Demokrasinin celladı: Cehalet

Demokrasiyi sadece bir hak sanıyoruz; oysa o, her şeyden önce yüksek bir toplumsal zekâ ve sarsılmaz bir bilinç meselesidir.

Abone Ol


Eğer, ''bilgi'' ve ''eğitim'' devre dışı kalırsa, mekanizma tersine işlemeye başlar.

Platon’un binlerce yıl önce ''Devlet'' adlı eserinde ortaya koyduğu düşüncelere göre, demokrasi eğitimsiz toplumlarda yozlaşarak demagogların ve sonunda tiranlığın ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

Bir toplumda sorgulama yetisi köreldiğinde, yerini körü körüne biat alır.

Eğitim; sadece diploma değil, neden-sonuç ilişkisi kurabilme ve gerçeği yalandan ayırt edebilme becerisidir.

Bu beceriden yoksun kitleler için özgürlük, aslında bir yanılsamadır.
Çünkü cehalet, kendi elleriyle inşa ettiği yapıyı, yine kendi elleriyle bir hapishaneye dönüştürebilir.

Bilginin olmadığı yerde, güç her zaman en gürültülü sesi çıkaranın eline geçer.

Eğitimsizliğin yarattığı o derin boşlukta, Platon’un işaret ettiği ''demagoglar'' sahne alır.

Bunlar halka akılcı çözümler sunan liderler değil; kitlelerin korkularını, kutsallarını ve öfkelerini birer enstrüman gibi kullanan duygu tüccarlarıdır.

Gerçeğin değil, ''duyulmak istenen yalanın'' hüküm sürdüğü bu zeminde, toplum bir kütle gibi istenen yöne sürüklenir.

Demokrasi neden gereklidir? Farklı akılların ortak bir doğruyu bulabilmesi için. Ancak bu akıllar bilgiyle beslenmiyorsa, ortaya çıkan şey bir uzlaşı değil, sağır edici bir gürültüdür.

Eğitimi, felsefeyi ve eleştirel düşünceyi merkeze almayan hiçbir yapı, ismine ne derseniz deyin, özgür kalamaz.

Platon’un dediği gibi; pusulasız bir gemiyi fırtınanın ortasına bırakmak, onu sadece ''kendi rızasıyla'' batırmaktır.

Unutmamalıyız ki; cehaletin hüküm sürdüğü yerde demokrasi sadece bir maskedir; asıl yüz ise her zaman karanlıktır.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">