Kadim tarihi ve köklü kültürüyle bilinen Diyarbakır’ın geçmişinde, toplumsal bağları güçlendiren çok özel bir gelenek yatıyor: Lakap kültürü.
Eski mahallelerde bir insana lakap takılması, sadece bir isimlendirme değil, onun kentin bir parçası haline gelmesi demekti.
Kişinin mizacına, dış görünüşüne, mesleğine ya da hafızalara kazınan bir anısına dayanılarak verilen bu lakaplar, bir kez yapıştı mı ömür boyu o kişinin gölgesi olurdu.
Günümüzde modernleşen şehir hayatıyla birlikte bu gelenek unutulmaya yüz tutsa da, eski Diyarbakırlıların kalbinde ve sohbetlerinde hâlâ ilk günkü gibi yaşıyor.
Her Biri Ayrı Bir Roman: İşte O Renkli İsimler
Kimi bir hareketiyle, kimi neşesiyle, kimi de sıra dışı karakteriyle kentin hafızasına kazındı.
Okurken hem şaşırtan hem de yüzlerde sıcak bir tebessüm bırakan, Diyarbakır’ın geçmişinden süzülüp gelen o efsane lakaplardan bazıları şunlar:
Kırkayah Veysi & Lastik Ali
Çütkafa Mendo & Avel Kemal
Kırıh Şexo & Zaza Piro
Şorikli Fate & Şorik Veysi
Yamya Mıho & Doşo
Guri Keçel Alo & Ahmo Çırto
Pışo Meheme & Belengaz Leylo
Kuşbaz Garbis & Cımbıl Hakko
Tope Meyro & Çirtik Zelo
Artist Yılo & Yanpiri Neco
Hırçıkli Siranuş & Şaşo Hımpo
Pozveren Ahmet
Deli Mevlo, Deli Çeto ve Deli Ferho
Lakapların Ardındaki Gizli Hikâyeler
Bu lakapların hiçbiri rastgele seçilmemişti; her birinin arkasında kentin sokaklarına sinmiş yaşanmışlıklar vardı.
Örneğin; sergilediği kıvrak zekası ya da yerinde duramayan hızlı hareketleri nedeniyle birine "Kırkayah Veysi" denirken, fotoğraf merakı veya hayata her zaman olumlu bakan neşeli tavırları bir başkasını "Pozveren Ahmet" yapabiliyordu.
Sanatçı ruhuyla sokakları şenlendiren "Artist Yılo" ya da neşeli ve biraz da kurallara meydan okuyan tavırlarıyla bilinen "Şorikli Fate", kentin adeta yaşayan birer rengiydi.
Kaybolan Bir Kültür Mirası
Diyarbakır’ın bu geleneksel lakap kültürü, bireyleri incitmeden hafifçe tiye alan, mizahı ve samimiyeti ön plana çıkaran muazzam bir iletişim biçimiydi.
İnsanların birbirini sadece tanımadığını, aynı zamanda çok iyi anladığını ve bağrına bastığını gösteren bu bağ, günümüzde mahalle kültürünün değişmesiyle birlikte giderek sessizliğe gömülüyor.
Ancak geçmişin o sıcak, samimi ve neşeli Diyarbakır’ını özleyenler için bu efsane lakaplar, her anıldığında insanları eski sokaklarda nostaljik ve keyifli bir yolculuğa çıkarmaya devam ediyor.