Asıl sorulması gereken soru şudur: İnsanlar neden boşanıyor değil, neden bu kadar uzun süre mutsuz evliliklerde kalıyor?
Evlilik, yalnızca aynı evde yaşamak ya da resmi bir sözleşme değildir. Duygusal güven, saygı, iletişim ve karşılıklı sorumluluk gerektirir. Bu unsurlar zedelendiğinde, evlilik bir ilişki olmaktan çıkar; bir yük, bir mücadele alanı hâline gelir. Sürekli eleştirilen, yok sayılan, değersiz hisseden bireyler için evlilik, ruhsal bir baskıya dönüşür. Bu noktada boşanma, kaçınılmaz bir sonuç olur.
Boşanma sürecinin en çok etkilediği alanlardan biri de ruh sağlığıdır. Özellikle
çocuklu ailelerde, “çocuklar için katlanmak” düşüncesi sıkça dile getirilir. Ancak araştırmalar ve saha deneyimleri şunu açıkça gösteriyor: Sürekli çatışmanın olduğu, sevginin yerini gerilimin aldığı bir ev ortamı, çocuklar için boşanmadan çok daha yıpratıcıdır. Çocuklar, anne babalarının mutsuzluğunu sezgisel olarak hisseder ve bu durum onların duygusal gelişimini derinden etkiler.
Toplumsal baskı, boşanmayı zorlaştıran en önemli etkenlerden biridir. “El âlem ne der?”, “Bir yuvayı yıkmak kolay mı?” gibi söylemler, bireyleri kendi ruhsal ihtiyaçlarını yok saymaya iter. Oysa sağlıksız bir yuvayı sürdürmek, onu bitirmekten daha masum değildir. Sürekli zarar gören bir ilişkide kalmak, hem bireye hem çevresine zarar verir.
Boşanma aynı zamanda bireyin kendisiyle yüzleştiği bir süreçtir. Kimi zaman kayıplar, kimi zaman suçluluk, kimi zaman da özgürleşme duygusu yaşanır. Bu süreç
profesyonel destekle yürütüldüğünde, kişi için ciddi bir dönüşüm ve yeniden yapılanma fırsatına dönüşebilir. Önemli olan, boşanmayı bir “yenilgi” olarak değil, bir fark ediş ve sorumluluk alma süreci olarak görebilmektir.
Elbette her evlilik boşanmak zorunda değildir. Ancak her evlilik de her koşulda sürdürülmek zorunda değildir. Sağlıklı ilişkiler, zorla değil, istekle devam eder. Sevgi, korkuyla değil; güvenle yaşar.
Sonuç olarak boşanma, toplumun yüzleşmekten kaçtığı ama konuşması gereken bir gerçektir. Yargılamak yerine anlamaya, etiketlemek yerine desteklemeye ihtiyaç vardır. Toplumun onayından önce bireyin ruh sağlığı gözetilmediği sürece, evlilik de aile de sağlıklı kalamaz.
Bir ilişkiyi sürdürmek erdem olabilir; ama zarar veren bir evliliği bitirebilmek cesarettir.
Aile Danışmanı Birgül BOZKAYA