Tarihi belgelerde yer alan bilgilere göre, Diyarbakır, Osmanlı döneminde esnaf ve zanaatkâr açısından oldukça zengin bir yapıya sahipti.
Çarşılar, hanlar ve sokaklar yüzlerce farklı meslek erbabının sesleriyle dolup taşardı. Ancak bugün, o mesleklerin çoğu sadece arşiv kayıtlarında ve eski defterlerde kaldı. Bazılarının adı bile bilinmiyor; bazıları ise unutulmak üzere.
250'İNİİN ÜZERİNDE MESLEK
Mehmet Salih Erpolat’ın kaleme aldığı çalışmada yer alan kayıtlar, 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Amid (Diyarbakır) Sancağı’nda faaliyet gösteren 250'den fazla meslek grubunu ortaya koyuyor.
İşte onlardan bazıları ve Türkçe karşılıkları:
Çûlacı / Çulcu: Yünlü kaba kumaş dokuyan veya satan esnaf
Kazgancı: Kazan yapan usta
Helvacı: Helva üreten tatlıcı
Zerger: Kuyumcu
Takkeci: Takke üreten zanaatkâr
Çâkmakçı: Tüfek veya çakmak taşı tamircisi
Şerbetçi: Şerbet yapıp satan kişi
Kalaycı: Bakır eşya kalaylayan usta
Debbağ: Deri işleyicisi, tabak
Sakkâ: Su taşıyan veya satan kişi
Mıhçı: Çivi üreticisi veya nalbant yardımcısı
Külahçı: Başlık, külah yapan terzi
Tülbendci: İnce başörtüsü veya bez üreten kişi
Pabucu / Babucçu: Ayakkabı imalatçısı
Keçeci: Keçeden giysi veya örtü yapan zanaatkâr
Şiraci: Şıra yapan ve satan kişi
Mumcu / Mumciyan: Mum imalatçısı
Kürkçü: Kürk satan veya diken esnaf
Hallaç: Yünü dövüp kabartan kişi
Yorgancı: Yorgan diken esnaf
Kalemkâr: El yazması kitaplara tezhip ve süsleme yapan sanatkâr
Mutaf: Hasır, urgan ve benzeri iplik işiyle uğraşan kişi
Kıfeci: Sepet yapan zanaatkâr
Dülger: Marangoz
Serraf: Sarraf, para bozan kişi
Dabak: Deri işleyici
Çerçi: Köy köy dolaşan gezici satıcı
Haffâf: Ayakkabı tamircisi
DİYARBAKIR'IN KÜLTÜREL MİRASI
Günümüzde bu mesleklerin büyük bir kısmı ya tamamen ortadan kalktı ya da sadece birkaç yaşlı zanaatkâr tarafından hatırlanıyor.
Özellikle sanayileşme, seri üretim ve modern tüketim alışkanlıkları bu geleneksel zanaatların yok olmasına neden oldu.
Diyarbakır, sadece taş yapıları ve surlarıyla değil; zanaatkârların ustalığıyla da bir medeniyetin taşıyıcısıydı.