ABD’nin diplomatik vize dahi vermediği Colani’nin konuşması sırasında ve delegasyondan bazı devlet başkanlarıyla yaptığı görüşmede sıkıntılı bir ruh hali içinde olduğu gözden kaçmadı.
Colani jöleli saç stiliyle çıktığı kürsüde eline tutuşturulan kağıtlara bakarak yaptığı konuşma sırasında, sık sık gözlerini genel kurula katılan delegasyondan kaçırması dikkatlerden kaçmadı. Colani rahat değil. İngiliz istihbarat servisi M16 tarafından eğitilerek sahaya sürülen Colani, batılı devletlere ve ABD’ye verdiği sözlerin etkisi nedeniyle yanlış bir şey söylememek adına basına ve topluluklar karşısına her çıktığında daha önce hazırlanan kağıtlardan medet ummaktan kendini alamıyor.
Colani’nin, sıkıntılı bir ruh hali içinde olduğunu söylemiştim. Kolay değil tabi. 22 inanç ve etnik bir yapının hâkim olduğu Suriye’de seçilmemiş bir Devlet Başkanı sıfatını taşımak başlı başına altından kolayca kalkamayacağının ayırdına varan Colani’nin, ne zamana kadar sahadaki gerçekleri görerek, politik tavır geliştireceği ise muamma.
Colani’nin en büyük sıkıntısı ne Dürziler ne Aleviler ne de Kürtler bence. Onun en büyük girdabı İsrail. Colani’nin, bu ülkenin girdabından kurtulması da bence kolay kolay olacağa benzemiyor. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Genel Kurul öncesi basına yapığı açıklamada, ‘’Ortadoğu diye bir şey yok, barış diye bir şey yok. Buralarda aşiretçilik, inanç ve köylülük var’’ şeklindeki sözleri ABD’nin söz konusu bölgeye bakış açısının dışa vurumundan öte bir şey değil aslında. Amaç bu coğrafyada kurulan yapay devletlerin de hiçbir zaman ulus devlet karakterine bürünmesinin de mümkün olmayacağının kanıtı.
Hal böyle iken ABD’nin tek isteği de İsrail’in güvenliğine yönelik ise Suriye’nin bir ulus devlet olmasına imkân tanınmayacak. Şu anda sahada görünen yapının bir devlet oluşumuna yönelmesi de geçen zaman içinde gözle görülür bir aktiflikle izah edilemez. Colani, iktidara getirilir getirilmez HTŞ denen yapının kendi iç dinamikleriyle bir plan ve programdan yoksun olduğu da geçen zaman diliminde gözler önüne serilmiş durumda.
ABD’nin temel amacı Colani’yi tamamen İsrail’in hegemonyası altına sokmak. İsrail’i böylelikle Suriye hava sahasını kontrol eden bir güç haline getirmek ve istediği bölgeleri ağır silahlardan arındırmak. Böylelikle hem İsrail’in güvenliği garanti altına alınmış olacak hem de Suriye’deki cihatçı yapıların nefes alışları dahi kontrol altına alınmış olacak.
Peki içeride, yani Suriye sahası nasıl huzura kavuşacak, nasıl yol alacak. İşte en büyük sorun da bu. Colani, herkesin duymak istediğini söylemeye devam etmesi halinde yol alması mümkün değil. Devlet yönetmek, örgüt yönetmeye benzemez. İngiliz politikalarına başka, Fransız politikalarına başka, ABD politikalarına başka yaklaşım sergilemek çıkmaz sokakta sağa sola koşup durmanın ötesine geçmez.
Colani, gerçek anlamda ülkesine sahip çıkacaksa kendi gerçekliklerine dönmesinden başka yolu olmadığını görmesinden geçiyor. Yukarıda izah ettiğim gibi 22 inanç ve etnik grubun hüküm sürdüğü Suriye’de en doğru yaklaşım saha gerçekliğini kabullenmekten geçiyor. Kimse Suriye’de ve Körfez ülkelerinde demokrasi falan beklemesin. Burada en gerçekçi demokrasi saha gerçekliğidir. Yani kısacası herkesin hakkının teslim edilmesidir.