Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, 1895 yılı Diyarbakır’da büyük bir kırılmanın eşiği oldu. Kentteki toplumsal tansiyonun zirveye ulaştığı bu dönemde, Müslüman ve Ermeni toplumları arasında çatışma riski tırmanırken, istihbarat birimleri özellikle Kazazyan ailesi üzerine odaklandı.

Arşiv belgelerine yansıyan raporlarda, Diyarbakır’ın en zengin tüccar ailelerinden olan Kazazyanların, bazı Ermeni komitacı hareketlerine destek verdikleri ve kiliselerde halkı kışkırtarak Müslümanlara karşı provoke ettikleri öne sürülüyor.

İSTİHBARATA GÖRE SİLAH VE FİTNE

Arşiv belgelerindeki iddialara göre, Kazazyan ailesi, Mardin ve Diyarbakır’daki Ermeni komitaların kuruluşuna yardımcı oldu. Ayrıca yerel silah kaçakçılığı yoluyla bu örgütlere silah temin ettikleri ve ayrılıkçı faaliyetleri destekledikleri istihbarat raporlarında yer aldı.

Bu kapsamda özellikle Oseb Kazazyan ve oğullarının hedef haline geldiği belirtilerek, 1 Kasım 1895 olaylarında yaşanan büyük çatışmaların ardından, Kazazyan ailesi mensupları hakkında soruşturma başlatıldığı yer alıyor.

CAMİDE TOPLANAN KOMİTEYE TEPKİ

Olaylardan hemen önce Müslüman ahalinin, Ulu Cami’de toplanarak bir komite kurduğu ve hükümete sert telgraflar çektiği ifade edilerek, bu komitenin başını da Arif Pirinçcizade'nin çektiği kaydediliyor.

Komitenin, kentteki Ermeni faaliyetlerine karşı önlem alınmasını talep ettiği kaydediliyor.

Bu gelişmelere karşılık olarak, Surp Krikor Kilisesi başta olmak üzere bazı Ermeni ibadet yerlerinde, Kazazyanlara bağlı kişilerin halka konuşmalar yaptığı, gerilimi bilerek tırmandırdığı öne sürüldü.

GÖZALTILAR VE SORUŞTURMA SÜRECİ

Olayların ardından Oseb Kazazyan ve oğullarının gözaltına alındığı ifade edilerek, İstanbul’dan gelen emirde, Kazazyanların halka ve askere kurşun ve bomba attıkları iddialarının araştırılması istenmiş.

Vali Enis Paşa'nın gönderdiği yazıda, aile bireylerinin olaylar sırasında kendi evlerinden silahlı saldırıda bulundukları ve üç gün süren çatışmaların sorumlularından oldukları ifade ediliyordu. Ayrıca tahkikat tamamlanana kadar nezarette tutulmaları gerektiği bildirildi.

Kaynak: Sabri Mengirkaon / Mardin Artuklu Üniversitesi