Yönetmenliğini Sedat Kıran'ın yaptığı filmde, her biri kendi coğrafyasının kültürel dokusunda yetişmiş, müzikle hayat bulmuş, karanlık dünyalarını sesle aydınlatmış dört dengbejin, müzikle tanışma dönemlerinden başlayarak, yaşama tutunmaları, bakışları, karşılaştıkları sıkıntılar ile dünyayı algılama biçimleri anlatılıyor.
"Karanlık Rüyalar", görme engelli sanatçıların sadece biyografilerini değil, aynı zamanda dünyayı algılama biçimleri, toplumla kurdukları ilişki, psikolojik ve sosyolojik derinliklerini de izleyiciye sunuyor.
Belgesel film, dengbejlerin sahici anlatımları eşliğinde, müzik ile yaşam arasındaki güçlü bağ izleyiciye aktarılırken, her bir karakterin yaşam öyküsü, izleyiciyi kültürel hafıza yolculuğuna çıkarmayı da vadediyor.
Belgesel, 30 Kasım Pazar günü Mordem Sanat Merkezi'nde sinemaseverlerle buluşacak.
Gösterimin ardından yönetmen Kıran ile dengbejler, seyirciyle biraraya gelecek.
KULAĞA ÇALINAN SES, MÜZİĞİN BÜYÜSÜ: DÖNÜŞEN HAYATLAR
Belgeselde rol alan sanatçıların görme yetisini kaybetmeleriyle müziğin büyülü tınılarını izleyerek dönüşen yaşamlarının dengbejliğe uzanan öyküleri ise şöyle: an sanatçıların, küçük y
Diyarbakırlı Elîye Qerejdaxî (Ali Sanal) Karacadağ eteklerindeki bir köyde 1961 yılında dünyaya gelir. Ateşli bir hastalık sonucu henüz iki yaşındayken gözlerini kaybeden Ali’ye ailesi, avunması için bir kaval alır. Böylece kaval, Ali’nin hem arkadaşı hem yoldaşı olur. Karacadağ yaylalarında koyunların peşinde yankılanan kavalın sesi zamanla Ali’nin sesi olur. İyi bir kaval ustası olan Ali, köydeki dengbêjlerden etkilenerek kılamlar da söylemeye başlar ve zamanla kendi dengbêj kimliğini oluşturur.
Derwêş Şêxmûs (Şeyhmus Bakış) Mardin'in Sultan Şeyhmus Köyü'nde dünyaya gelir. Bir yaşındayken geçirdiği hastalık sonucu gözlerini kaybeder. Annesi ve küçük yaşta aynı kaderi paylaşan kız kardeşiyle birlikte zor şartlar altında büyür. Köylerinde bulunan ziyarete sık sık götürülen Şeyhmus, burada dergâha gelen dervişlerin çaldığı erbane (bendir) sesinden etkilenir. Daha sonra kendisi erbane çalmayı öğrenir ve Sultan Şeyhmus ziyaretgâhında usta bir erbane sanatçısı olur.
Mardin Kızıltepeli Fadilê Kufragî (Fadıl Dağlı) ise henüz kırk günlük iken gözlerindeki rahatsızlığı iyileştirmek amacıyla yerel bir kadın hekim tarafından gözlerine kızdırılmış tereyağı damlatılması önerilir. Bunun sonucunda Fadıl’ın gözleri enfeksiyon kapar ve zamanla görme yetisini tamamen kaybeder. Çocukluğunda babasıyla köy odalarında dolaşan Fadıl, burada anlatılan hikâyelerden, kılamlardan ve dengbêjlik geleneğinden derinden etkilenir. Dinlediği kılamları ve ezgileri hafızasına kaydeder. Daha sonra yüzlerce yıllık aşk ve kahramanlık kılamlarını muhteşem sesi ve kendine özgü makamıyla söylemeye başlar.
Abdulkadir Kızılkaya da Hakkârili bir dengbej. Kızılkaya, sekiz yaşında geçirdiği göz hastalığı sonucu görme yetisini kaybeder. Babası tedavi ettirmek için Bağdat’a, Tahran’a kadar götürse de çabaları sonuçsuz kalır.
Abdulkadir, çocukluk yıllarında babasıyla birlikte Hakkâri köy odalarını, divanları dolaşır. Bu ortamlarda binlerce yıllık sözlü edebiyat geleneğiyle buluşur, tanışır. Anlatılan masallar, efsaneler ve kılamlar zihnine işlenir. Daha sonra artık kendisi bu kültürel hafızayı şiirle, sözle, kitaplarla yeni nesillere aktarır.
GAZETECİ-YÖNETMEN
1978 yılında Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde dünyaya gelen yönetmen Sedat Kıran, yerel ve ulusal basında gazetecilik ve muhabirlik yaptı.
Yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği, Karacadağ’da binlerce yıllık bir yaşam kültürünü anlatan uzun metrajlı belgesel filmi "Abur", Karacadağ’da çeltik ve pirinç üretimini merkeze alan, tarım toplumunun son izlerini ve kadim ritüellerini yansıtan "Mîrkut" ile "Bilûra Nişo" belgesel/fimleri beyaz perdeye aktardı.
Kıran'ın eserleri, ulusal ve uluslararası film festivallerindeki özel gösterimlerde yer aldı.