Osmanlı arşivlerinden elde edilen verilere göre, Diyarbakır, 17. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti’nin en yüksek cizye vergisi tahsil ettiği merkezlerden biri olarak öne çıktı.
Diyarbakır’ın 17. yüzyılın sonlarında vergi yükü bakımından imparatorluğun önde gelen şehirlerinden biri olduğunu ortaya koyduğu ifade ediliyor.
1690’lara ait kayıtlarda, özellikle gayrimüslim nüfusun ödediği cizye vergisiyle Diyarbakır dikkati çekiyor.
DİYARBAKIR CİZYE VERGİSİNDE ZİRVEDE YER ALIYORDU
Cizye, Osmanlı’da gayrimüslim erkeklerden alınan yıllık bir vergiydi. Kişilerin gelir durumlarına göre sınıflandırılarak alınan bu vergi, ekonomik canlılık hakkında önemli ipuçları sunuyor.
1691-1692 ve 1694-1695 yıllarına ait cizye defterleri, Diyarbakır’ın en yüksek vergi toplanan merkezlerden biri olduğunu gösteriyor.
2.764 VERGİ MÜKELLEFİ KAYITLARA GEÇTİ
1691-1692 yıllarına ait Osmanlı kayıtlarında, Diyarbekir merkezde toplam 2.764 gayrimüslimin cizye mükellefi olduğu belirtiliyor.
Gelir düzeyine göre bu kişiler üç sınıfa ayrıldı:
819 kişi yüksek gelirli (âlâ)
4.779 kişi orta gelirli (evsât)
Düşük gelirli (ednâ) grubun toplam vergisi 3.620,25 kuruş olarak kaydedildi.
1694-1695 KAYITLARINDA EK VERGİ DETAYI
1694-1695 yılına ait başka bir kayıtta ise:
1.656 kuruş âlâ
4.702,5 kuruş evsât
1.496 kuruş ednâ sınıfından cizye vergisi toplandı.
Bu dönemde 174 kişinin gelir sınıfı kayıtlarda belirtilmedi. Ancak bu grubun 391,5 kuruşluk ek cizye sağladığı tahmin ediliyor.
EN YOĞUN GAYRİMÜSLİM NÜFUS AMİD KAZASI'NDA
Diyarbekir Eyaleti'ne bağlı Amid Kazasının, kayıtlı en yüksek gayrimüslim nüfusa sahip bölge olarak öne çıktığı belirtiliyor. Bu verilerin yalnızca şehir merkezini kapsadığı kaydediliyor.
EKONOMİK CANLILIK MI, DEMOGRAFİK YOĞUNLUK MU?
Cizye gelirlerinin yalnızca birer vergi kalemi değil, aynı zamanda Osmanlı şehirlerinin ekonomik ve toplumsal profilini yansıtan belgeler olduğu kaydediliyor.
Diyarbakır’ın yüksek vergi rakamlarının, hem kalabalık gayrimüslim nüfusunu hem de ekonomik potansiyelini gösterdiği kaydediliyor.




