Van ve Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezleri, Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümü soruşturmasında Adli Tıp Kurumu’nun ciddi ihmallerde bulunduğunu açıkladı.
Baroların ortak açıklamasında, Adli Tıp Kurumu’nun tarafsız ve bilimsel esaslarla çalışması gerekirken, kritik bilgileri dosyaya sunmamasıyla hem gerçeğin ortaya çıkmasını hem de etkili soruşturmayı engellediği vurgulandı.
Barolar, özellikle Rojin Kabaiş’in bedeninden alınan DNA örneklerinin hangi bölgelerden alındığına dair bilginin, defalarca yapılan resmi yazışmalara rağmen dosyaya gönderilmediğini belirtti. Bu eksikliğin soruşturmanın seyrini doğrudan etkilediği ve adaletin gerçekleşmesini engellediği ifade edildi.
Açıklamada, ilgili yetkililer hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi (görevi kötüye kullanma) ve 281. maddesi (delilleri gizleme) kapsamında suç duyurusunda bulunulduğu kaydedildi.
Barolar, “Kadınların yaşam hakkını, adalete erişim hakkını ve gerçeğin ortaya çıkarılmasını engelleyen her tür ihmal ve kasıtla mücadele edeceğiz. İhmali veya kusuru bulunan tüm görevlilerin yargı önünde hesap vermesi için sürecin takipçisi olacağız. Adaletin sağlanması yalnızca Rojin için değil, tüm kadınlar için yaşamsal bir zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
"DELİLLER GİZLENİYOR"
Eski Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren ise daha sert ifadelerle Adli Tıp Kurumu’nu eleştirdi. Eren, şu iddialarda bulundu:
“Adli Tıp Kurumu, Rojin’in bedeni üzerinden elde edilen ve bulaş ihtimali bertaraf edilen 2 farklı erkek cinsiyetine ait DNA örneklerinin, Rojin’in bedeninin neresinden elde edildiğine dair bilgiyi 9 aydır tüm ısrarlarımıza, soruşturma savcısının tekit yazılarına rağmen dosyaya bildirmiyor. Görevinizi kötüye kullanıyor ve delil gizliyorsunuz. Söz konusu DNA örneklerinin nereden elde edildiğini biliyoruz. Sizler de raporunuza yazmak ve dosyaya sunmak zorundasınız. Soruşturmayı sürüncemede bırakamazsınız.”




