Binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu’nun en kadim şehirlerinden biri olan Diyarbakır, yalnızca tarihiyle değil, aynı zamanda anlatılan efsaneleriyle de büyüleyici bir atmosfer sunuyor.
Bu efsanelerden biri ise Diyarbakır Kalesi’ne dair…
Rivayetlere göre, bu kale, yalnızca taş ve harçla değil, aynı zamanda yumurta akıyla inşa edilmiş! Dahası, kalenin yıkılması durumunda kıyametin kopacağına inanılıyor.
HZ. YUNUS VE KIZ HÜKÜMDAR EFSANESİ
Efsaneler, halkın geçmişe dair hem öğüt verici hem de hayal gücünü zorlayan anlatılarla bezeli ortak hafızasıdır.
Diyarbakır da bu anlamda oldukça zengin bir kültürel mirasa sahip. Anlatıya göre, Hazreti Yunus peygamber, Musul’dan ayrılıp Diyarbakır’a gelmiş ve burada halkı dine davet etmiş. Halk inandığında onlara hayır dua etmiş ve Fis Kayası'nın altında bulunan bir mağarada yedi yıl kalmış.
Bu mağaranın isminin zamanla "Nefs Kayası"ndan "Fis Kayası"na dönüştüğü söyleniyor.
Anlatılarda şöyle deniliyor:
''Aynı dönemde Diyarbakır’da güzel bir kız hükümdar olarak yaşarmış. Hz. Yunus’un tavsiyesiyle, bu hükümdar Diyarbakır Kalesi’ni siyah bazalt taşlarla inşa ettirmiş.
Tarihçiler bu yüzden şehre 'Diyar-ı Bikr' yani 'Kızlar Diyarı' demiş, Rum tarihçiler ise siyah taşlardan ötürü 'Kara Amid' adını kullanmış.''
YUMURTA AKI VE SÜTLE YAPILAN KALELER
Efsaneler arasında en dikkat çekici olanlardan biri ise Diyarbakır ve Harput Kaleleri'nin aynı zamanda inşa edildiği ve iki usta kardeş tarafından yapıldığına dair olanıdır.
Efsanelere göre, Diyarbakır Kalesi’nin yapımında harca yumurta akı katılmışken, Harput Kalesi’nde ise süt kullanılmış. Bu nedenle Harput Kalesi halk arasında “Süt Kale” olarak da biliniyor.
Bu iki kaleyi yapan kardeş ustaların ise ölümsüzlük suyunu içtikleri ve hâlâ hayatta olduklarına inanılıyor.
Söylentiye göre, zaman zaman kaleleri kontrol etmek için gizlice ortaya çıkıyorlar.
KALENİN YIKILMASI KIYAMETİN HABERCİSİ Mİ?
Belki de en çarpıcı inanç ise bu kalelerin yıkılmasının, kıyametin bir işareti olarak kabul edilmesi.
Halk arasında yaygın olan bu inanışa göre, Diyarbakır ve Harput Kaleleri aynı anda yıkılırsa, bu olay kıyametin başlangıcı olacak.
Bu nedenle her iki kaleye de manevi bir anlam yüklenmiş durumda.
Bugün bile ziyaretçilerin ilgisini çeken bu kaleler, sadece mimari yapılarıyla değil, taşıdıkları hikâyelerle de zamanın ötesinde bir anlam taşıyor.
Binlerce yıllık sessizlik içinde dimdik ayakta duran bu taşlar, geçmişin sırlarını fısıldamaya devam ediyor.