Diyarbakır’ın güneydoğusunda, Dicle Nehri’nin sol yakasında yer alan Kırklar Dağı, yüzyıllardır hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar için kutsal bir mekân olarak kabul edilmektedir.
Sahip olduğu manevi değer nedeniyle günümüzde sit alanı ilan edilmiştir.
KIRKLAR DAĞI’NIN MÜSLÜMANLAR İÇİN ÖNEMİ

İslam inancında Kırklar Dağı, “Kırklar Meclisi” inanışıyla özdeşleştirilmiştir.
Rivayetlere göre, Allah’a yakın kırk veli bu dağda toplanmış, bu nedenle bölge manevi bir güç merkezi olarak görülmüştür. Halk arasında dua, adak ve dilek için ziyaret edilen mekânların başında gelir.
HRİSTİYANLAR İÇİN KUTSALLIĞI
Kırklar Dağı, Hristiyan inancında da özel bir yere sahiptir.
Kırklar Dağı'nda Amid Metropoliti Mar Yuhanna Suar tarafından 484 yılında yaptırılan kilisede, 1746 yılında 20’den fazla ruhaninin görev yaptığı belirtiliyor. 40 azizin altında mezarının olduğu efsaneleri anlatılırken, kilise günümüze kadar ulaşamadı.
Bölge, kutsal kişilere atfedilen hikâyelerle anılmış ve inananlar tarafından ziyaret edilmiştir. Böylece farklı din mensuplarının ortak kutsal mekânı hâline gelmiştir.
TARİHİ VE ARŞİV KAYITLARINDA KIRKLAR DAĞI
Osmanlı arşiv belgeleri ve seyyahların notlarında Kırklar Dağı’nın Müslüman ve Hristiyan halk tarafından kutsal kabul edildiği bilgisi yer almaktadır. Ziyaretlerin yoğunluğu ve dağın manevi atmosferi bu kaynaklara yansımıştır.
SİT ALANI OLARAK KORUNMASI
Doğal yapısı ve dini önemi nedeniyle Kırklar Dağı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından sit alanı ilan edilmiştir. Böylece hem kültürel hem de doğal dokusu korunma altına alınmıştır.
Kırklar Dağı'nın adı Diyarbakır'ın bilinen Suzan Suzi türküsünde de yer alıyor.




