Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle bugün Dağ Kapı Meydanında basın açıklaması yaptı.
DKKDP adına yapılan açıklamayı Platform Eşsözcüsü Yıldız Ok Orak okudu.
Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu açıklaması şöyle:
“21. Yüzyılın ilk çeyreğini geride bıraktığımız bu yılın 1 Eylül Dünya Dünya Barış günü’nü eşitliği, adaleti esas alan onurlu bir barışa dair umudumuzu ve demokrasi mücadelesine olan inancımızı büyüten bir atmosferde karşılamaktayız.
Savaş politikalarının neden olduğu yıkım, yoksulluk, göç ve travmaların dünyada ve yaşadığımız coğrafyada yıkıcı etkisini, yaşamsal tüm güzellikleri ve değerleri nasıl yok edebildiğini kuşaklar boyu tanığı olan bizler; 1 Eylül Dünya Barışı Günü’nü, halkların eşitliğini ve toplumsal barışı hayata geçiren bir barışın sağlanmasını savunmakla anlamına kavuşacağına inanmaktayız.
Savaş, çatışma ve şiddetin yarattığı yıkımı ve acıyı fazlasıyla yaşamış bir toplum olarak, barışın önemini çok iyi bilmekteyiz. On yıllardır süre gelen şiddetin, silahın, operasyonların ve güvenlikçi yaklaşımların Kürt Meselesi’ni çözmekten ziyade derinleştirdiği, güvenlikçi politikalarda ısrarın da toplumsal barışa ve birlikte yaşam iradesine zarar verdiği fazlasıyla deneyimlenmiştir.
22 Ekim 2024 tarihinde Sayın Devlet Bahçelinin Meclis konuşması ile başlayan, 27 Şubat 2025 tarihinde Sayın Abdullah Öcalan’ın barış ve demokratik toplum çağırısı ile yeni bir aşamaya gelinen süreç, 11 Temmuz da PKK’nin Silahlarını yakılması ile de ciddiyetini ve barış iradesini en somut şekilde ortaya koymuştur.
Geçmiş çözüm süreçlerinin başarısızlığı; şiddeti yeniden tırmandırmış, güvenlikçi politikaları derinleştirmiş, binlerce insanın yaşamına mal olmuş, demokratik hakları daraltmış ve toplumsal güveni sarsmıştır. Bugün atılacak adımların şeffaf, kapsayıcı ve kararlı olması hayati bir zorunluluktur. Aksi halde, süreci sabote eden ve provokatif eylemler içinde olanlar, tarih ve toplum önünde ağır bir sorumlulukla yüzleşecektir.
Özellikle Mevcut medya düzeni, barış sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından handikap haline gelmiştir. Barışı savunmak yerine gerilimden beslenen yayın politikaları, kamuoyunun kutuplaşmasını daha da derinleştirmektedir. Oysa medya; sürecin daha geniş toplumsal düzeyde erişmesi için çözüm odaklı, çoğulcu ve sağduyulu bir dil geliştirmelidir . Bu noktada, medyanın daha cesur ve dengeli bir yayıncılık sorumluluğu üstlenmesi hayati önem taşımaktadır.
Ayrıca Mecliste kurulan milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komsiyonunda barış annelerinin Kürtçe konuşmasına uygulanan ambargo meselenin çözümü noktasında kaygı verici durumdadır .
Popülist, kutuplaştırıcı, düşmanlaştırıcı bir dilin barış sürecine vereceği zarar tahmin edilenden büyük olur. Toplumun ihtiyaç duyduğu şey; adalet, eşitlik, güven ve ortak bir gelecek tahayyülü etrafında inşa edilmiş yeni bir siyasi dildir.
Barış ve Demokrasiyi eşitlik ve özgürlük temelleri üzerine kuran toplumlarda başta halklar olmak üzere herkes kazanmakta ve evrensel insani değerlerin hakim olduğu insanca bir yaşama sahip olabilmektedir. Bu nedenle özgürlüklerin, adaletin ve eşitliğin toplumsal alanda da hayat bulacağı hukuksal ve siyasal değişimler için herkesi onurlu bir barış İçin daha fazla mücadele etmeye çağırıyor ve devletin tüm kesimleri barış sürecine dahil etmesi gerektiği konusunda ısrarcı olduğumuzu bu anlamlı ve insanlık için Ocak ayında Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu olarak TBMM Çatısında grubu bulunan siyasi parti ziyaretlerimizde ilettiğimiz talepleri yineliyoruz.
1) Kürt Meselesinin diyalog yolu ile çözümü konusunda gelişecek sürecin destekçisi ve takipçisi olacağımızı,
2) Yürütülecek sürecin siyasi kaygılardan uzak, evrensel insan haklarını esas alan bir perspektif ile sürdürülmesi için tüm kesimlerin sorumlu davranması gerektiğini belirtmek,
3) Gelişecek süreç içerisinde olası tıkanıkların soğukkanlılık ile karşılanarak meselenin barışçıl bir şekilde çözümü konusunda ısrarcı ve cesur olunması gerektiği,
5) Yurttaşların seçme seçilme hakkının ihlalini oluşturan Kayyım atama yetkisini içeren yasa metninin iptal edilmesi,
6) Anadilin eğitim ve kamusal alanda kullanımı önündeki engellerin ortadan kaldırılması için yasal düzenlemelerin yapılması,
7) Sivil ve Demokratik anayasa yapım sürecinin bir an önce başlatılması
8) Suriye’de Kürtlerin haklarını kabul eden yaklaşım ve söylemler geliştirişmeli,
9) Anayasa mahkemesi ve AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının yerel mahkemelerce uygulanması önündeki engeller kalkmalı.
1 Eylül Dünya Barış Gününün tarihsel önemini daha fazla anlamlı kılmanın yolu, günümüz ve halkımız için ekmek su kadar ihtiyaç duyduğumuz onurlu bir barışın bu topraklarda hayat bulması İçin verilen mücadelenin sahiplenilmesidir.”