Barışa Adım Adım…

Kanla sulanan topraklarda artık barış türküleri yankılanacak. 50 yılık kanlı çatışma ortamı bugün Süleymaniye’de silahların yakılmasıyla nihayet son buldu. Kanlı topraklarda kan ve gözyaşı yerine ekilecek barış tohumları halkların kenetlenmesiyle yarınların aydınlık geleceği olan ortak yaşamda vücut bulacak.

Abone Ol

Devlet aklının akil adamı Devlet Bahçeli’nin öncülük ettiği ve Abdullah Öçalan’ın kararlı tutumu üzerine başlayan ve bugün temeli atılan ‘’Terörsüz Türkiye’’ projesi silahların yakılmasıyla barışa evrildi. Örgütün kadın sorumlularından olan Bese Hozat’ın öncülüğünde yakılan silahlar bir daha gün yüzüne çıkarılamaması adına çok önemli bir adım. Örgütün kararlı tutumu Bese Hozat’ın grubun içinde yer almasıyla kendini göstermiştir.

Barış sürecinin mimarları olan Bahçeli ve Öçalan’ın yanı sıra, Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin de yabana atılmayan girişimleri tarihteki yerini aldı. Süreç öyle birkaç ayda karar bağlanmış basit ve yüzeysel gelişmelerle değil, aklın ve bölgesel gelişmelerin de etkisiyle bugünlere gelindi. Çok iyi organize edilen bir törenle alana inen ‘’ Barış ve Demokratik Toplum Grubu’’ adına konuşan Bese Hozat, ‘’Halkımıza ve Kamuoyuna’’ diye başladığı konuşmasında, ‘’ Demokratik değişim ve dönüşüm sürecine ivme kazandırmak üzere oluşan Barış ve Demokratik Toplum Grubu olarak; burada bulunan ve tarihi demokratik eylemimize tanıklık eden herkesi saygıyla selamlıyoruz.

Kürt varlığına yönelik inkâr ve imha amaçlı saldırılara karşı savaşmak amacıyla farklı tarihlerde PKK’ye katılmış ve silah kuşanıp farklı bölgelerde mücadele etmiş biz kadın ve erkek özgürlük savaşçıları, bugün buraya Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 19 Haziran 2025 günü açıklamasında dile getirdiği çağrıya cevap olarak buraya geldik. Gelişimiz aynı zamanda Önder Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 günü açıkladığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, 5-7 Mayıs günlerinde yapılan PKK 12. Kongre kararları temelindedir. Barış ve Demokratik Toplum sürecinin pratik başarısı için bir iyi niyet ve kararlılık adımı olarak ve bundan sonra özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelemizi, demokratik siyaset ve hukuk yöntemiyle yürütmek amacıyla ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde sizlerin huzurunda silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz.

Attığımız bu adımın başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm halkımıza, Türkiye ve Ortadoğu halklarına ve tüm insanlığa hayırlı olmasını, barış ve özgürlük getirmesini diliyoruz.’’

Şimdi sıra devletin çeşitli kademelerinde hummalı bir çalışma dönemi. Çıkarılacak demokratik yasalarla geleceğe ışık tutacak adımlarda. Bu adımlar arasında sürgünde bulunan Kürt siyasetçilere özgürlüklerinin tanınması, cezaevlerinde tutuklu bulunan belediye başkanları ve siyasetçilerin Salı verilmesinde. Demokratik bir toplumun inşası elbette ki yasalarla vücut bulacak.

Demokratik entegrasyonun sağlanması için başta ceza yasalarında olmak üzere anti demokratik olan tüm yasalar rafa kaldırılmalıdır. Bireyin hak ve özgürlüğü ceza kanunlarıyla değil, temel insan hakları güvencesi ile sağlanmalıdır. Siyaset yapma özgürlüğü kısıtlanmamalı, bunun önündeki ‘’Terörle Mücadele Yasası’’ revize edilerek, demokratik bir statüye kavuşturulmalıdır. Yani kısacası mevcut bulunan anti demokratik yasalar özgürleştirilmelidir.

Türkiye’nin bölgesinde güçlü bir demokratik ülke olmasının önündeki tüm engeller yasal güvence altına alınması demek, ülkenin ekonomik alanda umulanın üzerinde bir gelişme rotası izlememesi kaçınılmaz olacak. Hak ve özgürlükler adına tüm engellerin kaldırılması, Türkiye’nin bölgesinde lider konuma ulaşması demek. Dört bir tarafı ateş çemberiyle sarılı Türkiye’nin müreffeh bir ülke konumuna gelmesinde silahların susmasının önemi ileri ki süreçte kendini daha iyi hissettirecek.

Süreçten rahatsız olanlar elbette ki olacak. Küresel güçlerin Türkiye’nin bölgesinde güçlü bir devlet olmasını istemeyenler hep var ve var olacak. Bu tarihsel barış sürecinin başarıya ulaşması adına her kesimin, her siyasi partinin, her demokratik kurumun sorumluluktan kaçınmaması gerekir. Demokratik bir Türkiye’de ortak yaşamın hayatın her alanında kendini hissettirmesi için barış ve barışa sarılmaktan başka bir yol yok ve olmayacakta.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">