Tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, özellikle görkemli surlarıyla dikkat çekiyor.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan bu eşsiz yapılar, geçmişte olduğu kadar bugün de ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. Ancak asıl ilginç olan, yüzyıllar boyunca surlar hakkında yazan seyyahların birbirinden farklı ve çelişkili bilgiler aktarmış olması.

Bazı seyyahlar surları yerinde gözlemlerken, bazıları yalnızca duyumlara ya da kitaplara dayanarak yazılar kaleme aldı.

Bu durum, tarihsel anlatımlarda kafa karışıklığına yol açtı.

KİM GÖRDÜ, KİM SADECE YAZDI?

Tarihi kaynaklara göre, Garden gibi bazı seyyahlar sur kapılarını derinlemesine işlerken, Oppenheim surlara daha genel bir perspektiften yaklaşmıştı. Ancak daha da dikkati çekici olan, bazı anlatımların bölgeye hiç gidilmeden yalnızca kütüphane araştırmalarına dayanarak yazıldığına dair güçlü kanıtların bulunması.

Uzmanlar, dil engelleri, dini önyargılar ve coğrafi kısıtlamaların seyahatnamelerin içeriğini doğrudan etkilediğini belirtiyor.

Bu yüzden farklı kaynaklarda, aynı yapıya dair farklı sayılar, benzer ifadeler ve hatta birebir kopyalanmış anlatımlar görülebildiği belirtiliyor.

BURÇ SAYISINDA TARİHİ KARIŞIKLIK

Diyarbakır surlarının burç sayısı, en çok tartışılan konuların başında geliyor.

Tavernier, Hz. İsa’nın 72 müridine atıfla surlarda 72 burç olduğunu yazdı.

Buckingham, bu bilgiyi alıntılayarak burç sayısını 62 olarak verdi.

Warkworth, Buckingham’ı kaynak göstererek yine 62 sayısını tekrar etti.

Ancak günümüzde yapılan bilimsel araştırmalar bu sayıların oldukça gerisinde kalıyor.

Araştırmacılara göre, Diyarbakır surlarında 82’si dış, 19’u iç surlarda olmak üzere toplam 101 burç bulunuyor.

Uzmanlar, “Bu farklar, bazı seyyahların gözlem yapmadan tahmini sayılar kullandığını ya da hatalı kaynaklara dayandığını açıkça ortaya koyuyor” diyor.

EN GÜVENİLİR KAYNAKLAR: EVLİYA ÇELEBİ VE TAVERNIER

Seyyah anlatımları arasında öne çıkan iki önemli isim bulunuyor: Evliya Çelebi ve Jean-Baptiste Tavernier.

Her iki yazarın da surların ikinci dış katmanına dikkati çekerek, yapının bu yönüne dair gözlemlerini paylaştığı ifade ediliyor.

Bu detaylar günümüzdeki bilimsel verilerle örtüşüyor ve özellikle Evliya Çelebi’nin gözleme dayalı anlatımı, kaynaklar arasında en güvenilir olanlardan biri olarak kabul ediliyor.

DİYARBAKIR SURLARI: GÖRÜLEN DEĞİL, YAZILAN TARİHİN AYNASI

Bugün hâlâ ayakta olan Diyarbakır Surları, yalnızca askeri ya da mimari bir yapı değil; aynı zamanda tarih boyunca farklı zihinler, kalemler ve bakış açıları tarafından şekillendirilmiş bir kolektif anlatı.

Seyyahların bıraktığı izler, sadece birer not değil; bir yapının yüzyıllar boyunca nasıl algılandığını ve anlatıldığını gösteren önemli veriler. Ancak bu anlatıların hepsinin gerçekliğe dayanmadığını unutmamak gerekiyor.

Diyarbakır surlarına bakan herkes aynı şeyi görmedi. Ama bugün biliyoruz ki: gerçek sayılar, tarih kitaplarını şaşırtacak kadar net.

Kaynak: Esra Tuğalan / Özge Lale / Neslihan Dalkılıç