Diyarbakır'ın İsmet İnönü İlkokulu'nun önünde sessizce duran bir çeşme, yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan büyük bir hikâyenin son tanığı olarak dikkati çekiyor.
Bir dönem şehrin en önemli tasavvuf merkezlerinden biri olan Örfizâde Tekkesi bugün artık ayakta değil. Ancak tekkenin bağlı olduğu vakfın mirası, Diyarbakır'ın en çok konuşulan tarihî değerleri arasında yer almaya devam ediyor.
Rivayetlere göre, altında Örfizâde Şeyh Ömer Efendi'nin medfun bulunduğu çeşme, geçmişin manevi izlerini taşırken, vakfa ait olduğu belirtilen geniş arazi varlığı ise ''bir tekkeden dev bir vakfa uzanan'' dikkati çekici dönüşümün sembolü olarak gösteriliyor.
ŞEHRİN MANEVİ HAYATI
Tarihî kaynaklara göre, Örfizâde Tekkesi'nin ilk adı ''Yunus Baba Tekkesi''ydi. Bunun nedeni, tekkede şeyhlik görevini yürüten Örfizâde Şeyh Yunus Efendi'nin bölge halkı tarafından büyük saygı görmesiydi.
Daha sonraki yıllarda oğlu Örfizâde Şeyh Ömer Efendi'nin postnişin olmasıyla birlikte tekke aile adıyla anılmaya başladı ve zamanla ''Örfizâde Tekkesi'' olarak hafızalara kazındı.
Osmanlı döneminde yalnızca bir ibadet ve zikir merkezi olmayan tekke, aynı zamanda sosyal yardımlaşmanın da önemli adreslerinden biri olarak faaliyet gösterdi.
ŞEYH ÖMER EFENDİ VE ÖRFİZÂDE MİRASI
Örfizâde ailesinin Diyarbakır'daki etkisi yalnızca tekke ile sınırlı kalmadı. Şeyh Ömer Efendi'nin ardından aile fertlerinin de tekkenin yönetiminde yer alması, Örfizâde adını şehir tarihinde kalıcı hale getirdi.
Yüzyıllar boyunca devam eden vakıf geleneği sayesinde aileye ait hayır faaliyetleri ve sosyal hizmetler sürdürüldü.
Bu süreçte vakıf bünyesinde çok sayıda taşınmazın bulunduğu ve bunlardan elde edilen gelirlerin vakıf amaçları doğrultusunda kullanıldığı belirtiliyor.
MİLYARLIK VAKIF MİRASI İDDİALARI
Cumhuriyet döneminde faaliyetlerini Örfioğlu Vakfı adıyla sürdüren vakıf, Diyarbakır'ın en büyük aile vakıflarından biri olarak gösteriliyor.
Özellikle Kayapınar'ın gelişmesiyle birlikte vakfa ait olduğu belirtilen geniş arazi varlıkları zaman zaman gündeme geliyor.
Yerel kaynaklarda ve çeşitli çalışmalarda vakfın binlerce dönüm araziye sahip olduğu yönünde bilgiler yer alırken, bazı projelerde milyonlarca metrekarelik alanlardan söz ediliyor.
Vakfın güncel mal varlığına ilişkin kamuoyuna açıklanmış resmî bir envanter bulunmasa da, Diyarbakır'ın son yıllarda en fazla değer kazanan bölgelerinde yer alan taşınmazlar nedeniyle vakıf arazilerinin ekonomik değerinin oldukça yüksek olduğu değerlendiriliyor.
DİYARBAKIR'IN GEÇMİŞİNDEN GELECEĞİNE UZANAN HİKÂYE
Örfizâde Tekkesi'nin hikâyesi, Diyarbakır'ın tarihî dönüşümünü anlatan en dikkat çekici örneklerden biri olarak öne çıkıyor.
Bir zamanlar zikir seslerinin yükseldiği tekke bugün ayakta olmasa da, önündeki çeşme geçmişe açılan bir kapı olmayı sürdürüyor.
Bir tarafta halkın ziyaret etmeye devam ettiği tarihî bir çeşme, diğer tarafta şehrin büyümesiyle değeri katlanan vakıf arazileri.
Örfizâde Tekkesi'nden Örfioğlu Vakfı'na uzanan bu yolculuk, Diyarbakır'ın yalnızca taş ve surlardan ibaret olmayan, derin bir vakıf ve tasavvuf geçmişine sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.