NAZMİ KAHRAMAN
Bilim insanı El Cezeri'nin Diyarbakır'da yaklaşık 800 yıl önce 25 yıl başmühendislik yaptığı Artuklu Sarayında kaleme aldığı Kitab-ül Hiyel'deki makine çizimlerinin çalışır makinelere dönüştürüldüğü “Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri Sergisi”ni Kültür Yolu Festivali kapsamında İç Kale Artuklu Sarayı avlusunda sergilenecek.

İstanbul Cezeri Müzesi tarafından üretilen, Kültür ve Turizm Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen sergide Cezeri’nin makinelerinden oluşan bir koleksiyon yer alıyor.
Sergi, Durmuş Çalışkan'ın 15 yılı aşkın çalışmalarının meyvesi olarak dünyada bir ilkin gerçekleştirildiği Cezeri'nin makinelerinin eş ölçekte, aynı malzeme ve teknik ile üretilmesi ile ortaya Cezeri'nin yol göstericiliğinden yola çıkarak yapılmış olağanüstü makinelerden oluşuyor.
Yarın saat 09.00'da açılacak sergide, El Cezeri'nin Filli Su Saati, Yılan Mekanizması, Kayıkçılı Su Saati Çalgıcı Figürü, Çocuklu Otomatik Lavabo, Tavus Kuşlu Otomatik Lavabo, İçecek Sunan Çocuk Otomatı, Kan Ölçme Otomatı, Dört Sürgülü Kapı Kilidi, Geometrik Çizim Aleti ve Küresi ile Çok Amaçlı Kefe Uygulamasının arasında bulunduğu çok ürün yer alacak.

EL CEZERİ KİMDİR
Tam adı Bedi‘uz-zemân Ebû el-‘İzz b. İsmaî‘l b. el-Rezzâz el-Cezerî olan, Diyarbakır'da (Amid) Artuklular döneminde 1200 yılı dolaylarında yaşamış bir mühendistir. Artuklu Sarayında kesintisiz 25 yıl (1181-1206) saray mühendisi görevini sürdürmüş olan Cezeri, Helenistik dönemde Pnömatik ve İslam Medeniyetinin gelişmiş döneminde Hiyel olarak bilinen bir geleneğin güçlü bir temsilcisidir. Günümüzde Cezeri, tüm ortaçağın en önemli mühendisi olarak kabul edilmektedir. Makinelerinin önemli bir kısmını kısaca Kitab-ül Hiyel olarak bilinen ama asıl adı Kitâb el-câmi‘ beyn el-‘ilm ve el-‘amel en-nâfi’ fi sınâa’ti’l-hiyel isimli eserinde Artuklu hükümdarı Nasireddin Mahmud’un (1200-1222) isteği üzerine toplamıştır.
Kitabın tam ismi “Mekanik Biliminde Bilgi Ve Uygulamanın Bağdaştırılması” olarak çevirilebilir. Kitabını 1206 yılında yazdığı bilinse de, Cezeri’nin ölüm ve doğum tarihleri hakkında elimizde kesin bir bilgi yoktur. Diyarbakır yöresinde yaşamış olan Cezeri, Fırat ve Dicle arasında bulunan bölgeye el-Cezire (ada) dendiği için El Cezeri lakabını kullanmıştır.

CEZERİ'Yİ ÖNCE AVRUPALILAR ARAŞTIRDI
Cezeri’yi önce Avrupalılar tanımış ve üzerinde çalışmışlardır. Eseri ilk tanıtan Prof. Eilhard Wiedemann (1852-1928), geçen yüzyılın başında yardımcısı mühendis F. Hauser ile birlikte, İslam bilim tarihinin birçok konusunda olduğu gibi bu kitaptaki araç ve makineler hakkında da çok sayıda makale yazmıştır. Wiedemann, araçları bazı teknik resimler çizerek de anlatmıştır. Peşinden Carra de Vaux, “Les Peunseur de L’İslam” isimli kitabında bu eserden övgüyle bahsetmiştir (1921). Bunları başka Batılı bilginler de takip etmiştir. Böylece Cezeri’nin sibernetik biliminin kurucusu ve robot yapan ilk bilgin olduğu, eserinin Rönesans öncesi ortaçağdan günümüze intikal edebilen en önemli mühendislik kitabı, teknoloji ve otomasyon tarihinde bir dönüm noktası olduğu hem Batılılar hem de İslam dünyasınca anlaşılmıştır.
Ülkemizde bu eserden ilk defa ünlü tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı (1896-1984), “Tarih Hazinesi” dergisinde (1951), daha sonra da Diyarbakır’da çıkan “Kara Amid” dergisinde (1972) bahsetmiştir. Konyalı; makalelerinde Wiedemann’ın bu makinelerden birkaç tanesini yaptığını ve bunların Almanya’da Erlangen Üniversitesi’nde bulunduğunu da yazmıştır. “Mühendis ve Makina” dergisinde Ş. Er (1967) ve Hıfzı Gündem’in (1968) yazıları da Konyalı’ya atfen aynı bilgileri veriyor. Daha sonra Dr. Toygar Akman’ın TÜBİTAK’ın “Bilim ve Teknik” dergisinde yayınlanan makaleleri zamanın genç okuyucuları üzerinde önemli tesir bırakmıştır (1973, 1974, 1976).
Donald R. Hill, Cezeri hakkında günümüze kadar en önemli çalışma olan, eserin Arapça aslından İngilizceye çevirisini, “The Book of Knowledge of Ingenious Mechanical Devices” adlı kitapta kendi açıklamalarıyla birlikte yayınlayana kadar (1974), Cezeri’nin Batı bilim çevrelerinde bilindiği kadar ülkemizde bilinmediği açıktır. Donald R. Hill bu yayınından sonra da 1976’da kitapta anlatılan su saatlerinden birini yapmış ve bu saat Londra Bilim Müzesinde sergilenmiştir. Bu arada Kasım Ecnebi ve Ahmed El Hasan, eseri 4 nüshasıyla karşılaştırmalı olarak yayınlamıştır. (1979). Bunları, bilim tarihçisi Prof. Dr. Kazım Çeçen’in İ.T.Ü.’de yapılan bir kongredeki bildirisi (1981), üniversitesinde bu aletlerden birinin çalışır vaziyette bir modelinin yapılmasını ve bu kongrede sergilenmesini sağlaması ile diğer konferans ve makaleleri takip etmiştir. Bundan sonra da Prof. Dr. Atilla Bir, çoğu Y. Müh. Mahmut Kayral’la birlikte, eser hakkında farklı dergilerde, çoğu da “Otomasyon” dergisinde olmak üzere çok sayıda makale yayınlamış ve kongrelerde tebliğler sunmuştur. Böylece bu isimler Cezeri hakkında en fazla sayıda makale yayınlayan bilim adamlarımız olmuşlardır.




