Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Hicri 17. yılında, Şam bölgesi valisi Ebu Ubeyde b. Cerrah’ın görevlendirdiği İyaz Bin Ganem, Urfa’yı (Ruha) kuşattı.

Şehrin patriği, kan dökülmeden bir çözüm bulunması için elçi göndererek aman diledi.

ANLAŞMANIN ŞARTLARI VE ÖNEMİ

Yapılan görüşmeler sonucunda Urfa halkının canı ve malının güvence altına alındığı belirtilerek, halkın Müslüman idaresi altında yaşamaya devam ederken yalnızca haraç ödemeyi kabul ettiği kaydediliyor.

Bu sürecin, İslam fetihlerinde zor yerine diplomasiye dayalı bir yaklaşımın örneği olarak tarihe geçti ifade ediliyor.

CEZİRE BÖLGESİNDEKİ ETKİLERİ

''Urfa Anlaşması'’nın barış temelli modelinin, kısa sürede Cezire bölgesindeki diğer şehirler için de örnek oluşturduğu ifade edilen tarihi kaynaklarda, birçok merkezin, benzer koşullarla Müslümanlara teslim olduğu ve bu durumun bölgedeki toplumsal düzenin korunmasını sağladığı anlatılıyor.

DİYARBAKIR’IN URFA ANLAŞMASIYLA OLAN BAĞLANTISI

Bazı tarihî kaynaklarda Amid (Diyarbakır) şehrinin de ''Urfa Anlaşması'' örneğine benzer bir şekilde, savaşsız ve barış yoluyla teslim olduğu savunuluyor.

Diyarbakır’ın fetih sürecinde ''Urfa Anlaşması''nın etkisinin önemli bir rol oynadığı bazı kaynaklarda yer alıyor.

Kaynak: Doç. Cuma Karan