Osmanlı arşivlerinden gün yüzüne çıkan tarihi belgeler, Diyarbakır'ın yüzyıllar boyunca yalnızca bölgesel bir merkez değil, doğu ile batı dünyasını birbirine bağlayan stratejik bir ticaret üssü olduğunu ortaya koydu.
Arşivlerde yer alan fermanlar, kentin ekonomik gücünün zaman zaman İstanbul'daki merkezi yönetimle karşı karşıya gelmesine neden olduğunu gösteriyor.
Bağdat üzerinden gelen ve dönemin en değerli ticaret ürünleri arasında yer alan Hint mallarının geçiş noktası olan Diyarbakır, Osmanlı'nın en önemli gümrük merkezlerinden biri olarak öne çıkıyordu. Ancak belgeler, Diyarbakır Gümrüğü ile İstanbul arasında zaman zaman ciddi yetki anlaşmazlıkları yaşandığını da gözler önüne seriyor.
İstanbul ile Diyarbakır arasında gümrük gerilimi
Bağdat-İstanbul ticaret hattının en kritik duraklarından biri olan Diyarbakır Gümrüğü, bazı dönemlerde bölgeden geçen tüccarlardan vergi tahsil etmeye çalıştı.
Osmanlı hukuk sistemine göre ise bu mallara ilişkin gümrük işlemlerinin merkezi yönetimin denetiminde yürütülmesi gerekiyordu.
Arşiv belgelerinde yer alan fermanlarda, Diyarbakır yöneticilerine gönderilen uyarılar dikkat çekiyor. Merkezi yönetim, gümrük yetkilerinin aşılmaması ve vergi toplama işlemlerine müdahale edilmemesi konusunda valileri sert ifadelerle uyardı.
Böylece Diyarbakır ile İstanbul arasında ekonomik yetkiler konusunda önemli bir çekişme yaşandı.
Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan ticaret köprüsü
Diyarbakır, Osmanlı döneminde yalnızca bölgesel ticaretin değil, uluslararası ticaret ağlarının da merkezinde bulunuyordu.
Hindistan'dan gelen değerli mallar Bağdat üzerinden Diyarbakır'a ulaşıyor, buradan da Anadolu ve Avrupa pazarlarına sevk ediliyordu.
Kentin önemini artıran başlıca ticaret yolları arasında İstanbul-Sivas-Diyarbakır-Bağdat hattı bulunuyordu. Bunun yanında Samsun ve İskenderun limanlarına bağlanan yollar sayesinde ürünler deniz ticaretine aktarılıyordu.
İran ve Dağıstan'dan gelen ipek, halı ve diğer değerli ticari ürünler de Diyarbakır üzerinden Halep, Şam ve İstanbul gibi dönemin büyük merkezlerine ulaştırılıyordu. Bu durum şehri, Asya ile Akdeniz dünyası arasında vazgeçilmez bir ticaret köprüsüne dönüştürüyordu.
Bağdat’ın gıda deposu oldu
Arşiv kayıtları, Diyarbakır'ın yalnızca ticaret merkezi olmadığını, aynı zamanda bölgenin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olduğunu da belirtiyor.
2 Temmuz 1802 tarihli bir fermana göre Bağdat'ta yaşanan büyük kıtlık sırasında Osmanlı merkezi yönetimi acil olarak Diyarbakır valisi ve kadısına talimat gönderdi.
Fermanda, Bağdat halkının açlıkla karşı karşıya kalmaması için Diyarbakır ambarlarında bulunan arpa ve buğdayın süratle bölgeye sevk edilmesi istendi.
Bu durum, Diyarbakır'ın yalnızca ticaret yollarının kavşağında yer alan bir şehir değil, aynı zamanda bölgenin gıda güvenliğinde hayati rol oynayan önemli bir üretim merkezi olduğunu da belgeliyor.