DİYARBAKIR

Diyarbakır'a atandılar, koltuklarına oturamadılar

Diyarbakır'a atanan ilk müşir şikayet, diğeri de hayatını kaybetmesi nedeniyle koltuklarına oturamadı.

Abone Ol


Osmanlı İmparatorluğu’nun en çalkantılı dönemlerinden biri olan 1839-1840 yıllarında, Diyarbakır askeri ve idari yönetimi (Müşirlik) kelimenin tam anlamıyla bir ''büyülü talihsizliğe'' sahne oldu.

Arşiv belgelerine yansıyan tarihi gerçekler; bir tarafta görev yerine adım bile atmadan şikayetle görevden alınan bir paşayı, diğer tarafta ise yollarda can veren halefini ortaya çıkardı.

Taşradaki otorite boşluğunu gözler önüne seren bu sıra dışı süreç, Diyarbakır tarihinin en ilginç sayfalarından biri olarak kayıtlara geçti.

İlk Paşa Şehre Uğramadı

Hikaye, 1839 yılında Sadullah Paşa’nın Diyarbakır Müşirliği’ne atanmasıyla başladı. Ancak Sadullah Paşa, resmi olarak şehrin en yüksek yetkilisi olmasına rağmen Diyarbakır’a ayak basmadı.

Görevini Diyarbakır yerine Harput Sancağı’ndan (Elazığ) yürütmeyi tercih eden Paşa’nın bu ''uzaktan yönetimi'', halkın ve yerel idarecilerin sabrını taşırdı.

Şehir yönetimi Kaymakam İsmail Paşa’ya kalırken, Sadullah Paşa hakkında İstanbul’a şikayet yağdı.

Sonunda payitaht duruma el koydu ve 17 Haziran 1840 tarihinde Sadullah Paşa görevden alındı.

İkinci Paşa Yolda Can Verdi

Sadullah Paşa’nın görevden alınmasının ardından boş kalan koltuğa, 3 Temmuz 1840'ta Süleyman Paşa atandı.

Diyarbakır halkı yeni müşirlerini beklerken, bu kez devreye ''kader'' girdi.

İstanbul’dan yola çıkan Süleyman Paşa, görev yerine ulaşamadan Malatya yakınlarındaki Hekimhan mevkiinde aniden rahatsızlandı. Yeni müşir, Diyarbakır toprağına ayak basamadan yolda hayatını kaybetti.

Üçüncü Paşayla Gelen Düzen

Süleyman Paşa’nın vefatından tam bir ay sonra, 2 Ağustos 1840’ta makam bu kez Ahmed Zekeriya Paşa’ya emanet edildi.

Ahmed Zekeriya Paşa, aynı yılın Ekim ayında bölgeye ulaşarak göreve başlayabildi ve Diyarbakır üzerindeki ''kara bulutları'' dağıttı.

Bu süreçte Diyarbakır Kaymakamlığı’na ise Bekir Sami Paşa atanarak şehir idaresinde yeni bir dönem başlatıldı.

Müşirlik Nedir?

Osmanlı Devleti'nde ''Müşir'', askeri bürokrasideki en yüksek rütbe olan Mareşal anlamına gelirdi. 19. yüzyıldaki idari yapılanmada (özellikle Tanzimat döneminde), Diyarbakır gibi stratejik ve büyük eyaletlerin başına hem askeri ordunun komutasını yürüten hem de sivil yönetimi elinde tutan bu üst düzey askeri valiler, yani ''Müşirler'' atanmaktaydı.

Günümüzdeki karşılığı bir anlamda ''Olağanüstü Yetkili Vali'' veya ''Bölge Komutanı'' olarak düşünülebilir.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">