Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, 1515 yılında Osmanlı topraklarına katılan Diyarbakır, kısa sürede imparatorluğun doğudaki en önemli idari ve askeri merkezlerinden biri haline geldi.

''Diyâr-ı Bekr'' olarak adlandırılan bu bölgenin, hem sınır güvenliğinde kilit rol oynadığı, hem de farklı halkları bir arada barındıran yapısıyla çokkültürlü Osmanlı sisteminin doğudaki modeli olduğu belirtiliyor.

15 SANCAKLA YÖNETİMDE DEV ROL

Osmanlı döneminde Diyarbakır Eyaleti'nin, tam 15 sancaktan oluşan geniş bir idari yapıya sahip olduğu kaydedilerek, bu sancakların, bugünkü Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yer alan birçok ili kapsadığı ve 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar etkinliğini sürdürdüğü kaydediliyor.

Hem askeri sevk ve idarede hem de vergi toplanmasında merkezi işlev gören Diyarbakır'a bağlı sancaklardan öne çıkan beş tanesi şunlar:

Mardin Sancağı: Zengin dini mozaiği ve stratejik konumuyla dikkati çekerdi. Cizre, Midyat ve Nusaybin gibi önemli kazaları barındırırdı.

Ergani Sancağı: Maden kaynaklarıyla öne çıkan bölge, zanaatkârlık ve ticarette büyük rol üstlenmişti.

Siverek Sancağı: 19. yüzyılda oluşturulan bu sancak, tarımsal üretimiyle eyaletin ihtiyaçlarını karşılardı.

Palu Sancağı: Doğudaki en etkin yapılardan biriydi. Bugünkü Elazığ ve Bingöl’e uzanan toprakları kapsıyordu.

Urfa Sancağı: Başlangıçta Halep’e bağlıyken, 1517’de Diyarbakır Eyaleti’ne katıldı. Hem tarihi hem ekonomik açıdan büyük öneme sahipti.

EYALETİN YÖNETİM MODELİ VE HOŞGÖRÜ

Diyarbakır’daki bu büyük idari yapının, Osmanlı'nın "millet sistemi" ile uyumlu şekilde farklı halkların bir arada yaşamasına olanak tanıdığı belirtilerek, ''Müslümanlarla birlikte Ermeniler, Süryaniler, Nasturiler ve Yahudiler bu eyalette yaşamlarını sürdürmüş, kendi dini liderleri aracılığıyla yönetilmişti'' deniliyor.

Eyaletin başında yer alan beylerbeyinin, aynı zamanda doğu sınırlarında Osmanlı ordularının komutanı konumunda olduğu ifade edilerek, seferlerde aktif rol üstlendiği, merkezi idareyle yerel yapılar arasında köprü görevi görürdüğü anlatılıyor.

DİYARBAKIR’IN KÜLTÜREL VE ASKERİ MİRASI

Diyarbakır merkezli bu sancak sisteminin, yüzyıllar boyunca Osmanlı’nın doğudaki en sağlam yapılarından biri olduğu kaydedilerek, bugün hâlâ Diyarbakır surları, hanları ve medreselerinin, bu dönemin izlerini taşıdığı ifade ediliyor.

15 sancaklı bu devasa idari yapılanmanın, yalnızca bir şehir tarihi değil; aynı zamanda Anadolu’daki Osmanlı yönetiminin doğudaki yüzü olarak tarihe geçtiği kaydedilerek, bu mirasın günümüzde Diyarbakır’ı tarih ve kültür bakımından eşsiz kılmaya devam ettiği bildiriliyor.


Kaynak: Veysel Gürhan