildiği anlatılıyor.
Milli aşiretinden Behram Paşa’nın 1819 yılında vali olarak atanmasıyla birlikte gerginliğin yeniden tırmandığı, asayiş sorunlarının yalnızca kırsal bölgelerle sınırlı kalmadığı, şehir merkezine de yayıldığı kaydedilerek, vali, mütesellim, voyvoda, şehir kethüdası, ayan, kadı, naib ve müftü gibi devlet görevlilerinin halka yönelik baskıcı ve adaletsiz uygulamalarının, ayaklanmalarla birlikte çatışmalara yol açtığı kaydedilior.
TOP ATIŞLARI VE KENTTE TAHRİBAT
Vali Behram Paşa’ya karşı başlayan ayaklanmanın kısa sürede çatışmaya dönüştüğü ve valinin İçkale’ye sığındığı, isyanın bastırılması için buradan top atışlarının yapıldığı kaydediliyor.
Topların kullanılmasının, kentte ciddi yıkıma neden olduğu, yağmaların başladığı, şehirde birçok yapının zarar gördüğü ifade ediliyor.
Atılan toplardan birinin Nasuh Paşa Camisi’ne isabet etmesi, olayların en çarpıcı anlarından biri olarak kayıtlara geçti. İsabet sonucu caminin minaresi yıkıldı ve uzun süre onarılmadı. Minarenin bu hali, halk arasında caminin “kot minare” olarak anılmasına neden oldu.
ÇATIŞMALARIN SONU VE SONRASI
Toplam 101 gün süren çatışmaların, takviye askeri birliklerin bölgeye sevk edilmesiyle bastırıldığı belirtiliyor.
Yaşananların ardından Behram Paşa'nın görevden azledildiği. Ancak geride kalan yıkımın, ekonomik kayıplar ve toplumsal travmanın, Diyarbakır’ın tarihsel hafızasında derin izler bıraktığı kaydediliyor.
Vergi baskısı, ekonomik kriz ve idari zulmün tetiklediği bu olayların, Osmanlı döneminde merkezî yönetim ile taşra arasındaki gerilimin Diyarbakır’da nasıl büyük çaplı çatışmalara dönüştüğünü gösteren önemli örneklerden biri olarak tarihe geçtiği kaydediliyor.




