1937 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün Diyarbakır ziyareti sırasında tanık olduğu bir gelenek, "Çayda Çıra" oyununa dair dikkat çekici bir anlatımı günümüze taşıyor.
Hüseyin Abdioğlu’nun aktardığına göre, bu anı, Atatürk’ün bizzat gözlemlediği özel bir gösteriyle kayda geçti.
ATATÜRK GAZİ KÖŞKÜ’NDEN İZLEDİ
Abdioğlu'nun anlatımına göre, Atatürk Diyarbakır’a geldiğinde Gazi Köşkü’nün balkonundaydı. O sırada selam durarak gelen Hüseyin Abdioğlu, Gazi'nin "Şeref!" diye seslendiğini işitti. Atatürk, yakındaki bahçıvan Şahin’e haber gönderdi. Kısa süre sonra Şahin, 10 karpuzu ortadan ikiye bölüp içlerine kül ve gaz yerleştirdi. Karpuzlar yakılarak suya bırakıldı.
ATEŞLİ KARPUZLAR ACEM GÖLÜ’NE DOĞRU YÜZDÜ
Yanan karpuz parçaları, suda alevli şekilde ilerleyerek bugünkü Acem Gölü’ne kadar ulaştı.
Gazi Paşa bu manzarayı izledikten sonra şu ifadeyi kullandı:
“İşte Çayda Çıra budur. Diyarbakır’ın en güzel eğlencesidir.”
ATATÜRK’TEN “ÇAYDA ÇIRA” VURGUSU
Anlatıya göre Atatürk, bu gösteriyi Elazığlılarla yaptığı bir sohbette de dile getirdi ve şu sözleri kullandı:
“Elazığ’da çay yok ki çıra olsun.”
Bu ifadenin, yöresel sahiplenme tartışmalarına Atatürk’ün bakışını yansıtması açısından dikkati çektiği kaydediliyor.