Diyarbakır, 19. yüzyılda zengin su kaynakları ve çok sayıda tarihi çeşmesiyle biliniyordu. Evliya Çelebi’nin eserlerinde ve Osmanlı arşiv kayıtlarında adı geçen bu çeşmelerin büyük bir kısmı günümüzde kayboldu. Ancak bazıları hâlâ şehrin farklı noktalarında ayakta duruyor.

TARİHİ SU KAYNAKLARI VE ÇEŞMELERİN KONUMU

Evliya Çelebi, Arbedaş Çeşmesi’ni Nasuh Paşa Meydanı’nda, Saray Kapısı yolunun sol tarafında sur burçlarının birleştiği noktada tanımlar.

İç Kale kaynağı ise günümüzde İç Kale Camii’nin çeşmelerini beslemeye devam ediyor.

Balıklı suyu, şehrin kuzeybatı köşesinde yer alıyor, yanında Balıklı Mescit ve Tekkesi bulunuyordu.

BALIKLI KAYNAĞINDAN BESLENEN MAHALLELER

1 Haziran 1802 tarihli belgede Şeyh Yasin Mahallesi’nin, 23 Ocak 1831 tarihli belgede ise Ali Paşa Mahallesi’nin suyunun Balıklı kaynağından sağlandığı görülüyor.

Rum Kapısı civarındaki “Ayn-ı Şakkıl Acuz” kaynağı da dönemin önemli su kaynaklarından biriydi.

1874’TE 130 ÇEŞME VARDI

Diyarbakır Salnâmelerine göre, 1874 yılında şehirde 130 çeşme bulunuyordu. Günümüzde ayakta kalanlar arasında Arslanlı Çeşme, Zinciriye Medresesi önündeki çeşme, Ömer Şeddad Camii önündeki çeşme, Arbedaş Çeşmesi ve Hatun Çeşmesi yer alıyor.

VAKFİYE KAYITLARINDAKİ TARİHİ ÇEŞMELER

1811 tarihli bir vakfiyede Mardin Kapısı dışındaki Hatun Kastalı’nın adı geçiyor. Diğer çeşmelerin çoğu ise zaman içinde ortadan kalktı.

Mehmet Akif Tütenk’in tespitlerine göre, Osmanlı döneminden yakın tarihe kadar ulaşan çeşmeler arasında Dağ Kapı, Vahap Ağa Hamamı, Paşa Camii, Urfa Kapısı, Gazi Okulu civarı ve Hüsrev Paşa Camii çevresindeki örnekler gösteriliyor.

GÜNÜMÜZE ULAŞANLAR SINIRLI

Listelerde adı geçen pek çok çeşme artık yok. Ancak İç Kale, Mardin Kapısı ve bazı cami avlularında bulunan birkaç çeşme, Diyarbakır’ın su kültürünün yaşayan tanıkları olarak varlığını sürdürüyor.

Muhabir: NAZMİ KAHRAMAN