Hakkında birçok dava açılan Demirtaş yaklaşık 9 yıldan beri tutuklu bulunuyor. Demirtaş, 42 yıl hapis cezasına çarptırıldığı Kobani davasından geçtiğimiz günlerde gerekçeli kararla suçsuz bulunduğu açıklanmıştı. Demirtaş ile birlikte aralarında Eş Başkan Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu yaklaşık 108 HDP üyesi de aynı davadan yargılanıyorlardı.
Selahattin Demirtaş bir siyasetçi. Günün koşullarına elbette ki tepki vermesi en doğal hakkı. Kürsü dokunulmazlığını kullanan ve seçmenlerine siyasi gelişmeler ve koşullara dair açıklamalarda bulunmak her siyasetçinin yaptığı ve yapması gereken beyanları dillendirmesi suç olmaması gerekir. Siyaset sahnesi rekabet eksenlidir. Bunu da halk adına siyasetçiler yapar. Demirtaş ve arkadaşları da kanımca bu ekseni kullanmaktan kendilerini men etmeyen bir yol izlemekten geri durmadılar.
Türkiye’de siyaset güçlünün güçsüzü yok etme, ortadan kaldırma eğiliminin ağırlıklı hayat bulduğu bir alan. Her ne kadar demokrasi ve demokratlıktan dem vuruluyorsa da görünenin hiç de öyle olmadığı Demirtaş ve arkadaşlarının yargılanmasında bu çarkın pek de vücut bulmadığı görülüyor. Demirtaş’ı seversiniz sevmezsiniz o ayrı bir konu. Ama gerçekten de Türkiye’de son yıllarda yetişmiş ender siyasetçilerden biri. Gündemi çok iyi takip eden, anında tepki veren bir karakter.
Demirtaş, hemen hemen her konuşmasında ayrıştırmadan, ötekileştirmeden medet uman bir yapının tam dışında yer alıyor. Kürt halkının hassasiyetlerini ırkçı bir yaklaşımla değil, tam aksine Kürt ve Türk halkının ortak yaşamından söz etmesi çok kıymetli olduğunu her daim dillendirmekten kaçınmıyor.
‘’Terörsüz Türkiye’’ söylemiyle tekrar gündeme gelen barışa dair gelişmeler ışığında Demirtaş, bence bu sürece dahil edilmesi gereken bir aktör. Demirtaş’ın kitlelerle kurduğu bağ yabana atılacak bir şey değil. Sadece Kürtler nezdinde değil, Türk halkınca da sevilen ve sayılan Demirtaş’ın düşüncesinden yararlanmak bence yerinde bir karar olur.
Ben barış sürecinin sadece Türkiye eksenli olduğuna inanmayanlardanım. Ortadoğu’nun göbeğinde yer alan ve dört bir tarafında her an sıcak çatışmaların kaçınılmaz olduğu Türkiye, kendi iç sorununu çözmesi kalıcı ve birleştirici olması tarihi bir görevdir. Bu çözümlemeler sadece iktidar partilerinin değil, tüm siyasi partilerinin de tarihi sorumluluğudur. Bu sorumluluğa Demirtaş’ın da dahil edilmesi varılacak yolun aydınlık olmasını sağlayacağına inanıyorum.
Mahkemenin gerekçeli kararı ile son Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) kararları gözden geçirilmeli ve Demirtaş özgürlüğüne kavuşturulmalıdır.