Diyarbakır’da Kenan Tepe, Girikihaciyan ve çevresinde bir süre önce yapılan kazılarda, kadın formu ön planda olacak şekilde işlenmiş figürler bulundu. Figürlerin bazılarının detaylı saç örgüsü, bazılarının ise sadece gövde hatlarıyla şekillendirildiği belirlendi.
FİGÜRİNLERDE DİKKATİ ÇEKEN ORTAK ÖZELLİKLER


Diyarbakır Arkeoloji Müzesi koleksiyonunda yer alan heykeller arasında başsız gövdeler, sadece baş kısmı yapılmış örnekler ve arkadan ön plana çıkarılmış saç motifleriyle bezeli kadın figürleri dikkati çekiyor.
Bir figürin, hem ön hem arka yüzeyinde detaylı işlenmiş olduğunu ifade eden arkeologlar, ''bir heykelin başı üzerindeki örgü motifleri öne çıkarken, bir başka figürin ise yüz hatları tamamen soyutlanarak yapılmış. Bu durum, tanrıça tasvirlerinin farklı atölye veya dönem stillerine göre değiştiğini gösteriyor'' dedi.
Ana tanrıça figürlerinin ağırlıklı olarak Diyarbakır’ın Bismil ilçesi sınırlarında yer alan Kenan Tepe ve Girikihaciyan höyüklerinde yapılan kazılar sırasında bulunduğunu belirten arkeologlar, bu figürlerin, aynı zamanda Çayönü Tepesi ve Körtiktepe gibi Neolitik döneme ait yerleşim alanlarında da farklı versiyonlarıyla ortaya çıktığını söyledi.
Kalkolitik Çağ’a tarihlenen ana tanrıça figürinleri, bölgenin tarih öncesi dönemlerdeki inanç sistemine ışık tuttuğu belirtiliyor.
ANA TANRIÇA FİGÜRİNLERİ HANGİ DÖNEME AİT?


Araştırmacılar, ana tanrıça figürinlerinin, özellikle Kalkolitik Çağ’a (yaklaşık MÖ 5500-3000) tarihlendiğini ifade ederek, bu figürlerin, Paleolitik Dönem’de başlayan doğurganlık ve bereket temalı sembollerin, Kalkolitik dönemde daha stilize ve soyut formda yeniden ortaya çıkışını temsil ettiğini söyledi.
ANA TANRIÇA KÜLTÜNÜN MEZOPOTAMYA’DAKİ YERİ


Mezopotamya’nın kuzeyinde yer alan Diyarbakır bölgesinin, Kalkolitik Çağ boyunca Ubeyd kültürünün etkisi altında olduğu kaydedilirken, ana tanrıça figürinlerinin bu dönemde giderek çeşitlendiği, insan ve hayvan karışımı veya soyut biçimlerde temsil edildiği belirtiliyor.
Figürinlerin hem ev içi alanlarda hem de mezarlarda bulunduğu, sadece sanatsal değil, inançsal ya da ritüel amaçlı nesneler olduğu kaydediliyor.




