Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yer alan Surp Giragos Ermeni Kilisesi, yalnızca mimarisiyle değil, tarihe yön veren bir fetva ile ayakta kalmasıyla da dikkati çekiyor.

16. yüzyılda inşa edildiği bilinen ve Ortadoğu’nun en büyük Ermeni Apostolik kilisesi olarak kabul edilen bu yapı, bir dönem yıkımın eşiğine gelmiş, ancak dönemin şeyhülislamının verdiği bir fetva sayesinde yeniden inşa edilmiş.

Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, 1881 yılında büyük bir yangında harap olan kilisenin kaderi, Şeyhülislam Uryanizade Ahmed Esad Efendi’nin (1878–1889) müdahalesiyle değişti.

''Sulh yoluyla fetholunan bir beldede bulunan eski bir kilise yanmış olsa, o beldenin zimmîleri kiliseye nesne ilave etmeksizin eski haline uygun olarak tamir etmeleri dinen uygundur'' şeklindeki fetvası, padişah tarafından kabul edilerek Ermeni cemaatine tamir izni verildi.

ALEVLERDEN AYAĞA KALKAN BİR MABED

Diyarbakır'da fetva kiliseyi kurtarmış!

Fetva sonrası 1883 yılında yeniden inşa edilen Surp Giragos Kilisesi, yalnızca ibadet mekânı değil, aynı zamanda bir kültürel merkez olarak da öne çıktı.

İçinde yer alan yedi mihrap, 25 papazın eş zamanlı ayin yapmasına olanak tanıyan büyüklükte olan kilise ile ilgili Diyarbakır’ı ziyaret eden seyyahlar ve araştırmacılar, bu kilisenin mimari ve dini açıdan benzersiz bir yapı olduğunu ifade ediyor.

Polonyalı seyyah Simeon’un anlattıklarına göre, kilisede piskoposluk dairesi, okul binaları ve birden fazla mihrap bulunmaktaydı.

Bu anlatımlar, ''Çanaklı Kilise'' ya da ''Küçük Kilise'' olarak adlandırılan Surp Giragos’un sıradan bir ibadethane değil, aynı zamanda bir dini kompleks olduğunu gözler önüne seriyor.

2011 yılında başlayan restorasyon çalışmaları, 2012’de Moskova’da dökülen bronz çanın yeniden kuleye yerleştirilmesiyle doruğa ulaştı.

100 kiloluk bu çan, 4 Kasım 2012’de düzenlenen büyük ayinde tekrar çaldı.

Her yıl düzenlenen bu ayine dünyanın dört bir yanına dağılmış Diyarbakırlı Ermeniler katılıyor.

Bugün Surp Giragos Kilisesinin, sadece Diyarbakır’ın değil, tüm Türkiye’nin kültürel ve dini mirasına tanıklık eden önemli bir yapı olarak ayakta durduğu belirtilirken, tüm bu geçmişin, bir yangın, bir fetva ve bir halkın inancı etrafında şekillenen büyüleyici bir hikâyesini içinde barındırdığı kaydediliyor.

Kaynak: vikipedia