19. yüzyılın sonlarında Osmanlı coğrafyasını gezen Lübnanlı ve özellikle Osmanlı coğrafyasıyla ilgili çalışmalarıyla bilinen yazar Dr. Lamec Saad, 1890 yılında Diyarbakır’a yaptığı ziyaret sırasında kentin doğal güzellikleri ve sosyal yaşamına dair dikkat çekici gözlemlerini kaleme aldı.

Saad’ın notları, dönemin Diyarbakır’ında bahçelerin yalnızca tarımsal üretim alanı değil, aynı zamanda sosyal hayatın merkezi olduğunu ortaya koyuyor.

İlkbaharın gelişiyle birlikte bu verimli alanların adeta bir çiçek bahçesine dönüştüğünü belirten Saad, özellikle gül ve menekşelerin oluşturduğu manzaranın büyüleyici olduğunu ifade ediyor.

Bu durum, Diyarbakır bahçelerinin yalnızca üretim değil, estetik açıdan da önemli bir değer taşıdığını gösteriyor.

Diyarbakır'dan gönderilmeyince İstanbul'da ayakkabı fiyatları artmış
Diyarbakır'dan gönderilmeyince İstanbul'da ayakkabı fiyatları artmış
İçeriği Görüntüle

DİCLE KIYISINDA SOSYAL HAYAT

Saad’ın notlarında en dikkati çeken bölümlerden biri ise Dicle Nehri kıyısındaki sosyal yaşam. Rum Kapı ile Dağ Kapı arasında uzanan bahçelerin, halkın en önemli eğlence alanlarından biri olduğu vurgulanıyor. Bu bölgede özellikle sonbahar aylarında yoğun bir hareketlilik yaşandığı ifade ediliyor.

Kadınlı erkekli grupların bir araya geldiği bu alanlarda, insanların doğayla iç içe vakit geçirdiği, müzik eşliğinde eğlendiği aktarılıyor. Çeşitli çalgılarla söylenen şarkılar, dönemin sosyal yaşamına dair canlı bir tablo sunuyor.

DİYARBAKIR RAKISI

Saad, Diyarbakır’da üzümden yapılan kırmızı renkli rakının oldukça meşhur olduğunu da özellikle vurguluyor. Bu içeceğin, sosyal buluşmaların önemli bir parçası olduğu anlatılıyor.

Gezisinin sonunda şehirden ayrılırken kendisine dört şişe rakı hediye edildiğini belirten Saad, bu detayla Diyarbakır’ın misafirperverliğine de dikkat çekiyor. Bu anekdot, dönemin kültürel alışkanlıkları ve sosyal ilişkileri hakkında önemli ipuçları veriyor.

Kaynak: Vedat Gündoğan