Diyarbakır’da doğum sadece biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda geleneksel inançların ve uygulamaların devreye girdiği kültürel bir olaydır.
Eşin gömülmesinden göbek bağının atılacağı yere, bebek yıkanırken suya bıçak atılmasından yeni doğanlara tuz sürülmesine kadar birçok uygulama, halkın koruma ve şifa arayışının izlerini taşır.
EŞ NEDİR VE NEDEN GÖMÜLÜR?
Tıbbi adıyla plasenta, halk arasında “eş” olarak bilinir ve doğumdan sonra bebeğin bir parçası kabul edilir.
Diyarbakır’ın birçok ilçesinde (Ergani, Çüngüş), eşin düşmesi geciktiğinde geleneksel yöntemlere başvurulur.
Ebenin karnına bastırması, kadına düğme yutturulması, su dolu ibriğe üfletilmesi gibi uygulamalar eşin düşürülmesini hızlandırmak amacıyla yapılır.
Eş düştükten sonra çoğunlukla sıcak suyla yıkanır, tuzlanır ve bir beze sarılarak toprağa gömülür ya da suya atılır. Eğer gömülmezse çocuğun gözlerinin ağrıyacağına inanılır.
EŞİN İÇİNE ÇİVİ KONURSA NE OLUR?
Eşin üzerinde bulunan boğum sayısının kadının doğuracağı çocuk sayısını gösterdiğine inanılır (Ergani). Sürekli kız çocuk doğuran kadının bir sonraki çocuğunun erkek olması için eş ters çevrilir.
Daha da dikkati çeken bir uygulama ise eşin içine iğne veya çivi konmasıdır. Bu sayede çocuğun ileride “korkusuz” olacağı düşünülür (Silvan).
EŞİN YEDİRİLMESİ
Kısırlık sorununa çözüm olarak, çocuğu olmayan bir kadına —haberi olmadan— yeni doğum yapmış bir annenin eşinden bir parça yedirilir.
Bu, yörede “kısırlık ilacı” olarak kabul edilen geleneksel bir uygulamadır.
GÖBEK BAĞI NEDEN YETİME VERİLİR?
Doğumun hemen ardından bebeğin göbeği ebe tarafından kesilir. Göbek altına ekmek veya para konur; ekmek civcivlere, para ise bir yetime verilir (Silvan). Bu uygulamanın bereket ve yardımseverlik getireceğine inanılır.
Göbek kanı ise anneye ya da bebeğin yanaklarına sürülür. Bu işlem lekeleri gidermek ya da kız çocuğun yanaklarının kırmızı olması için yapılır.
GÖBEK BAĞI NEREYE ATILIRSA ÇOCUK ÖYLE BÜYÜR
Göbek bağı kuruduktan sonra nereye atılacağı, çocuğun geleceği ile ilişkilendirilir.
Zengin olsun diye bir dükkâna
Okusun diye bir okul çatısına
Evde çalışsın diye bir tencerenin içine (kız çocuksa)
Dışarıda çalışsın diye dışarıya (erkek çocuksa) atılır.
YIKAMA VE TUZLAMA GELENEĞİ NEDEN UYGULANIR?
Yeni doğan bebek, Diyarbakır’da ılık su ve sabunla yıkanmadan önce tuzlanır.
Bazı yerlerde önce tuzlanır, sonra yıkanır. Bu işlemin hem bebeğin beden kokusunu önleyeceğine hem de nazardan koruyacağına inanılır.
Yıkama suyuna demir gibi olsun diye bıçak, güçlü olsun diye altın yüzük atılır. Sarılık geçiren bebekler de bu şekilde yıkanır.
HALK İNANÇLARIYLA ŞEKİLLENEN BİR DOĞUM RİTÜELİ
Diyarbakır’da doğumdan hemen sonra başlayan bu uygulamalar, halk arasında yüzyıllardır yaşatılan geleneklerin günümüzdeki izlerini taşır.
Diyarbakır ve çevresindeki kırsal bölgelerde bu tür geleneksel uygulamaların az da olsa bir kısmı günümüzde hâlâ devam etmektedir. Ancak şehir merkezinde ve özellikle genç kuşaklar arasında bu uygulamaların önemli ölçüde azaldığı da görülüyor.




