Şampiyonluğa oynayan Amedpor’da son maçlarda yaşanan puan kayıpları beraberinde tartışmaları gündene getirdi. Amedspor’da, “Atletik Bilbao” modeli uygulanabilir mi, sportif başarılı ne kadar önemli? Spor yorumcusu Murat Kaya’nın Cega Medya için kaleme aldığı yazı;
Murat KAYA
Amedspor son 12 yılda isim değişikliğiyle birlikte Türkiye liglerinde dikkat çekici bir etki yarattı. 2014 yılında felsefe ve kimlik açısından yeni bir döneme giren kulüp, arkasına aldığı güçlü halk desteğiyle çok genç bir yapı olmasına rağmen yılların köklü takımlarıyla yarışabilecek seviyede bir taraftar potansiyeline ulaştı. Ancak geçen süreye rağmen yönetim anlayışı ve kurumsal yapı bakımından klasik Türk futbol düzeninden belirgin biçimde ayrışabildiğini söylemek zor görünüyor. İkinci ligde 10, birinci ligde ise 2 yıldır mücadele etmesine rağmen hâlâ somut, sürdürülebilir ve uzun vadeli bir proje ortaya konmuş değil.
Türkiye elbette İspanya değil, bölgenin sosyolojik ve ekonomik gerçekleri de Bask bölgesiyle birebir örtüşmüyor. Ancak model olarak bakıldığında Atletik Bilbao önemli ve gerçekçi bir örnek sunuyor. İspanya’da Barcelona, Real Madrid ve kısmen Atletico Madrid gibi dev bütçeli kulüplerin hegemonyasına rağmen ayakta kalabilmesi, hatta zaman zaman onlarla sportif rekabete girebilmesi tesadüf değildir. Bu başarının temelinde transfer yarışına dayalı bir anlayış değil; güçlü bir kimlik, yerel aidiyet ve sistemli altyapı yatırımı vardır.
Amedspor’un birebir aynı modeli uygulaması elbette mümkün ya da gerekli değildir. Zaten ülkenin koşulları da bu modele uygun değildir ancak Bilbao’nun ortaya koyduğu temel ilke; yani aidiyet temelli, sürdürülebilir ve uzun vadeli bir proje örnek alınabilir. Hem ülkenin hem de bölgenin gerçekliğinden hareket edilerek özgün bir proje yapılabilir. Amedspor’un nihai hedefi süper lig olduğu için Türkiye’de Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi ekonomik gücü yüksek kulüplerle rekabet edebilmenin yolu günü kurtaran transfer politikalarından değil; güçlü bir kurumsal yapıdan, altyapıdan ve bölge gençlerine umut verecek bir vizyondan geçer. Bu konuda şu anki yapı ve sistemle ısrar edildiği takdirde Amedspor’un sonu maalesef ki klasik Türk tipi modelle yönetilen Anadolu kulüplerinden farksız olmayacaktır. Bu şekilde yönetilen ve iflas eden sayısız örnek verebiliriz, en yakın örneği de Diyarbakırspor…
Gerçek rekabet, günü kurtaran politikalarla değil modelle mümkündür. Amedspor’un sürdürülebilir bir başarı hikâyesi yazabilmesi için aidiyeti merkeze alan, altyapıya ve scoutinge yatırım yapan, kurumsallaşmış ve uzun vadeli bir futbol aklına ihtiyacı vardır. Aksi takdirde mevcut sistem içinde var olmaya çalışmak, özellikle süper ligde güçlü rakipler karşısında sürekli dezavantajlı bir konumda kalmak anlamına gelecektir. Amedspor bu sene olmasa seneye, seneye de olmasa bir sonraki sene, ama mutlaka süper ligde yer alacaktır.