Bir çınar daha devrildi

Bugün yazıma ara vereceğim… Elim kalem tutmuyor. Ne yazacağımı bilmiyorum… Ellerim titriyor, sözcükler boğazımda düğümleniyor… Boğulur gibi oluyorum…

Abone Ol

Kafam karmakarışık, yüreğim dağlanıyor. Kor ateş gibi yakıyor bedenimi.

Nasıl olmasın ki 50 yılı aşkın birlikte yol aldığım, ağabeyim, arkadaşım, sırdaşım, meslektaşım, dert ortağım, Diyarbakır sevdalısı Ertuğrul Pirincçioğlu’nu kaybettik.

Çanımın bir parçası, ciğerparem oğlumu kaybettiğimde yüreğim paralanmıştı, Bir Ertan Yurtaş ve bir de senin yokluğunda paralandım be ağabey….

Dile kolay 50 yılı aşkın gece gündüz, kentte, büroda, köyde, piknikte kafede…

Birlikte güldük, birlikte hüzünlendik… Birlikte titredik soğukta, birlikte ıslandık karda yağmurda…

Ayrılmaz dörtlüydük. Ertan Yürtaş, Veysi Fidan, ben ve sen… Birlikte neler yaşamadık ki…

Bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden anılar…

Bazen Veysi beye, bazen de bana takılırdın…. En çok da Ertan Yürtaş’a …Çok gülerdik çok…

Bir Diyarbakır’ı bir de Yıldız Parkını severdin. Bu parkta oturduğun sandalyenin altında gezinen kediyi pıştlarken kolunu tırmalamıştı… Kolunda çizik bile yoktu… Tetanos iğnesi vuracağım diye tutturdun… Ucumuz Tıp Fakültesi Hastanesinde çıktı… Daha çok anılar biriktirecektik oyunbozanlık yaptın be ağabey…

Ertan abi yürümeyi hiç sevmezdi… Buna çok kızardın… İnadına yürütürdün bizleri…

İkimiz de Diyarbakır’ı, Diyarbakırlıyı severdik… Dilimiz döndükçe de anlatırdık. Ve sen “siz mi kurtaracaksınız Diyarbakır’ı ‘’ diye çıkışırdı bize…

Bir gün Sur içinde çocukluğumuzun geçtiği sokakları gezelim dedik… Sokağa girer girmez iki kapkaççı takıldı peşimize… Telefonunu almak istedi ama alamadın kaçtı…

Moralimiz bozuldu, kenti yaşanmaz hale getirdiler diye üzülmüştük. ‘’Bir avuç kapkaççıya yetemiyorlar ‘’ diye yetkililere söylenmiştik..

Tek kapı da nargile kahvesi vardı… Bir yaz günüydü… Ben Ertan Abi ve sen

oturmuştuk.. Sakız satan bir çocuk geldi yanımıza… Sevinsin diye sakızını almıştık…

Sakızları çiğnerken Ertan Abinin koluna sakız yapıştırdın, Ertan Abi de “ sen kaşındın “ dedi… Bir müddet sonra Ertan abi dalgınlığından istifade ederek çok sevdiğin saçına sakız yapıştırdı… Bir türlü çıkaramadık saçından…Ben de ‘’ sakız saçkıran yapar ‘’ dedim…Buna inandın… “Sarımsak saçkıranı önler.” dedik… Ve sarımsak sürmek için tek kapı civarındaki Gazeteciler Cemiyetine gittik… Çok gülmüş, çok eğlenmiştik… Temel Reis gibiydin vesselam…

O kadar çok anılarımız var ki, hangisini yazayım… Ama söz veriyorum. Bunları kitaplaştıracağım… Sözün kısası, dosttun, arkadaş canlısıydın….Kale gibiydin arkamızda..

Çok kibar, çok naziktin… Velhasıl güzel insandın. Bizleri yetim bıraktın be koca çınar….

MEKANIN CENNET OLSUN

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">