Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde, Urfa yolu üzerinde bulunan ve uzun yıllardır halk arasında “Kantar” olarak bilinen bölgenin ismi, sandığınızdan çok daha anlamlı bir geçmişe dayanıyor.

Bugün hâlâ “Kantar kavşağı” ya da “Kantar durağı” gibi ifadelerle anılan bu alanın ismi, geçmişte burada bulunan bir tartı sisteminden geliyor.

BÖLGENİN MERKEZİNDEKİ ESKİ TARTI NOKTASI

1990’lı yıllara kadar Diyarbakır’ın çeşitli noktalarında yük ve hayvan tartımında kullanılan manuel kantarlar, halk arasında “jete” ismiyle biliniyordu.

Özellikle ticaret bölgelerinde sıkça kullanılan bu sistem, esnafın günlük işleyişinde önemli yer tutuyordu.

O dönemlerde, bugünkü “Kantar” olarak bilinen bölge de büyük bir tartım merkeziydi. Buradaki yoğun tartım faaliyeti, zamanla bölgenin adının bu işle anılmasına neden oldu.

“JETE”DEN “KANTAR”A: BİR İSMİN DÖNÜŞÜMÜ

Diyarbakır’da bir semtin ismi böyle kaldı

Mahalle sakinleri, geçmişte bu alanda kurulu olan tartı düzeneklerini hatırlayarak, “Eskiden burada jete vardı, her gelen yükünü burada tarttırırdı. Bu yüzden buraya kantarın olduğu yer denmeye başlandı” şeklinde anlatıyor.

Yıllar içinde, jete sistemleri kaldırılmış olsa da halk arasında bölgeyi tarif etmek için kullanılan “kantar” ifadesi kalıcı hale geldi.

SÖZLÜ KÜLTÜRÜN BİR YANSIMASI

Kent tarihçilerine göre, Diyarbakır’da birçok semt ismi halkın günlük konuşmalarından ve alışkanlıklarından doğuyor.

“Kantar” ismi de bu örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Her ne kadar resmi belgelerde ismin kaynağına dair net bir bilgi bulunmasa da sözlü tarih çalışmaları, bölge adının halk belleğinde bu şekilde yer ettiğini ortaya koyuyor.

BUGÜN HÂLÂ “KANTAR” DENİYOR

Modern yapılaşma ve ticaretin merkezlerinden biri hâline gelen bölgede artık jete ya da manuel tartı sistemleri bulunmuyor.

Ancak “Kantar” ismi, kentin kolektif hafızasında yaşamaya devam ediyor. Bugün bile vatandaşlar, adres tariflerinde “kantar kavşağı” ya da “kantar durağı” ifadelerini kullanarak bu ismi yaşatıyor.

Diyarbakır’ın kültürel dokusunu yansıtan bu isim hikayesi, şehrin geçmişine ışık tutarken, sözlü geleneğin gücünü de gözler önüne seriyor.

Muhabir: NAZMİ KAHRAMAN